31 Temmuz 2014 Perşembe

Kötü Çocuklar: Soluk Soluğa - M. Leighton Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 23:24 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Kötü Çocuklar: Soluk Soluğa
Özgün adı: Down to You
Yazar: M. Leighton
Seri: Kötü Çocuklar, #1
Çeviren: Banu Belgi
Sayfa sayısı: 300
Türü: Yetişkin, Romantik
Yayın evi: Optimum Kitap

Bir kız, iki erkek ve bir aşk üçgeninin ateşli hikayesi Olivia Townsend özel biri değildir. Okul ücretini çıkarmak için çalışan, babasının işlerini yürütmesine yardım eden sıradan bir kızdır. Babasını terk edecek ikinci kadın olmamaya kararlıdır, kendi hayatını askıya alması gerekse bile… Olivia için, yapması gereken şeyler bellidir. Fakat, Cash ve Nash Davenport ile tanıştıktan sonra her şey karmaşık hale gelir. Onlar kardeştir. Hem de ikiz. Cash, onun bir erkekte istediği her şeye sahiptir. Tehlikeli ve ne olursa olsun onu yatağa atmayı isteyen seksi, kötü bir erkektir. Olivia'yı baştan çıkarır ve tek bir öpücükle, kötü olduğunu unutturur. Nash, onun bir erkekte ihtiyaç duyduğu her şeydir. Başarılı, sorumluluk sahibi ve son derece tutkulu bir erkektir. Ama o, Liv'in zengin ve güzel kuzeni Marissa ile birliktedir. Yine de bu, Olivia'nın ona baktığında erimesini durdurmaz. Tek bir dokunuşla, neden asla birlikte olamayacaklarını unutturur. Olivia, onların bir şey sakladığını öğrenince, siyah beyaz olan her şey grileşir. Olabildiğince hızlı bir şekilde kaçmasını gerektiren bir şey… Ama kaçmak için çok geçtir. Olivia artık olayların içindedir. Ve aşıktır. İkisine de. İki kardeş de Olivia'nın kalbini titretir. İki kardeş de Olivia'yı heyecanlandırır. Olivia ikisini de ister. Ve onlar da Olivia'yı. Peki, Olivia nasıl bir seçim yapacak?
YORUM
Normalde aşk üçlemeleri olan kitapları çok sevmem ama bu kitap... o.O
Direk sonundan bahsetmek istiyorum.. O nasıl bir sondu öyle? :O Cash'in sırrını öğrenince eminim herkes benimle aynı tepkiyi vermiştir: 'Yuh, yok artık'. Beklemiyordum çünkü...
Olivia'nın ikilemleri beni öldürdü. Kötü çocuk varken iyiye kim bakar ki? :P Neyse Cash aşkımı bir kenara bırakıyorum, biraz kitaptan bahsedeyim.
Kitabın giriş sahnesi beni bitirdi zaten. Olivia barda yanlışlıkla (!) Cash'i soyuyor.  Evet, yanlışlıkla... Çocuk da ne yapsın öyle güzel kızın karşısında sesini çıkarmıyor. :P Ehem, neyse. Cash'in bir de ikiz kardeşi var Nash. Cash biraz daha kafasına buyruk bir tip, kelimenin tam anlamıyla Kötü Çocuk. Ayrıca bir bar işletmecisi. Nash hukuk okuyor, kariyeri ve hedefleri var. Yani tam ideal bir erkek ama kız arkadaşı var... (Buna rağmen Olivia'ya bakıyor terbiyesiz. :P)
Olivia'nın daha önceden çıktığı çocuklarla ilgili 'kötü' anıları olduğundan Cash'le Nash arasında ikilemde kalıyor. Tanıtım kısmında da yer aldığı gibi Olivia aşk üçlemesinin içinde. Kızın iki çocuğu birden götürmesi de cabası zaten. Neeeyse, yine de güzel bir sondu devamını kısa zamanda getiririm muhtemelen.
Ayrıca Cash'in muhasebeciler hakkında söyledikleri kalbimi kırdı :((( Ben de muhasebecilik okuyorum da. :D (Alıntılar kısmında söylediklerini okuyabilirsiniz. :P)
PUAN
ALINTILAR
"Çalışmıyor mu araban?"
"I-ıh."
"Sorun ne?"
"Bilmem ki. Yumurtalıklarım var benim; dolayısıyla da makineli olan hiçbir şeyle iyi geçinemem."
"Ee, branşın ne?"
"Muhasebe."
"Muhasebe mi? Muhasebe saçlarını topuz yapan ve ortopedik ayakkabılarla dolu bir ayakkabılığı olan evde kalmış kız kurularına göre bir bölümdür. Sen neden onu seçtin ki?"
 Kendi kendime kaybolduğum anın tam olarak bu an olduğunu düşünüyorum.
Cash'te kayboldum. Sonsuza kadar.

27 Temmuz 2014 Pazar

Kağıttan Kentler - John Green Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 19:47 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Kağıttan Kentler
Özgün adı: Paper Towns
Yazar: John Green
Çeviren: Banu Talu
Sayfa sayısı: 320
Türü: Genç Yetişkin, Macera
Yayın evi: Pegasus Yayınları

Kendini ararken kaybolmanın ve yeni bir başlangıçla hayat ile aşkı keşfetmenin hikâyesi...

Quentin Jacobsen tüm hayatını, maceraperestliğin kitabını yazmış Margo Roth Spiegelman'ı uzaktan severek geçirmiştir. Bu yüzden Margo tıpkı bir ninja gibi giyinmiş halde penceresine tırmanıp zekice planladığı intikam savaşına onu davet edince Quentin, Margo'nun peşine düşer.

Genç kızla sabaha kadar ortalığı karıştırdıktan sonra okula giden Quentin, her zaman bilinmezlerle dolu olan Margo'nun artık tam bir gizeme dönüştüğünü keşfedecektir. Fakat kısa süre sonra ipuçları olduğunu ve bunların kendisi için bırakıldığını fark eder. Birbirinden bağımsızmış gibi görünen ipuçlarının peşinde inatla ilerlemesine rağmen Quentin, Margo'ya ne kadar yaklaşırsa, tanıdığını sandığı kızdan o kadar uzaklaştığını görecektir...
YORUM
Kağıttan Kentler sanki biraz daha ergen dönemi kişiler için yazılmış bir kitaptı. Bana göre her yaşta insanın okuyabileceği bir kitap değildi ki ben okurken biraz sıkıldım, hatta atladığım çok sayfa oldu.
Genel anlamda kitabın konusunu çok sevdim, farklı türde bir kitap olmuş. Ama John konuyu çok yavaş işlemiş. Olaylar çok ağırdan ilerliyordu bu yüzden de biraz sıkıldım.
Başlangıcı çok iyiydi. Quentin (kısaca Q) çocukluğundan beri aşık olduğu Margo ile bir maceraya atılıyorlar. Margo okuldan bir kaç arkadaşından intikam almak istiyor ve birlikte bir gecede hepsinden intikam alıyorlar. Daha sonra Margo evinden kaçıyor ve Q'nun onu bulabilmesi için ipuçları bırakıyor. Burada çok daha fazla ipucu olsaydı sıkılmazdım belki ama kitabın çok büyük bir kısmında Margo'nun bıraktığı ipuçlarından biri olan şiir kitabı üstünde çok duruyorlar.
Q, bu ipuçlarıyla Margo'ya her geçen gün daha da yaklaşıyor ama hala ona çok uzak olduğunu hissediyor. Hatta Margo'nun yaşayıp yaşamadığından bile emin değil...
PUAN
ALINTILAR
"Bana zarar vericiliği olmayan tek bir söz söylediğini bile sanmıyorum."
"Zarar verme olasılığı."
"Teşekkür ederim, Bay Sıkıcı DilbilgiUzmanıoğlu."
"Dilbilgisi." dedim.
"Ah tanrım, seni öldüreceğim!" Ama gülüyordu.

"Sonsuza dek şimdilerden oluşur."

"Hiçbir şey hayal ettiğim gibi olmuyor."
"Evet, doğru ama hayal etmezsen, hiçbir şey de gerçekleşmez."

23 Temmuz 2014 Çarşamba

Acemi Cadı - Rachel Hawkins Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 20:35 0 yorum
TANITIM
















Kitabın adı: Acemi Cadı
Özgün adı: Hex Hall
Yazar: Rachel Hawkins
Seri: Hex Hall 1/3
Çeviren: Beyza Hatırnaz
Sayfa sayısı: 288
Türü: Fantastik
Yayın evi: Karakedi Yayınları

On iki yaşında cadı olduğunu öğrenen Sophie Mercer'in başı o günden sonra bir daha dertten kurtulmaz. Cadı olmak hiç de öyle umduğu gibi havalı bir şey çıkmamıştır: Çalı süpürgesiyle etrafta uçması yasaktır mesela, hâlâ herkes gibi otobüse binmek zorundadır. Konuşan bir kedisi de yoktur (zaten alerjisi vardır). Ayrıca semender gözü gibi şeyleri nereden bulabileceğini bile bilmez. Yaptığı acemice büyüler yüzünden annesiyle birlikte sürekli okul ve eyalet değiştirmek zorunda kalan Sophie okul balosunda denediği aşk büyüsünü de yüzüne gözüne bulaştırınca kendini bir anda sorunlu cadıların, perilerin, büyücülerin, vampirlerin ve kendi deyimiyle diğer "hilkat garibesi" ergenlerin gönderildiği bir ıslahevi olan Hex Hall'da bulur. Burada da başını belaya sokmaktan geri kalmayan Sophie daha ilk günden süper model gibi görünen üç güçlü cadıyı kendine düşman eder, göz kamaştırıcı bir büyücüye abayı yakar, tüyler ürperten bir hayaleti peşine takar; bütün bunlar yetmezmiş gibi kampüsteki yegâne vampirin de oda arkadaşı olur. Üstelik bu vampir bir önceki oda arkadaşının esrarengiz ölümünün baş şüphelisidir. Ama Sophie çok daha büyük bir tehditle karşı karşıyadır: Kadim bir gizli topluluk bütün "hilkat garibelerini" özellikle onu ortadan kaldırmaya ant içmiştir. 
YORUM
Acemi Cadı'yı lise dönemimde okusaydım daha çok severdim, şüphesiz. Kötü değildi ama daha iyi olabilirdi. Yazar biraz basite kaçmıştı sanki.
İçerik olarak tanıtım kısmında da yer aldığı gibi okuduğu okulda yakın arkadaşının kavalyesi yok diye ona bir aşk büyüsü yapıyor ve yüzüne gözüne bulaştırıyor tabii. Bu yüzden de Hecate'e (Hex Hall'a) gönderiliyor. Herkesin buraya bir geliş nedeni var, yani bir nevi ıslahevi. Okul olarak da düşünebiliriz. Çünkü öğrenciler burada eğitim görüyorlar. Okulda öğrenci olarak ne ararsanız var; ak cadı, kara cadı, kurtadam, vampir, şekil değiştiren, iblis... tam bir canavar okulu yani.
Başkarakter Sophie gerçek anlamıyla bir 'Acemi Cadı' kızın hiçbir şeyden haberi de yok. Ne doğru düzgün büyü yapabiliyor ne cadılık hakkında bilgi sahibi.
Sophie'nin yakın arkadaşı bir vampir (adı Jenna). Okulda gizemli bir şekilde ölüm olayları oluyor (hepsi de boyundan ısırma) haliyle herkesin tek bir şüphelisi var o da Jenna.
Sophie ayrıca okulun yakışıklısı Archer'a aşık ve o da bir takım nedenlerden dolayı kaçtı. Kitap sonunda yazarın ondan bahsetmesini umuyordum ki öylece bitti. Yani serinin devamını Archer için getirebilirim.
Özetle benim için biraz çerezlik bir kitaptı. Ama yine de seriyi tamamlarım muhtemelen. :)
PUAN
ALINTILAR
"Sophie Mercer," diye başladı Elodie monoton bir sesle, "seni kardeşliğimize dahil etmek için geldik. Ritüeli başlatmak için beş kelime söyle."
Onu duymazdan geldim. "Lanet olsun, benimle dalga mı geçiyorsunuz?"
Sinirli sinirli iç geçirdi. "Hayır, beş kelime 'sizin teklifinizi kabul ediyorum kardeşlerim.'"
Zihnimin gerisinde bir yerlerde aşkın kendi gücü olduğunu duyuyordum. Haklıydı: Bu büyüydü.

20 Temmuz 2014 Pazar

Beni Bırakma - Tahereh Mafi Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 21:52 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Beni Bırakma
Özgün adı: Unravel Me
Yazar: Tahereh Mafi
Seri: Bana Dokunma, #2
Çeviren: Deniz Başkaya
Sayfa sayısı: 424
Türü: Distopya
Yayın evi: Dex Yayınları

Tik tak tik tak
Savaş.
Başlamak.
Üzere.

Juliette, sonunda Omega Noktası'na ulaştı. Onu seven ve özel yetenekleri olan insanların yasadığı, yeraltı direnişinin merkezine.

Yeniden Kuruluş'tan ve silah olarak kullanılmanın verdiği acıdan kaçmayı başarmıştı. Artık Adam'ı sevmekte özgürdü. Ama ölümcül dokunuştan asla kurtulamayacaktı; düşündüğünden de çok onu isteyen Warner'dan da.

Bana Dokunma ile başlayan nefes kesici serinin bu bölümünde, Juliette yaşamını değiştirecek kararı vermek zorunda. Asıl istediği ile olması gereken arasında bir seçim yapmalı ve sonucun tüm yaşamını değiştireceğini unutmamalı.

Kalbi ve Adam'ın yaşamı arasında korkunç bir seçim Juliette'i bekliyor.
Warner & Juliette
YORUM
Şimdiden söyleyeyim, özellikle distopya severler, henüz kitabı okumadıysanız çok şey kaçırıyorsunuz!

Kitaptan ne şekilde nasıl bahsetsem bilemiyorum, şuan kafamdakileri kelimelere dökmekte zorlanıyorum... Ah şu bizi iki karakter arasında bırakan yazarlar! Warner... Adam... oof of... Yazara en uyuz olduğum kısmı burasıydı sanırım... Juliette'in bile kafası karışıyorken biz ne yapalım yani? :((( O nasıl bir sondu heleee?  Üçüncü kitabın çevrilmesini nasıl bekleyeceğimi bilmiyorum.

İlk kitabın yorumunda da yazmıştım, Warner'ın kötü biri olmadığını biliyordum. Bu kitapta bunu daha iyi anlıyorsunuz. Yani tabii yine de huylu huyundan vazgeçmez deyimini göz önünde bulundurun derim. :D

Bana Dokunma'da Warner ve Adam'ın Juliette'e dokunabilmelerinin nedeninin ona olan aşklarından olduğunu düşünmüştüm. Ama öyle değilmiş. Bu kitapta onun cevabını net bir şekilde öğreneceksiniz.

Gel gelelim konuya, heyecan Bana Dokunma'nın bittiği yerden aynen devam ediyor. Bu kitap biraz kalp kırıklarıyla dolu. Yani okuyan herkes Adam'ın haline ciddi anlamda üzülecektir. Ve Warner...onun hakkında da fikrinizin değişeceğine eminim.

Omega Noktası ile Yeniden Kuruluş arasında savaş başlamak üzere ve her iki taraf da hazırlıklarını iyi bir şekilde yapıyorlar. Bir tarafta silahlarla donatılmış askerler, bir tarafta özel güçleri olan insanlar. Bir de Juliette'in yaptıkları. -_-

Warner'ın babasının gelmesiyle olaylar da iyice karışıyor. Warner'ın Juliette'e olan aşkı apayrı bir olay zaten. Her şey Juliette'in kendisini suçlaması da çok sinir bozucuydu. Duyduğuma göre üçüncü kitapta bayağı dişli biri oluyormuş. Umarım Dex beni çok fazla bekletmez. Şimdiden sabırsızlanıyorum!
PUAN
ALINTILAR
Yalnızlık tuhaf şey. Sezdirmeden yanınıza sokuluyor, sessiz ve kımıltısız, karanlıkta yanınıza oturup uyurken saçınızı okşuyor. Kemiklerinize sarılıp bedeninizi neredeyse nefesiniz kesilecek kadar sıkıyor. Hep yanınızdadır; elinizi ancak doğrulmaya çalıştığınızda sizi aşağı çekmek için tutar.

Gülümsediğini görüyorum.
Gamzeleri var.
Tartışmasız, gördüğüm en güzel şey.

Eskide kalmış bir duyguyu anımsamaya başlıyorum.
Ümit.
Ümit; bir damla bal, baharda açan bir lale tarlası gibi. Taze bir yağmur, fısıldanan bir yemin, bulutsuz bir gök, bir cümlenin sonunda mükemmel bir noktalama işareti.
Ve bu dünyada dibe batmama engel olan tek şey.

"Kitaplar," diyor, "kolayca yok edilir. Fakat sözcükler insanlar onları anımsadığı sürece yaşar."

"İsmimi söylemen hoşuma gidiyor aşkım," diyor. "Sebebini bilmesem de."
"Adın Warner değil," diye çıkışıyorum. "Adın Aaron."
Şimdi gülümsemesi iyice yayvanlaşıyor. "Tanrım, bu çok hoş,"
"Adın mı?"
"Sadece sen söylediğinde."
"Aaron mı? Warner mı?"
Gözleri kapanıyor. Başını geriye atıp duvara yaslanıyor. Gamzeleri beliriyor.

"Lütfen,"
"Lütfen bunu yaptım diye vurma beni," diyor.
Ve beni öpüyor.

18 Temmuz 2014 Cuma

Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi - F. Scott Fitzgerald Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 12:25 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi
Özgün adı: The Curious Case of Benjamin Button
Yazar: F. Scott Fitzgerald
Çeviren: Zeynep Ertan
Sayfa sayısı: 80
Türü: Öykü
Yayın evi: Profil Yayınları

Benjamin Button 1860 yılında dünyaya gelir. Ama herkes bebek olarak doğarken, o gizemli bir şekilde yaşlı olarak doğar ve gençleşmeye başlar. Yaşlılıktan gençliğe doğru ilerlerken hayatın cilveleriyle karşılaşır. Sırasıyla savaşa katılır, iş hayatına atılır, aşık olur, evlenir ve çoluk çocuğa karışır. Daha sonra üniversiteye, ardından liseye gider. Anaokulundan sonra, iyice küçülür ve sonunda hemşirenin kollarına döner. 
YORUM
Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi'nin geçen yıl filmini izlemiştim. Çok beğenmiştim. Geçenlerde gözüme çarptıydı kitabı merak ettim, okuyayım dedim.
Benjamin, 70'li yaşlarında görünen bir bebek olarak dünyaya geldi. Ailesi ilk başta her ne kadar itiraz etse de onun bu durumuna alışmışlardı. 50'li yaşlarında görünüp aslında 20 yaşında olan Benjamin kendisinden yaşça küçük bir kıza aşık oluyor ve evleniyorlar. Yıllar geçtikçe daha da yaşlanması gereken Benjamin gençleşiyordu ve karısı da yaşlanıyordu. Benjamin artık eskisi gibi karısına ilgi duymuyordu bu yüzden o zamanlarda savaş olduğundan orduya katılmaya karar veriyor. Yaklaşık 10 yıl sonra eve döndüğünde karısını çok daha fazla yaşlanmış kendisini de daha da genç buluyor.
Yaşı ilerledikçe (görünümü küçüldükçe) önce ilkokula sonra anaokuluna gidiyor. Daha sonra da bir bakıcı tarafından bebek halini almış şekilde beşikte sonsuz uykusuna dalıyor.
Yanlış hatırlamıyorsam filmde Benjamin'i ailesi kabul etmiyor, birine veriyordu. Kitapta tamamen ailesi tarafından yetiştiriliyor. Kitabın filmle pek çok yönden alakası yok. Aslında bu öykü kitabını çok daha genişletip ayrıntılarına girmiş uzunca bir film yapmışlar. İyi mi yapmışlar bilemedim, hikayenin aslından sapması uyarlama filmlerin kitaba sadık kalmadan yapıldıklarına bir kez daha şahit olmuş oldum ama filmi de hikayeyi de çok sevdim. Son olarak yakın zamanda filmi tekrar izlemeyi düşünüyorum.
PUAN

ALINTILAR
“Sen de nereden çıktın Tanrı aşkına? Kimsin sen?” dedi Bay Button çıldırmışcasına.
“Sana tam olarak kim olduğumu söyleyemem,” dedi şikayet dolu bir inlemeyle, “çünkü doğalı sadece birkaç saat oldu, ama soyadımın Button olduğu kesin.”
“Bana ne isim vereceksin baba?” diye sordu çocuk odasından çıkarken. “Bir süre ‘bebek’ mi diyeceksin, daha iyi bir isim bulana kadar?” Bay Button homurdandı. “Bilmiyorum. Sanırım sana Methuselah* diyeceğiz.”
*Methuselah, 969 yıl yaşadığı söylenen ve Tevrat’ın birinci kitabında Nuh’un dedesi olarak
geçen kişi.

17 Temmuz 2014 Perşembe

Kış Güneşi - Jennifer L. Armentrout Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 19:22 0 yorum
TANITIM

Kitabın adı: Kış Güneşi
Özgün adı: Frigid
Yazar: Jennifer L. Armentrout
Çeviren: Serkan Göktaş
Sayfa sayısı: 316
Türü: Romantik
Yayın evi: DexPlus Yayınları

Yirmi bir yaşındaki Sydney, Kyler'a ezelden beri aşık. Ne yazık ki Kyler onu atlıkarıncadan ittiği ve Sydney'in de karşılığında Kyler'a çamur yedirdiği günden beri sıkı dostlar.
Kyler tam bir çapkın, bir kızın yanında iki geceden fazla duramıyor. Syd kendini gittikçe daha kötü hissdiyor. Ancak okuldaki son yılda duygularını itiraf ederek ilişkilerini berbat etmek istemiyor. Kyler'ın gözünde ise Syd hep ulaşılmaz bir noktada, adeta mükemmelliğin simgesi. Syd'in ona hayatta bakmayacağını düşünüyor.
Bir gün Kyler'ın dağ evine kayak tatiline gidiyorlar ve bütün saklı duygular gün ışığına çıkıyor. Ama küçük bir sorun var. Evde yalnız değiller. 
YORUM
Sydney (kısaca Syd)  de Kyler da birbirine deli gibi aşık ama gel gelelim olayı o kadar uzattılar ki kitap boyunca iki karakteri tokatlamak istedim. :D Birbirlerini gerçekten seviyorlar ama ikisi de karşı tarafın daha iyi birine layık olduğunu, hatta kendisini sevmediğini düşünüyor. İkisinin de düşünceleri aynı (!)
Kitabın her iki karakter gözünden de anlatılması daha kolaylık sağladı. Ne düşündüğünü merak etmiyorsunuz çok fazla. Kitabın tanıtım kısmında her şey açık aslında ama ben yine de biraz giriş yapayım içeriğine.
Syd ve Kyler çocukluktan beri arkadaşlar. Syd, Kyler'a küçüklüğünden beri aşık ama Kyler ona aşık olduğunu biraz daha geç fark ediyor... Kyler'ın hayatı eğlence ve kızlardan ibaret ama Syd'inki öyle değil. Syd'i ne zaman biriyle görse deliye dönüyor ama gel gelelim bir türlü itiraf edemiyor sevdiğini.
Her yıl Syd ve Kyler kayak tatiline gidiyorlar, genelde hep arkadaşlarıyla gidiyorlar ama bu kez kar problemleri yüzünden yalnız gitmek zorunda kalıyorlar. Kitap tanıtımında 'evde yalnız değiller' kısmını ben gerçek anlamda yalnız değiller diye anlamıştım (:D) ama öyle değilmiş, yani birisi Kyler'dan intikam almak istiyor ve evi sürekli gözetlediği için yazılmış. Yazar iyi ki araya öyle bir heyecan daha sokmuş ki öbür türlü okurken sıkılırdım muhtemelen. Zaten Syd'le Kyler arasında ne oluyorsa bu dağ evinde oluyor...
Kısacası boş vakitlerde okunabilecek çerezlik bir kitaptı bence. :)
PUAN


ALINTILAR
(Kyler)
Sydney Bell her zaman bana birkaç gömlek fazlaydı ve hep öyle olacaktı.
"Sana kötü haberlerim, nefis kötü haberlerim ve çok lezzetli kötü haberlerim var."
"Kötülük, nefis ve lezzetli gibi sıfatlarla tanımlanamaz bir kere."
(Kyler)
Syd okul kütüphanesinin önünde dikilirken onu sevdiğimi anlamıştım. Öyle arkadaşça bir sevgi değildi bu. Kardeşçe bir sevgi de değildi. Onu bütün bunları aşan bir şekilde seviyordum. Ona âşıktım.
(Sydney)
"Sen beni parkta yere düşürdüğün günden beri seni seviyorum. Yemin ediyorum, o gün bugündür aşığım dana."

14 Temmuz 2014 Pazartesi

Demi Lovato - Güçlü Kal: 365 Gün Hayata Tutun Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 18:45 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Güçlü Kal: 365 Gün Hayata Tutun
Özgün adı: Staying Strong: 365 Days a Year
Yazar: Demi Lovato
Çeviren: Sevinç Seyla Tezcan
Sayfa sayısı: 408
Türü: Kişisel Gelişim
Yayın evi: Pegasus Yayınları

Sevgili Okuyucu,

Hayatımda pek çok tecrübe yaşadım, bağımlılıktan depresyona kadar pek çok zorlukla karşı karşıya kaldım ama hep kendimi keşfetmenin ve mutluluğun peşinde oldum. İnişler ve çıkışlar, kalp kırıklıkları ve zaferler her zaman var olacak. Bu yüzden bazen ufacık birkaç kelime bile çok şeyi değiştirebilir. İnsanı rahatlatıp ilham verebilir.


İçimde var olan yüce güçle temas kurmak için her gün meditasyon yapıyor ve dua ediyorum. Huzur bulmak için sığınabileceğiniz daha yüce bir güce, sizden daha büyük bir şeye sahip olmanız çok önemlidir. Bazı günler mücadele gerektirse de, sizi motive edecek, size ilham verecek ve pozitif kalmanıza, ileri doğru yol almanıza yardım edecek bir şeylerin olması çok önemli.


Bu kitap kendi sözlerim ve bana ilham veren alıntıların yanı sıra derslerin, meditasyonların, düşüncelerin ve günlük hedeflerin bir derlemesi. Bana müthiş yardımcı oldular. Bu hepinizle paylaşmak istediğim, özel ve kişisel bir armağan.


Hayatta her nerede olursanız olun, lütfen bunu okuyun ve yanınızda olduğumu bilin. Güçlü kalın, cesur olun, çok ve gerçekten sevin; bir şey kaybetmez, aksine kazanırsınız.


Sevgilerimle,

Demi Lovato
YORUM
Kişisel gelişim kitapları kesinlikle bana göre değil. Hayır yanlış anlaşılmasın, Demi Lovato, beklemediğim şekilde bir kitap yazmış. Gerçekten, gerçekten çok güzeldi. Beklentilerimin de çok üstündeydi ama gel gelelim çok fazla nasihat vardı. Eğer kitabı tarihlerine göre okusaydım -bir takvim yılının tüm günlerinde bir yazısı var- daha çok zevk alacağıma eminim ama bendeki sabırsızlık ayrı bir şey zaten. Bir an önce okuyup bitirmek istedim.
Kitabın bir çok sevdiğim yanı oldu. Öncelikle Demi her güne özel ünlü sanatçıların, oyuncuları, yazarların, filozofların ve daha birçok büyük isimlerin -bazen de kendi sözlerinden- alıntılar yapmış ve bu sözleri yorumlamış. Demi okuyucuyu olumlu yönde etkileyecek ve yönlendirecek 'Hedef'ler ekleyerek harika yazılar yazmış. Bu kitaptan kesinlikle çok ders çıkarabilirsiniz.
Demi kitapta hem gençlere hem yetişkinlere hitap ediyor. Yani aslında her yaştan okunabilecek bir kitap. Alıntılar kısmında da hem kendisinden hem de kitapta paylaştığı sözlerden eklemeden geçmek istemedim.

PUAN

ALINTILAR
Sahip olduğunuz her şey için şükredin.
Bencil, sabırsız ve biraz güvensizim. Hatalar yapıyorum, kontrolsüzüm ve zaman zaman idare edilmesi güç biri oluyorum. Ama en kötü halimi idare edemiyorsan, en iyi halimi de kesinlikle hak etmiyorsundur.
-Marilyn Monroe
İmkansız deme, o kelimede bile imkan var.
-Audrey Hepburn
Daha kimse, şairler bile ölçemedi, insan kalbinin ne kadarını alabileceğini.
-Zelda Fitzgerald
Bir kapı kapanınca yenisi açılır anca çoğu zaman kapanan kapıya o kadar uzun ve üzüntüyle bakarız ki bizim için açılan diğer kapıyı göremeyiz.
-Alexander Graham Bell
Hayattaki en büyük mutluluklardan biri, bir çocuğun gülüşünü izlemektir.
Bir insanın gerçekte nasıl biri olduğunu anlamak istiyorsanız, denklerine değil, kendisinden aşağıdakilere nasıl davrandığına bakın.
-J.K. Rowling
Ne zaman tırmanışa geçsem, peşime ego adından bir köpek takılır.
-Nietzsche
Bittiği için ağlama, olduğu için gülümse.
-Dr. Seuss
Pek çoğumuz hayallerimizi yaşamıyoruz çünkü korkularımızı yaşamakla meşgulüz.
-Les Brown
Sonunda her şey yoluna girer; girmemişse henüz sonu gelmemiştir.
-Anonim
Dürüstçe söyle, hiç kendine karşı dürüst oldun mu?
-Terminal, Dark
 

Kitapların Senfonisi Copyright © 2012 Design by Antonia Sundrani Vinte e poucos