30 Eylül 2014 Salı

Pür - Julianna Baggott Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 20:46 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Pür
Özgün adı: Pure
Yazar: Julianna Baggott
Seri: Pür 1/3
Çeviren: Tülin Er
Sayfa sayısı: 500
Türü: Distopya
Yayın evi: Dex Yayınları

Burada olduğunuzu biliyoruz, kardeşlerimiz.

Pressia, Infilakları ve ondan önceki hayatını hayal meyal hatırlıyor. Büyükbabasıyla birlikte yasadıkları delikte, insanlığın kaybettiği şeyleri düşünüyor: lunaparkları, sinemaları, doğum günü partilerini, anneleri ve babaları. Her şey küle döndü, hırpalandı, hiç iyileşmeyecek derecede yara aldı ve zarar gören bazı bedenler, bambaşka nesnelerle bütünlesti. Şimdi herkesin askeri eğitim görmesi gereken yaşa geldi Pressia. Tabii iki ihtimal var. Ya asker olacak ya da bedeni fazla zarar gördüyse eğitimdeki askerlerin canlı hedef
tahtası olacak. Pressia'nın kaçması gerek.

Bir Pür yak ve külünü solu. 

İnfilaklardan tek bir yara almadan kurtulanlar da var. Pürler. Gökyüzündeki kubbelerinde, yerdeki insanlardan daha üstün olan, sağlıklı bedenlerini ve zihinlerini koruyacak şekilde yaşıyorlar. Bir Pür olan Partridge, kendini burada kapana kısılmış ve yalnız hissediyor, bir de farklı. O da kayıplarını
düşünüyor sık sık, belki yuvası dağıldığı için. Babası duygusal olarak soğuk bir adam, ağabeyi intihar etmiş ve annesi, İnfilaklar sırasında Kubbe'ye adım atamadan kaybolmuş. Bu yüzden, birinin ağzından kaçan bir sözcük, annesinin hala hayatta olma olasılığını ona çıtlatınca, hayatını riske edip
Kubbe'yi terk ediyor ve annesini bulmaya koyuluyor.

Pressia ve Partridge karşılaşıyorlar. Tüm dünya başlarına yıkılıyor. 
YORUM
D&R'ın indiriminden faydalanarak aldığım kitaptı Pür. Doğruyu söylemek gerekirse ilk 100 sayfayı okurken aşırı sıkıldım. Hatta birkaç kere kitabı yarım bırakmayı bile düşündüm ki bu kitapları yarım bırakma huyunu sevmediğimden bırakmadım. Sonradan hikaye biraz daha güzelleşti. Hatta birçok sahneyi heyecanla okudum bile diyebilirim. Kitabın sonlarına doğru yine sıkılmaya başladım. Genel anlamda soracak olursanız yazarın anlatımını pek beğenmedim. Okuyucuyu sıkacak çok fazla gereksiz sahne vardı...
Kitaptan biraz bahsedecek olursak, İnfilaklar sonucu tüm insanlarda bir değişim gerçekleşti. Mutasyon da diyebiliriz. Baş karakterden biri Pressia da bunun içinde ve bir eli bebek-surat şeklinde. Bir de Pürler var. Kelimenin gerçek anlamıyla pürler. İnfilaklara maruz kalmamış olanlar yani... Pürler Kubbe dedikleri kapalı bir alanda mükemmel bir hayat sürerken diğerleri sefil bir hayat sürmekte.

Partridge bir Pür. Babasıyla birlikte Kubbe'de yaşıyorlar. Annesinin öldüğünü sanarken yaşıyor olabileceği ihtimalini ele alıyor ve araştırmaya başlıyor. Yaşadığına inandığındaysa da Kubbe'den kaçıyor. İnfilaklara uğramış olanlarla karşılaşıyor. Başı büyük derde giriyor haliyle. Çünkü dışarıdaki tek Pür o ve herkes ondan nefret ediyor. Buna rağmen Pressia, Partridge'e yardım ediyor ve Bradwell'e götürüyor. Bradwell de İnfilaklara uğramış olanlardan ve onun sırtında canlı kuşlar var. (Bkz: yandaki fotoğraf.)
İkisi birlikte Partridge'e yardım ediyor ve olaylar burada başlıyor. Bu arada 16 yaşına gelenler asker olmak zorundadır. Pressia daha yeni 16 yaşına basmıştır ve asker olması gerekmektedir...
Özetle, okurken çokça sıkıldığım bir kitap oldu. Ama buna rağmen kitabın konusunu beğendim. Henüz okumadıysanız, okuyup okumamakta kendiniz karar verin derim. Zevkler ve renkler bir olmuyor çünkü. Kitabı çok beğenen bloggerlar da var. ^_^ 
PUAN
ALINTILAR

"Sadece kendi iyiliğin için, kendi bencil nedenlerin için bize takılmış olman gerekiyordu. Bir nedenin olduğunu söylemiştin."
"Var zaten."
"Nedir o?"
"Sen benim bencil nedenimsin."

"Hiçbir şeyden haberin yok değil mi?"
"Ne? Neymiş o?"
"Bu sadece bir başlangıç."

14 Eylül 2014 Pazar

[4. KCY Blog Tur] Bana Prenses Deme! - Vefa Enver Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar | Karakter Tanıtımı

Gönderen Büşra Ay zaman: 13:59 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Bana Prenses Deme!
Yazar: Vefa Enver
Sayfa sayısı: 480
Türü: Romantik
Yayın evi: Ephesus Yayınları

Hırs, tutku, kıskançlık ve nefret duyguları arasında beklenmedik bir biçimde filizlenen muhteşem bir aşkın hikâyesini okumaya hazır mısınız? 

Babasının biricik prensesi, dünyalar güzeli Nil, bir gün cici kız olmaktan sıkıldığına karar verip çocukluğundan beri âşık olduğu Murat'ı tavlamanın yollarını ararken, kalbini âşık olmayı en son umacağı erkeğe kaptırır. 

Aşka inanmayan bir erkek olarak uzun soluklu ilişkilerden kaçınan ve herhangi bir şeye karşı alışkanlık geliştirmek fikrinden nefret eden Yiğit için yenilik, değişiklik, farklı tatları keşfetmek hayatının temel zevkleridir. Ansızın karşısına çıkan Nil'i tecrübesiyle baştan çıkarırken, bu oynadığı oyunda hayatının ve kalbinin kontrolünü tam anlamıyla ona kaptıracağından habersizdir.

Baş döndürücü güzellikte, masum ve tecrübesiz bir genç kızın, aşk oyunlarını teker teker öğrenişini gülümseyerek okuyacak ve âşık olduğunu sandığı erkek ile nefret ettiğini sandığı erkek arasında bocalarken, gerçek aşkı keşfedişine tanık olacaksınız.
YORUM
4. turumuzun 4. gününden merhabalar! :D Romantik komedi kraliçesi Vefa Enver’in kalemiyle ilk kez tur dolayısıyla tanışmış bulunuyorum. Eh, kafamı duvarlara vurmam gerek. Çok bile geç kalmışım! :D Öncelikle size biraz kitaptan bahsetmek istiyorum sonra da kitap karakterleri tanıtımına geçeceğim. Karakter tanıtımında bana yardım eden Beyza’ya (Romantik Optik) büyük teşekkürlerimi sunuyorum, çok yardımcı oldu sağ olsun. Anladım ki bu hayali kadro olayından hiç anlamıyormuşum. :D :D
Kitabın başkarakteri Nil, 19 yaşında ve 6 yıldır babasının yanında çalışan Murat’a aşık. Nil, babasının prensesi, dediğim dedik ve kelimenin tam anlamıyla tecrübesiz bir kız. Bir de Yiğit Türkoğlu var ki kelimelerle anlatmayı becerebilir miyim bilmiyorum. :D Nil’in babasının ortağı, 36 yaşında, zengin, karizmatik ve tabii ki seksi bir tip.
Yiğit’in iş için Antalya’ya gelmesiyle başlıyor her şey. Nil her ne kadar başta adama uyuz olsa da ister istemez ona çekildiğini fark ediyor ve Murat’a olan aşkını sorgulamaya başlıyor kendi içinde. Bu arada Murat nişanlı ama bu Nil için pek sorun değil. Onu o halde elde de elde etmeye çalışmaktan vazgeçmiyor kızımız. :D
Nil’in babasının şirketi batma eşiğine geliyor ve bu anlamsız olayı araştıran Yiğit birçok sırrı ortaya döküyor…
Kitapta Nil ile Yiğit’in atışmalarını çok sevdim. Hatta yazar iyi ki olayı kısa kesmemiş dedim. Yazarın kalemine de bayıldım! Kitap ne zaman başladı ne zaman bitti anlamadım bile. O kadar akıcı ki ciddiyim, her sayfasını merakla okuyorsunuz. Artık okuyucuyu sıkmadan kendini okutturan nadir kitaplar listemde yer alıyor ve Nil’in bu hikayesini kesinlikle okumanızı öneririm!
PUAN
ALINTILAR

“Nefret çok tehlikeli bir duygudur Nil. Fazla uç sınırlarında dolanırsan, bir bakmışsın dengeni kaybedip aşkın içine düşmüşsün.”

“Sevip kaybetmiş olmak, hiç sevmemiş olmaktan iyidir.”

Nil burnundan soluyordu. “Sen hayatımda tanıdığım en duygusuz, en kaba, en bencil, en… en…”
“Evet, evet biliyorum her şeyin en’leri bende toplanmış. En baştan çıkarıcı ve en eğlenceliyi de unutmayalım.” dedi göz kırparak.


10 Eylül 2014 Çarşamba

Etkinlik: Mim - Kitap Kahramanları ve Biz

Gönderen Büşra Ay zaman: 22:25 0 yorum
Canımın içi Zeynep (İki Kızın Kitaplığı) yine harika bir etkinliğe beni de dahil etmiş. Kocaman teşekkürlerini sunuyor, soruları büyük bir zevkle cevaplıyorum. :3

Gerçek hayatta var olmasını dilediğin kitap karakteri?
Yaaa ama bu soru işkence resmen.. -_- Peki tamam o zaman karar veriyorum.. İlk göz ağrımı seçiyorum ve Fısıltı'dan Patch Cipriano diyorum.

Hangi kitap karakterlerini teselli edip arkalarını sıvazlamak isterdiniz?
Senden Önce Ben'den Louisa'yı, Eğer Yaşarsam'dan Adam'ı ve Tatlı Bela'da Abby'nin Travis'i terk ettiğinde Travis'i.

"Ayy  yerim ben seniiiii, kuzuuum," deyip kucaklamak istediğiniz karakter?
Bu cümleyi okuyunca aklıma kitaplardaki komik karakterler geldi. :D Labirent serisinden Minho diyorum. :D

"Al, götür beni uzaklara. Kaçalım buralardan," demek istediğiniz kitap karakteri? 
Warner, Warner ve Warner. (Bana Dokunma serisinden.) Ve ayrıca şu şarkıyı da ona ithaf ediyorum: "götür beni gittiğin yereee."

Hangi kitap karakteriyle aynı takımda olmayı tercih ederdiniz?
Uyumsuz'dan Four.

Hangi kitap karakterine "Aferin goççuuum," demeyi en çok istediniz?
Bir Sır Saklı İçimde kitabında Judith'in kitap boyunca aşkını itiraf etmesi için az dua etmedim. Ta kitabın sonunda bu olay olduğunda içim öyle rahatladı ki "Aferin goççuuum," dedim.

Hangi kitap karakterine en çok kafa göz dalmak istediniz? 
Hmmm, kötü karakterler geliyor aklıma.. Fısıltı'dan Marcie'yi seri boyunca parçalamak istedim. -_-

İki tokat atıp "Kendine gel," demek istediğiniz kitap karakteri?
Kış Güneşi kitabı yorumumda da belirtmiştim bu cümleyi. Baş karakterlerin ikisini de kitap boyunca tokatlamak istedim. :D

"Bundaki güç bende olsa vaarrr yaaa!" dediğiniz kitap karakteri? 
Acemi Cadı'dan Sophie'nin gücüne sahip olmak isterdim. Kız zaten cadı. Her şeyi yapıyor daha ne olsun. :D

Sizce hangi kitap karakteri sizinle en iyi arkadaşlığı kurardı?
Umutsuz'dan Holder diyorum. Yani eğer aşk yaşayamayacaksak kesinlikle en yakın arkadaşım olabilirdi. :P

En çok evinize götürüp saklamak istediğiniz karakter?
Warner'ı tekrar kullanabiliyor muyuz? :D Hayırsa, uyuzlar prensi Gideon de Villiers diyorum. (Yakut Kırmızı) Seksi çocuk seni.

3 Eylül 2014 Çarşamba

Etkinlik: Mim - Hangisini Seçerdiniz?

Gönderen Büşra Ay zaman: 23:09 0 yorum

Yeni bir miiim. Sevgili Romantik Optik beni yeniden mimlemiş. Kocaman sevgilerimi gönderiyor ve sorularını hemen yanıtlıyorum. ^^

1- Çok kitaptan oluşan seriler mi ya da tek kitaplar mı?
Çok çelişkili bir soru olmuş. :D Bence bazı kitaplar tadında bırakılmalı. Yani tek kitap iyi. Ama bazı kitaplar da var ki seri ne kadar uzun olursa olsun tadına doyulmuyor. :D Bu soruya kitabına göre değişir diyorum. :P

2- Sadece kadın yazarları mı yoksa erkek yazarları mı okumak?
Kadın dayanışması diyorum ve kadın diyorum. :P

3- Kitapçıya gidip kitap almak mı , internet üzerinden kitap almak mı?
Her ne kadar kitapçıya gidip vakit geçirmeyi sevsem de internetten kitap almak diyorum. Ekonomik oluyor. :)

4-Film olan kitapları mı dizi olan kitapları mı?
Hiç dizi olan bir kitap okumadığımdan dolayı film diyorum. *-*

5-Günde 5 sayfa okumak mı yoksa haftada 5 kitap mı?
Haftada 5. :)

6- Profesyonel bir yazar olmak ya da profesyonel bir yorumcu olmak?
Her ne kadar yazar olmak istesem de profesyonel yorumcu diyorum. Yazarlık çok sabır gerektiren bir iş. O da ben de olmadığına göre. :P Okumak iyidir.

7- En sevdiğiniz 20 kitabı tekrar tekrar okumak mı yoksa her gün daha önce okumadığınız yeni bir kitabı okumak mı? 
Yeni bir kitap tabii ki *-*

8- Kütüphanede çalışmak mı kitap satıcısı olmak mı?
Her ikisi de kabuldür. Ne zaman başlıyorum? :D Kitap satıcısı :P

 9- Favori türünüzden kitaplar okumak mı yoksa favori türünüz hariç diğer her türden kitaplar okumak mı?
E, favori tabii ki. :D

10 - Sadece fiziksel kitap kopyalarını okumak mı yoksa sadece e-kitap okumak mı?
Bazen işime geldiği için her ne kadar e-kitap okusam da var mı kitap kokusu gibisi?

2 Eylül 2014 Salı

[3. KCY Blog Tur] Avuçlarının Arasına Bir Kalp Bıraktım - Dani Atkins Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar | Yurtdışı Kapakları

Gönderen Büşra Ay zaman: 12:56 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Avuçlarının Arasına Bir Kalp Bıraktım
Özgün adı: Fractured
Yazar: Dani Atkins
Çeviren: Belgin Selen Haktanır
Sayfa sayısı: 328
Türü: Romantik
Yayın evi: Koridor Yayınları

O geceki kaza her şeyi değiştirdi... Şimdi, kazadan beş yıl sonra Rachel'ın hayatı paramparça. Babası ölümcül hasta. Küçük bir apartman dairesinde yaşıyor, sonu olmayan bir işte çalışıyor ve yüzündeki derin bir yara iziyle birlikte, en sevdiği kişinin ölümünden kendisini sorumlu tutuyor. Zamanı geri almak için her şeyini verirdi. Ama hayat buna asla müsaade etmez. Yoksa eder mi?

O geceki kaza her şeyi değiştirdi... Yine, kazadan beş yıl sonra, Rachel'ın hayatı bu kez mükemmel. Harika bir nişanlısı, onu sevgiyle kucaklayan eskisi gibi sağlıklı babası, çevresini saran dostları ve hep hayalini kurduğu bir işi var. Fakat Rachel neden diğer hayatının anılarını gözünün önünden silemiyor? Hangi hayatı gerçek, hangisi halüsinasyon?

Son sayfaları okurken, birkaç damla gözyaşının gözlerinizden gizlice o sayfalara aktığını fark etmeyeceksiniz bile...
YORUM
İyi ki kitabı tura başlamadan bir kaç gün önce okumuşum. Kitabı sindirmek için zamana ihtiyacım vardı çünkü...
Tanıtım yazısında söz edilen "Son sayfaları okurken, birkaç damla gözyaşının gözlerinizden gizlice o sayfalara aktığını fark etmeyeceksiniz bile..." kısmının sadece okuyucuyu etkilemek için yazıldığını düşünmüştüm. Birçok kitapta bu yapılır çünkü. Ama öyle değildi. Ciddiyim bu kitabı elinize alırken mutlaka mendil de alın. Son dönemde okuduğum en iyi kitaptı. Bu yüzden kitaptan uzun uzun bahsetmek istiyorum...
Rachel üniversiteye başlamasına çok az zaman kala arkadaşlarıyla birlikte son kez toplanıp bir şeyler yemek isterler. Yemek yedikleri restoranda tuhaf bir olay olur ve delinin bir tanesi -ben ona deli diyorum- arabayla restorana son surat gelir ve o büyük kaza gerçekleşir. Rachel'ın kaçmak için zamanı kalmamıştı ve Jimmy (Rachel'ın en yakın arkadaşı) Rachel'ı kurtarayım derken kendi hayatından olur...
Bu arada Rachelin erkek arkadaşı vardır ve Rachel dışında herkes Jimmy'nin Rachel'a ne denli aşık olduğunu bilir.
Zaman 5 yıl sonrasını göstermektedir. Rachel artık farklı bir yerde hayal ettiğinden uzak bir yaşam sürmektedir ama o kadar berbat bir haldedir ki bu süre zarfında eski yaşadığı yerdeki arkadaşlarından sadece Sarah ile görüşmektedir.  Bu arada babası ölüm döşeğinde kanser hastasıdır. Sarah'nın birkaç gün içinde gerçekleşecek bir düğünü vardır. Rachel da bu düğüne davetlidir tabii. Korktuğu ve yıllardır uzak kaldığı şeylerle artık yüzleşmek zorundadır. Bu Rachel için pek de kolay olmayacaktı. Çünkü tüm hayatı boyunca Jimmy'nin ölümünden kendisini sorumlu tutmuştu. Jimmy'nin olmadığı arkadaş grubuyla tekrar buluştu fakat bu buluşma çok da iyiye gitmedi. Eski erkek arkadaşı Matt artık yeni biriyle beraberdir ve Matt, Rachel'ın onu bırakmasına rağmen onu hala unutamamıştır. Bunu ona söylediğindeyse Rachel, Matt'i tersler ve Matt de Jimmy'nin ona aşık olduğunu söyler. Rachel durumu ilk kez o zaman fark eder. O gece ilk kez Jimmy'nin mezarını ziyarete gider ve daha önce yaşadığı kaza yüzünden fenalaşır. Kendini yola attığındaysa bir trafik kazası gerçekleşir...
Rachel için yeni hayat buradan itibaren başlıyor. Rachel aynı restoranda gerçeklesen kazadan yine 5 yıl sonrasındadır ama bu sefer ters giden bir şeyler vardır. Matt ile nişanlıdır. Babası sağlıklıdır üniversiteyi bitirmiştir hayal ettiği işe sahiptir ve en önemlisi yakın arkadaşı Jimmy hala hayattadır...
Rachel arkadaşı Sarah'nın düğünü için -bize göre yeniden- yola koyulmuştur ve Rachel yolda ufak bir kaza geçirir. Uyandığında ise ters giden bir şeylerin olduğunu bilir. Çünkü şuan ki hayatı diğerinden çok farklıdır.
Rachel önceki hayatında yaşadıklarını ailesine ve arkadaşlarına anlattığında onun hafızasını kaybettiğini ve bir çeşit travma geçirdiğini düşünürler. Ama yine tuhaf giden bir şey vardır ki önceki hayatında tanıdığı insanları ziyaret ettiğinde herkesi tanıyordur fakat onların hiçbiri Rachel'ı tanımıyordur. Bunu sadece Jimmy'e anlatır ve bu durum onun da kafası karıştırır...
Rachel Matt'le nişanlanmış olmasına rağmen artık onun doğru biri olmadığına bir takım nedenlerle beraber tam olarak karar verir...
Rachel'ın o kazadan sonra Jimmy'nin ölümüyle olacakları ve ölmezse olacakları anlatan muhteşem bir hikaye... Peki Rachel'ın yaşadığı hangi hayat gerçek, hangisi sadece bir rüyadan ibaret? Rachel ilk yaşadığı hayatı kazada çok korktuğu için olacakları hayal mi etmişti?..
Kitabın anlatımı da o kadar akıcıydı ki kelimenin tam anlamıyla elimden bırakmayı hiç istemedim. Mecbur kalıp bıraktığımda ise aklım hep kitapta kalıyordu... Şiddetle tavsiye ederek söylüyorum: bu kitabı okumadan ölmeyin!!!
PUAN
ALINTILAR
Hayatımda kendimi hiç o kadar sade hissetmemiştim. Bir de bomboş tabii. Çünkü biliyordum ki, bir başka hayatta, zarların başka türlü gelmesiyle, bu masada öyle olmadığıma beni ikna etmeye çalışacak birisi daha oturuyor olacaktı.
"Artık bunu yapamıyorum."
"Sorun değil. Neredeyse bitti zaten. Gerisini ben hallederim."
"Kahrolası ağaçtan söz etmiyorum! İkimizden söz ediyordum. Sen ve ben. Arkadaşlığımız..."
"Anlıyorum" dedim titrek bir sesle. "Şu anda, arkadaşım olmayı istemiyorsun. Anlıyorum."
"Hayır, yanlış anladın. Şey bir kısmı doğru olabilir. Arkadaşın olmayı istemiyorum... Çünkü daha fazlası olmak istiyorum."

1 Eylül 2014 Pazartesi

Etkinlik: Mim - Zıt Kitaplar

Gönderen Büşra Ay zaman: 21:56 0 yorum
Çok sevdiğim İki Kızın Kitaplığı'dan Zeynep beni mimlemiş. Kocaman kocaman sevgilerimi gönderiyorum. ♥ Mim için de çok teşekkür ediyoruum. :D
Etkinlik çok eğlenceli olmuş. Başlatanın ellerine sağlık. :D Ben de hemen başlıyoruum...

1- Alım Zamanına Göre Zıt Kitaplar
İlk satın aldığım kitap: Şeker Portakalı. Orta okul zamanın öğretmenlerin ısrarıyla almıştım. Gelin sorun ki hala okumadım. Ama aklımda yani. Okuyacağım. :P
En yeni kitabım da Bana Prenses Deme! blog turu aracılığıyla elime geçen son kitap bu. Okumak için sabırsızlanıyorum.



2- Fiyatına Göre Zıt Kitaplar
Aşk Adında Hayat'ı indirimini yakalayıp 3,5 TL'ye almıştım.
Genelde internet üzerinden kitap alışverişi yaptığımdan dolayı hiç orijinal fiyatıyla kitap almadım. Hatırladığım kadarıyla Zümrüt Yeşil kitabına 20 TL vermiştim. En pahalı kitabım da bu. :D


3- Anlatıcısına Göre Zıt Kitaplar
Bu kategoride aklıma direk çok sevdiğim ve farklı karakterler gözünden anlatılan bir seri geldi. Tabii ki Umutsuz ve Yeni Bir Umut.
Umutsuz kız karakter gözünden anlatılırken, Yeni Bir Umut erkek karakter gözünden anlatılıyor.
4- Kapağına Göre Zıt Kitaplar
Bana Dokunma serisine aşığım ama o kapak? :/ Olmamış. Hele serinin orijinal kapaklarını gördükten sonra... Neyse.
Kitap kapağı denince aklımda direk Bir Sır Saklı İçimde gelir. Kitabı elinize aldığınızda kapak üç boyutlu gibi oluyor sanki. :D Neyse bu kapağı seviyorum.

5- Uyruğuna Göre Zıt Kitaplar
Yakın zamanda aldığım fakat bir türlü okumaya fırsat bulamadığım çok sevilen kitap Kürk Mantolu Madonna. Türk uyruklu kitap olarak bunu eklemek istedim.
Amerikalı yazar Jojo Moyes'ın çok sevdiğim kitabı Senden Önce Ben.
6- Kalınlığına Göre Zıt Kitaplar
Shakespeare'in sevdiğim kitaplarından biri olan Bir Yaz Gecesi Rüyası 95 sayfa.
En kalın kitabım da 492 sayfa ile Pür oluyor. Böylelikle fark ettim ki bende 500 sayfayı geçik bir kitap yokmuş. :D

7- Hikayesine Göre Zıt Kitaplar
Bu kategoride bir gerçek bir hikayeyi ele alan biyografi/otobiyografı tarzında ve kurgu bir kitap seçmemiz gerekiyor. Ben biyografı tarzı kitaplar okumadığımdan dolayı Demi Lovato'nun kendi hayatından örneklere yer vererek hazırladığı kitabı ekleyeyim dedim.
Kurgu olarak da tabii ki Fısıltı diyorum. İlk göz ağrımdır. :P
8- Türüne Göre Zıt Kitaplar
Bu kategoride bir duygusal bir de fantastik/distopik kitap seçmemiz gerekiyormuş.
Duygusal olarak: Eğer Yaşarsam diyorum.
Distopik olarak da Uyumsuz diyorum. *-*
9- Moduna Göre Zıt Kitaplar
Okurken sizi üzen ve mutlu eden kitaplar.
Duygusal kitap çok sevmeme rağmen okumaya korktuğum bir tür. Ağlamayı sevmem. Yani kim sever ki zaten. Ama o kitapların bana hissettirdiklerine aşık olduğumu itiraf etmeliyim. Geçen yıl en son Senden Önce Ben'i okuyunca ağlamıştım. Tur için aldığımız ve daha yeni bitirdiğim Avuçlarının Arasına Bir Kalp Bıraktım kitabı beni çok fena etkiledi ve geçen yıldan bu yana ağladığım ilk roman oldu.
Tatlı Bela da tam çerezlik, eğlenceli ve sonu da mutlu biten bir kitap.
 

Kitapların Senfonisi Copyright © 2012 Design by Antonia Sundrani Vinte e poucos