31 Aralık 2013 Salı

Bukre - Kahraman Tazeoğlu Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 22:30 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Bukre
Yazar: Kahraman Tazeoğlu
Sayfa sayısı: 304
Türü: Aşk
Yayın evi: Destek Yayınları

Güzellik, bakmayı bilen gözdedir sevgilim. Artık kendime layık olanı seçebiliyorum sayende. Bir insanın gözlerine bakıp, kalbini görebiliyorum her seferinde. Eskisi gibi değilim. Neden mi senden çok daha öndeyim? Herkesin dünyası kendi gördüğü kadardır sevgilim. Sen önüne bakarken, ben uzakları ezberledim. Sen olup bitenlerle ilgilenirken, ben olmayanın izindeydim. 

Çivi çiviyi sökermiş, yalnızlığı kanatan hüzünlü şarkılar, yalnızlığa iyi gelirmiş. İşte ben bu şekilde hayata karşı direndim. Keşke bana akıl vereceğine, aklımı alacak kadar beni sevseydin. Ben, bir çocukluk edip büyüdüm işte! Sen büyümüşsün ama doğmamışsın bile. Ben, senin doğrundum sevgili. Ötekiler gelip geçerdi. Sen doğru olanı değil, geçerli olanı seçtin. Terk etmek kazanan olmaya yeter zannettin. 

Bana, bir veba busesi bırakıp gittin; bak şimdi yerini başkaları aldı. Bu aşkın vebası sende, busesi bende kaldı. Seçtiğin yolda sana mutluluklar diliyorum. Unutmak alışmaktır. Unutursun demiyorum… Ama alışacaksın biliyorum.
YORUM
Aah ah ne güzel kitaptın sen. Uzun zamandır rafımda duran ve on yargılarım nedeniyle okumayı sürekli ertelediğim bir kitaptı Bukre. Sevdiğim bir abimin önerisiyle bir an önce okumak istedim. İyi ki de okumuşum harika bir kitaptı. Kahraman Tazeoğlu'nun kalemine sağlık...
Kitaptaki ana karakterin adi Bukre. Kitabın başında Bukre sevgilisi tarafından aldatılınca aşka küsüyor. İstese canını hemen verebileceği Selim adında bir dostu var. selim her zaman Bukre'nin yanında özellikle de kötü günlerinde. Bukre'nin bu durumu atlatabilmesi için Selim onu bir doğa kampına götürüyor. Bukre'nin kardeşi Uygar da onlara takılıyor. Orada gitar çalan bir çocukla yani Cem'le tanışıyorlar. Selim, Bukre ve Cem zamanla daha yakın arkadaş oluyorlar. Sürekli beraber takılmaya başlayınca Bukre ve Cem arasında zamanla aşk doğuyor. Bukre daha önce yaşadıklarını tekrar yaşamaktan korktuğu için sürekli Cem'in tekliflerini reddediyor ve erteliyor. Derken bir gün Cem'e güveniyor ve kabul ediyor teklifini. Aralarından su sızmıyor. Bukre bir yandan üniversite sınavlarına hazırlanıyor, Cem de en buyuk hayali olan albüm çıkarma işiyle uğraşıyor. Albümünü çıkarıyor çıkarmasına da onu kopyalayıp satacak bir plak şirketine ihtiyaçları var ve hiç bir plak şirketi kabul etmiyor albümünü çıkarmayı. Böylece Cem'in hayalleri yıkılıyor ve Bukre de dahil etrafındaki herkesi kırmaya başlıyor. Bukre de bu duruma çok üzülünce bir plak şirketini zarla zorla ikna ediyor ve şirket kabul ediyor albümünü çıkarmayı. Albüm çıkınca Cem büyük bir şöhrete kavuşuyor. Zamanla sorunlar çıkıyor aralarında hem de büyük sorunlar... Selim her seferinde bir tanecik dostu Bukre'nin yanında oluyor. Hiç yalnız bırakmıyor onu. Bu arada Selim'in Merve adında bir platonik aşkı var. Kitapta en sevdiğim karakter Selim oldu benim. Spoiler vermemek için can çekişen bir blog yazarı olarak son sözlerimle bitiriyorum yazıyı. 15 yıl zaman geçiyor aradan. Bukre evleniyor ve 2 çocuğu oluyor. -Hüngür hüngür ağladığım kısımdır burası- Peki Bukre geriye kalan ömrüne kimle devam ediyor? Bunu kitabı okuyunca öğreneceksiniz.
Kitabın ortalarında hikaye bitince Kahraman Tazeoğlu'nun kendine özgü yazılarıyla karşılaşıyorsunuz. Her biri harika yazılarla... Bukre benim favori kitaplarım arasına girdi. Kesinlikle önerimdir!

PUAN

ALINTILAR

Bir gün aradığın insanı hayatına alırsan sakın ona nefesim deme! Aldığı her nefesi geri veriyor insan...

"Nasılsın?"
"Değişen bir şey yok. Bugün de yaşıyorum."

Gözyaşı bilmez neden aktığını. Ama göz bilir neye ağladığını.
Bir zamanlar benim olan ellerin, şimdi neden ellerin?

Unutmak alışmaktır. Unutursun demiyorum... Ama alışacaksın biliyorum.

Belki daha güçlü yapar seni yalnızlık. Sabretmeyi, aldanmamayı, ağlamamayı öğrenirsin belki. Kimse için kimseden vazgeçmemeyi belki de.

22 Aralık 2013 Pazar

Soğuk Kahve - Ahmet Batman Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 15:39 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Soğuk Kahve
Yazar: Ahmet Batman
Sayfa sayısı: 224
Türü: Deneme
Yayın evi: Destek Yayınları

Sıcacık bir kahveden yükselen güzel kokular eşliğinde keyifli bir okuma vaat ediyor Soğuk Kahve.

Topuklu ayakkabı mı yoksa ben mi?

Bir kadını zorlayan bir soru olabilir.

Çikolata mı ben mi? sorusu kadar olmasa da zorlar.

Sizler topuklu ayakkabısı ayaklarını vuran kadınlarsınız.

Topuklarınızın altında kağıt mendiller var.

Bazılarınızın gözyaşlarını silen mendiller işte, yabancı değiller.

O mendiller hep canınızın yandığı yerlerde...

Çok adisiniz pembe rujlar, çekici kılıyorsunuz dudakları.

YORUM
Yazı yazmayı seven insanların yazılarını okumak gibisi yok bence. Ahmet Batman bunu Soğuk Kahve'de her seferinde dile getirdi ve okuduğum her sayfadan büyük zevk aldım. Çoğunlukla ayrılıklar üzerine yazılar kaleme almış yazar. İnce bir mizah anlayışı var ve buna hayran kaldım.
Batman'ın kendi yaşamından örneklere de yer vermesi çok güzeldi. Anlattığı hikayeler, kendi yaşadıklarından diyaloglar ekleyerek hem hüzünlendirdi, hem düşündürdü hem de güldürdü... Son olarak adalete inanmadığı için hukuk fakültesini 3. sınıfta bırakan taksici İsmet'i kesinlikle unutmayacağım. Adam çok kuul.
Soğuk Kahve'den sonra Batman'ın ikinci kitabı Sabah Uykum'a başlamak için şimdiden sabırsızlanıyorum. Tavsiyemdir, okuyunuz!

PUAN
ALINTILAR
Eğer bir gün düşersem bir tekme de sen vurma, ayağın acır, kıyamam.
Yediğim kazıkları toplamayı düşünüyorum. En azından matematiğim gelişir.
Neden her şarkının içine giriyorsun?
Eski sevgiyi çok özleyip, içinden mesaj atma isteğin geldiğinde devreye giren otomatik frenleme sistemine gurur denir.
Şarkılar olmasa gerçekten yalnız kalırdık.

Önyargı hayattaki her şeyin önüne geçebilecek kadar güçlü bir saçmalıktır.

11 Aralık 2013 Çarşamba

Aynı Yıldızın Altında - John Green Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 22:08 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Aynı Yıldızın Altında
Özgün adı: The Fault in Our Stars
Yazar: John Green
Çeviren: Çiçek Eriş
Sayfa sayısı: 317
Türü: Romantik
Yayın evi: Pegasus Yayınları

Hayatın anlamını bulmanın, aşık olmanın ve alınan her nefesin farkına varmanın öyküsü.

On altı yaşındaki kanser hastası Hazel Grace'in birkaç yıl daha yaşamasını garanti eden tıp mucizesine rağmen hastalığı ölümcüldür ve konulan teşhisle birlikte yıldızlar, öyküsünün son bölümünü çoktan kaleme almıştır.

Fakat Augustus Waters isimli yakışıklı bir sürpriz karakter, Kanserli Çocuklar İçin Destek Grubunda boy gösterince Hazel'ın hayatı bambaşka bir yöne sapar ve bu zeki çocuğun çekimine karşı koyamayan kızın öyküsü yeniden yazılır...

Augustus & Hazel
YORUM
Uzun zamandır rafta duruyordu Aynı Yıldızın Altında. O kadar çok yorum okudum ki kitapla ilgili cesaret edip okuyamıyordum. Sonunda kendimi -ağlamaya da- hazır hissederek kitabı okumaya koyuldum...
Anlatım akıcıydı, bana göre kitap çok çabuk bile bitti. Diyaloglar harikaydı. Ama o kitabın sonunda öyle yorumlarda yazılanlar kadar etkilenmedim. Açıkçası bunun benle değil yazarla alakalı olduğunu düşünüyorum. Duyguları net olarak kaleme alamamış bence. Kitap sonlara doğru kopuk kopuktu. Yani olaylar o kadar hızlı gelişiyor ki bir anda neye uğradığımı şaşırdım. Yazar bence işi biraz 'hoop haydi oldu bitti'ye getirmiş. Kitap için hiç etkilenmedim de diyemem tabii...
Kitabın konusuna gelecek olursak baş karakterlerimiz Hazel Grace ve Augustus Waters bir kanser hastası. İkili ilk olarak
Hazel & Gus
kanserliler için kurulmuş Destek Grubunda tanışıyor. Hazel her ne kadar bu ilişkiden kaçmak istese de tanıştıkları andan itibaren birbirlerine karşı koyamıyorlar. Hazel okuduğu bir kitabın yarım kalmasıyla yazara mektuplar gönderiyor ve yıllarca o mektuplardan cevap almıyor. Hazel okuduğu kitabı Augustus'a veriyor ve o da en az Hazel kadar bu kitaptan etkileniyor. Sonra Hazel'la birlikte yazarın yaşadığı ülkeye, yarım kalan hikayenin sonunu öğrenmeye gidiyorlar. Olaylar ondan sonra gelişiyor. Kısacası bence yine de herkes hayatında bu tarz bir kitap okumalı. Ayrıca kitabın filmi de 2014 Haziran ayında vizyona giriyor. Sabırsızlıkla bekliyorum. Kitap karakterlerine can verecek isimleri de çok beğendim. Karakterlere birebir uymuşlar... Kitaptan esinlenerek öyle güzel çizimler yapılmış ki her birini yüklemek isterdim. Sayfa düzenimi bozmamak için ancak bir kaç tanesini ekleyebildim. :)
PUAN
ALINTILAR

"Ne var?"
"Yok bir şey" dedi.
"Bana niye öyle bakıyorsun?"
Augustus hafifçe tebessüm etti. "Çünkü güzelsin. Güzel insanlara bakmaktan keyif alıyorum."

"Kitabı bitirdiğimde seni arasam olmaz mı?"
"Ama cep telefon numaram sende yok," dedi.
"Kitabın içine yazdığından şüpheleniyorum."
O şapşal gülümseme yüzüne yayılıverdi. "Bir de birbirimizi tanımıyoruz diyorsun."

"Belki 'peki' bizim 'sonsuza dek'imiz olur."
"Peki," dedim.

"Tanrım, sen harikasın," dedim. "Eminim bunu uluslararası seyahat etmeni finanse eden tüm erkeklere söylüyorsundur," diye karşılık verdi.

"Dünya bir dilek gerçekleştirme fabrikası değil."

O okurken uykuya dalar gibi aşık oldum: Önce yavaş yavaş, sonra bir anda.

6 Aralık 2013 Cuma

Seraphina - Rachel Hartman Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 16:44 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Seraphina
Özgün adı: Seraphina
Yazar: Rachel Hartman
Çeviren: Can Ali Çetin
Sayfa sayısı: 452
Türü: Fantastik
Yayın evi: Aspendos Yayınları

Tek bir genç kız iki dünyayı bir araya getirebilir mi?

Goredd Krallığında kırk yıllık barış, insanlar ve ejderhalar arasındaki güvensizliği hafifletmekte çok başarılı olmamıştı. İnsan kılığına girerek ejderhalar, elçiler olarak saray meclisine katılıyor, alimler ve öğretmenler olarak da rasyonel ve matematiksel zekalarını üniversitelere ödünç veriyorlardı. Anlaşmanın yıl dönümü yaklaşırken ise sinirler gergindi. 

Seraphina Dombegh'in iki taraftan da korkmak için sebepleri var. Olağan dışı bir şekilde yetenekli bir müzisyen olan Seraphina, tam da kraliyet ailesi üyelerinden biri, ejderhalara yaraşır bir tarzda öldürülmüşken saraya katılır. Soruşturmanın içine düşünce, Kraliçenin Muhafızlarının algıları tehlikeli bir şekilde kuvvetli komutanı Prens Lucian Kiggs ile birlikte çalışır. Barışı yok etmeye yönelik meşum bir plana dair ipuçlarını ortaya çıkarırken Seraphina, kendi sırrını, müzikal yeteneğinin ardındaki sırrı korumaya çalışır; öyle kötü bir sır ki ortaya çıkması hayatı anlamına gelebilir.

Rachel Hartman'ın zarifçe yazılmış, bir solukta okuyacağınız bu fantastik ilk kitabında, Goredd Krallığındaki nefes kesen serüvene davetlisiniz.
Kitaba alışmam biraz zaman aldı, bir de vizelerim üst üste gelince kitabın bitmesi de bir o kadar uzadı. Başlangıçta iyi gidiyordu fakat ilk 200 sayfa sanki bitmek bilmedi, bir anda sıkıcılaştı gözümde. Bence yazar biraz fazla gereksiz konulara yer vermiş. Doğruyu söylemek gerekirse kitap, 250 sayfadan sonra sarmaya başladı bende. Ondan sonra nasıl bittiğini anlamadım zaten. Alışma süresi biraz uzun sürdü o kadar. :)

İlk olarak baş karakterimizin adı Seraphina, kitabın adı da buradan geliyor zaten. Kızımız bir müzisyen ve şarkılarına herkes hayran. Seraphina bir yarı ejder yani bir melez. Annesi ejderha, babası insan. Annesi Seraphina'nın doğumunda ölüyor. Ondan sonra Seraphina'ya babasından çok dayısı (ejderha) Orma yardım ediyor. Melezlerde ejder kalıntıları oluyor, Seraphina'nın kolunda ve belinde ejder pulları var. Seraphina (kısaltma adıyla Phina), bir çok şeyle uğraşıyor, zihnindeki imgelemlerle, yaşadığı halkın ejderlerle olan düşmanlıkları vs. Aslında ejderler ve insanlar 40 yıldır süren bir barış içerisinde yaşıyorlardı, ta ki Prens Rufus'un bir anda ölüm haberini alana kadar. İnsanlar Prens Rufus'un ölümünü ejderhalardan sorumlu tutuyorlar ve barış bozuluyor. Phina ve Prens Lucian Kiggs birlik olup olayı çözmeye başlıyorlar... Phina'nın yarı ejder olduğu dayısı ve babasından başka bilen kimse yok ve uğraşması gereken bir bahçesi var. Gördüğü imgelemlerle zihninde bir bahçe kurdu ve orada onun gibi yarı ejderler yaşıyor. Zihninde gördüğü melezler aslında gerçekte de var ve bunu Phina sonradan öğreniyor. Onlarla iletişime geçiyor vs... Kitapta Kiggs'ten önce Apsig Kontu Josef'i çok sevmiştim, ukala tavırları hoşuma gitmişti. Ama Phina onun yerine Kiggs'i tercih etti. Yazar Kiggs'i öyle güzel anlatıyor ki ben bile aşık oldum. :) Kitapta ayrıca fazla yabancı kelime ve karakter var. Bunun için yazar kitabın arkasına karakter tanıtımları ve o yabancı kelimelerin anlamlarını belirten bir sözlük yazmış. Kitabı okurken işime çok yaradı doğrusu.

Özetle fena değildi, dediğim gibi başlarında gereksiz sahnelere yer verilmeseydi tadına doyulmazdı.

PUAN

Seraphina Dombegh

ALINTILAR
Adı Josef'ti, Apsig Kontu'ydu. Ona baktığımı fark etti ve sanki ne kadar yakışıklı olduğunun altını çizmek istercesine buğday renkli saçlarında bir elini gezdirdi. Bakışlarımı çevirdim.

Ardmagar Comonot konuşmasına başladı, "Bir gün, güneş gibi parlayan bir istif gördüm. Üzerine çıktım, parmaklarımı arasına geçirdim ama gördüm ki altın değildi; bilgiydi! Ve o zaman harikulade bir gerçeği anladım: Bilgi bizim hazinemiz olabilirdi."

Kiggs beni tepeden tırnağa süzdü. "Geri dönmeni istiyorum."
"Saçmalama."
"Phina, sana zarar gelirse ne yaparım bilmiyorum. Lütfen geri dön!"

Orma'ya veda etmek üzere odasına gittim.
"Seni bir daha ne zaman göreceğimi bilmiyorum. Bu çok uzun bir zaman olabilir, O zamana kadar orta yaşlı, evlenmiş ve altı çocuklu olabilirsin."
"Orta yaşlı olabilirim ama kimse benimle evlenmeyecektir ve çocuğum da olmayacağı kesin."
"Bu gerçekten doğru mu merak ediyorum."
"Buraya veda etmeye ve iyi yolculuklar dilemeye geldim, üreme yetilerim üzerine kafa patlatmaya değil."

Yüz binlerce savaşa giderim,
Yalnızca bir öpücük için.
(Şarkı sözünden)
 

Kitapların Senfonisi Copyright © 2012 Design by Antonia Sundrani Vinte e poucos