26 Temmuz 2015 Pazar

[19. KCY Blog Tur] Beni Yakma - Tahereh Mafi Kitap Tanıtımı | Yorum | Ön Okuma

Gönderen Büşra Ay zaman: 15:43 0 yorum
TANITIM

Kitabın adı: Beni Yakma
Özgün adı: Ignite Me
Yazar: Tahereh Mafi
Seri: Bana Dokunma, #3
Çeviren: Bilge Zileli Alkım
Sayfa sayısı: 400
Türü: Distopya
Yayın evi: Dex Yayınları

Omega Noktası’nın kaderi belirsiz. Juliette’nin tüm dostları hatta tanıdığı herkes, ölmüş olabilir. Savaş daha başlamadan bitebilir. Juliette, Yeniden Kuruluş’un önündeki tek engel. Kendisi hayatta kalmayı başarabilirse Yeniden Kuruluş’un var olamayacağını biliyor. Ama Yeniden Kuruluş’u yıkmak ve az kalsın canını alacak olan adamı ortadan kaldırmak için Juliette’in aklının ucundan bile geçmeyen birinin yardımına ihtiyacı var: Bu kişi Warner.
Düşmanlarını yok etmek için birlikte mücadele ederlerken, Juliette bildiğini sandığı her şeyin -Warner, yetenekleri ve Adam- yanlış olduğunu da keşfediyor.

Tahereh Mafi’nin Beni Bırakma ve Bana Dokunma kitaplarıyla başlayan Juliette’in macerası Beni Yakma ile tehlikeli, romantik, macera dolu ve şok edici bir zirveye ulaşıyor!
@kitaplarinsenfonisi
YORUM
19. Blog turumuzu mükemmel bir kitapla selamlıyoruz, Dex Yayınları’ndan çıkan ve uzun zamandır merakla beklenen Beni Yakma.

Kitap bitti. Sanırım ben de bittim…
Bazı kitaplar hayatımızda güzel yer ederler ya bu seri de aynen öyle. Yazar, hayal dünyasını öyle güzel kaleme almış ki okuyor değil de yaşıyor gibi hissediyorsunuz.
Yorumum serinin ilk iki kitabını okumayanlar için spoiler içerir.

Beni Bırakma’da Omega Noktası’nın başlattığı savaş Beni Yakma’nın başında sona eriyor. Yani savaş daha tam olarak başlamadan sonra eriyor. Omega Noktası’ndaki özel güçlere sahip 100’e yakın kişi bölgeye yapılan saldırıdan dolayı hayatını kaybediyor. Omega Noktası çöküyor ve tamamen yok oluyor. Sağ çıkabilen Juliette dışında (ki o da hatırlarsanız ikinci kitabın son sahnelerinde Warner’ın babası tarafından vuruluyor) 8 kişi var.

Warner babasına karşı duyduğu nefretle onu alaşağı etmek istiyor. Juliette ile güçlerini birleştiriyorlar. Juliette arkadaşlarının Omega Noktası’nın çöküşü ile beraber öldüğünü zannediyor. Bunu kendi gözleriyle görmek için Warner ile Omega Noktası’na gidiyorlar. Tesadüfen Kenji’nin orada bulunmasıyla Kenji, Warner’a saldırıyor. Warner da sahip olduğu özel güçlerini kullanarak saklanıyor. Kenji ile beraber kurtulabilen diğer 7 kişi de Juliette’in öldüğünü zannediyor. Dolayısıyla birbirlerini gördüklerinde pek bir şaşırıyorlar. :D Kenji, Juliette’e olan biteni anlatıyor; sağ kalan arkadaşlarını da. Juliette, Kenji ile birlikte diğer arkadaşlarının sığındığı yere gidiyorlar ve orada kalmak istiyor. Warner ilk başlarda buna her ne kadar karşı çıksa da sonrasında onaylıyor. Juliette, tüm arkadaşlarını savaşa katılması için ikna etmeye uğraşıyor.

Beni Yakma’da Warner’ın iç dünyasına biraz daha giriş yapıyoruz. Juliette’e onun hiç bilmediği yönlerini anlatıyor. Haliyle biz de okurken bir kez daha kapılıyoruz Warner’a. (sanırım onu çok özleyeceğim :() Adam karakterinin ilk iki kitapla pek bir alakası olmadığını görüyoruz. Sanıyorum ki kendine pek yediremediği olaylarla hırçınlaşıyor. Onu da suçlamamak gerek tabi. Ama yine de Adam’ı seviyorum.

Kitabı ne kadar sevdiğimi anlatacak pek kelime bulamıyorum. Siz iyisi mi seriyi henüz okumadıysanız, çok geç kalmayın derim.
PUAN

ÖN OKUMA

 

23 Temmuz 2015 Perşembe

Başka Dilde Aşk - Mia Sheridan Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 15:16 0 yorum
TANITIM

Kitabın adı: Başka Dilde Aşk
Özgün adı: Archer's Voice
Yazar: Mia Sheridan
Çeviren: Hanife Albayrak
Sayfa sayısı: 388
Türü: Aşk
Yayın evi: Yabancı Yayınları
New York Times, USA Today ve Wall Street Journal Çoksatan Romanı

Başka Dilde Aşk, korkunç bir gecenin hatıralarına zincirlenmiş bir kadının ve sevgisiyle o zincirleri kırabilecek adamın hikâyesi. Geçmişin acı yüklü izlerini taşıyan sessiz bir adamın ve sesini bulmasına yardım edebilecek kadının hikâyesi. Acının, kaderin ve aşkın iyileştirici gücünün hikâyesi…
YORUM
Başka Dilde Aşk’ı okuduğumdan beri kitabın etkisindeyim. Bir kitap nasıl bu kadar masum ve sevimli yazılabilir ki? Karakterleri nasıl bu kadar tatlı olabilir ki?..

Bree Prescott, yaşadığı olay yüzünden her şeyden uzaklaşmaya karar verir. Yıllar öncesinde ailesiyle birlikte tatile geldiği kasabaya yerleşir ama tek bir farkla, bu kez yalnızdır.

Archer Hale, henüz yedi yaşındayken geçirdiği kaza dolayısıyla sesini kaybeder. Sağır değildir, her şeyi duyuyordur fakat konuşamıyordur. Kasaba onu sağır ve dilsiz olarak biliyordur. Archer’ın bundan hiçbir şikayeti yoktur, çünkü istediği budur; yalnız yaşamak.

Bree kasabaya taşındığında Archer ile ilk marketteyken karşılaşır. Dağılan çantasını toplamaya yardım eden Archer’a teşekkür eder fakat cevap alamaması sinirini bozar. Uzamış saçları ve sakalları yüzünden yüzünü net göremeyen Bree, Archer’ı kasabada yeni tanıştığı arkadaşlarına sorarak araştırmaya başlar.

Archer, her şeyden yoksun olarak büyümüş, gölün kıyısındaki evinde sadece amcasıyla yaşam sürmüştür. Amcası da birkaç sene evvel vefat edince tamamen yalnız kalmıştır. Bildikleri şeyleri de sadece kitaplardan öğrenmiştir.

Bree bir gün köpeğini gezmeye çıkardığında köpek, Archer’ın bahçesine kaçar. Bree köpeğini almak için bahçeye girer ve Archer’la konuşmak ister. Kasabanın ona anlattığı gibi sağır olmadığını sadece konuşamadığını öğrenir. Ve ona işaret dilini bildiğinden bahseder. Archer da biliyordur fakat pek oralıklı olmaz. Çünkü insanlara yaklaşmak istemiyordur ve bir an önce gitmesini ister. Bree de tepkisini anlayınca oradan uzaklaşır. Hatta ikisi de birbirlerinden uzak durmaları gerektiğini düşünür ama tesadüfler işte (ya da kader mi demeliyim) yolları hep kesişir.

Son sahnelerde hüngür hüngür ağladığımı hatırlıyorum. Bu arada Archer’ın ne kadar tatlı olduğundan bahsetmiş miydim? O kadar güzel bir hikayeydi ki... Mia Sheridan, iyi ki varsın! :D

Son olarak söyleyebileceğim tek bir şey var; bu kitabı kesinlikle okumanız gerekiyor! Puanım yıldızlı beş. B|

PUAN

ALINTILAR

Belki de söz konusu acı olduğunda yanlı veya doğru, siyah veya beyaz yoktu, binlerce tonda gri ile kendimizi sorumlu tuttuğumuz şeyler vardı.

'Seni o kadar çok seviyorum ki canımı yakıyor.' dedi. Gerçekten acı içindeymiş gibi görünüyordu.

'Başkasını sevmek her zaman kendini acıya karşı savunmasız bırakmaktır. Ben de sahip olduğumdan daha fazlasını kaybetmek istemiyorum ama buna değmiyor mu?'

Sessizliği getirdin sen,
Duyduğum en güzel sesti,
Çünkü senin olduğun yerdi.

21 Temmuz 2015 Salı

Kurucunun Kızı - Amy Engel Kitap Tanıtımı | Yorum

Gönderen Büşra Ay zaman: 20:33 0 yorum
TANITIM


Kitabın adı: Kurucunun Kızı
Özgün adı: The Book of Ivy
Yazar: Amy Engel
Seri: The Book of Ivy, #1
Çeviren: Merve Özcan
Sayfa sayısı: 272
Türü: Distopya
Yayın evi: Yabancı Yayınları
Dehşet verici bir nükleer savaş sonrası Amerika Birleşik Devletleri büyük ölçüde yok edilmiş, sadece küçük bir grup hayatta kalmıştı. Geriye kalanları kimin yöneteceği konusunda Lattimer'lar ve Westfall'lar arasında çıkan savaşı Westfall ailesi kaybetmişti. Ve beş yıl sonra barış ve kontrol, her yıl yapılan bir törenle, kaybeden tarafın kızları ile kazanan tarafın erkeklerinin evlendirilmesiyle sağlanmaktaydı.

Bu yıl benim sıram gelmişti. Benim adım Ivy Westfall ve görevim basitti: Başkan'ın oğlunu, müstakbel kocamı öldürmek ve Westfall ailesinin gücünü geri kazanmasını sağlamak. Ama görünen o ki, Bishop Lattimer ya çok yetenekli bir oyuncu ya da ailemin iddia ettiği gibi kalpsiz, zalim bir çocuk değil. Hatta beni bu dünyada gerçekten anlayan tek kişi bile olabilir. Ama kaderimden kaçmama imkân yok. Ben Westfall mirasını geri alacak kişiyim. Bishop ölmeli. Ve onu öldüren ben olmalıyım…

YORUM
Son zamanlarda okuduğum hiçbir distopik hikayeye benzemiyor. İlgi çekici, büyüleyici ve bağımlılık yaratan bir kitap…

Westfall’da her yıl düzenlenen törenle 16 yaşına giren her kız ve erkek sisteminin eşleştirdiği kişilerle evleniyor. Kurallara uymaz, eşleştirildiğin kişilerle evlenmezsen, çitin dışına atılırsın. Ve şuana kadar çitin dışına çıkıp da sağ dönebilen bir kişi olmuştu, o da bir süre sonra hastalıktan öldü. Yani çitin dışı demek, ölüme mahkumsun demek.

Ivy Westfall, kurucunun kızı; Bishop Lattimer, başkanın oğluydu.

Ivy, Bishop ile eşleştirildiğinde tek amacı vardı: onu öldürmek. Küçüklükten beri bunun için eğitim görüyordu. Amacı Westfall ailesinin kurduğu ülkeyi yeniden almak ve kurulan düzeneği bozmak.

Ivy ile Bishop evlendikten sonra Ivy, Bishop’ı tanımaya başlar. Onunla vakit geçirdikçe Bishop’ın hiç de ailesinin anlattığı gibi kötü biri olmadığını fark eder.

Artık Ivy’nin aklını kurcalayan iki şey vardır: ya Bishop’ı öldürecek, ömrü boyunca vicdan azabı çekecektir ya da ailesine ihanet edecek, Bishop’ın canına kıymayacaktır. Ve Ivy herkesin şaşıracağı seçimini yapar...

Yazarın anlatımı o kadar akıcı ki kitabı ne zaman okumaya başladım, hangi ara bitirdim fark etmedim. Ve kitap öyle bir yerde final yapıyor ki, ikinci kitap için sabırsızlanıyorsunuz. Distopik hikaye severlerin kaçırmaması gereken bir kitap.
PUAN

 

Kitapların Senfonisi Copyright © 2012 Design by Antonia Sundrani Vinte e poucos