28 Ağustos 2014 Perşembe

[2. KCY Blog Tur] Dünya Kapısı - Ayşegül Kuşçu Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 11:59 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Dünya Kapısı
Yazar: Ayşegül Kuşçu
Seri: Lacivert Ay #1
Sayfa sayısı: 384
Türü: Fantastik
Yayın evi: Az Kitap

Hep üstün varlıklara özenmişizdir. Periler, melekler, X-menler, vampirler ve daha niceleri.

Peki, ilahi irade için çalışan üstün bir varlık insana dönüşse ne olurdu?

Üstün olmak kolaydır ama insan olmak çok zordur. Uçamazsın, yavaşsındır, enerjinle eşyaları hareket ettiremez, insanları yönetemezsin. En fenası ölümlüsündür. Hastalanırsın, yaraların anında iyileşmez, üzülürsün, kalp yaraların ruhunu örseler. Ölümsüz bir varlık yaratıcının ol emriyle insanoğluna yardım etmek için ölümlü olsa neler yaşanırdı?

Hep başka boyutlara, gezegenlere açılan kapılara özendik. O kapıdan geçiş yapıp evreni keşfetme duygumuz bizi heyecanlandırdı. Peki ya dünya kapısı?

Belki de dünyaya açılan bir kapı vardır. Bu kapıdan ilahi varlıklar geçiş yapıp, biz insanlara yardım ediyorlardır. 

Kim bilebilir, belki de dünya gezegeni evrenin kalbidir...

Dünya kapısı; Lacivert Ay serisinin ilk kitabıdır. Romanın başkahramanı Sasha bir lacivert ayda yeni bulduğu aşkının sarhoşluğundayken insana dönüşür. Çünkü yaratıcı artık insanoğlunun uyanma ve yüceliğini fark etme saatini kurmuştur. Bunun için Sasha'yı seçer.

Mutasyonu yaşarken çektiği acılar geçince dünya ziyaretleri başlar. Bunlar yaşanırken üstün ırk insanın yanında ilahi irade olacaktır zira yaratıcı hiçbir varlığını yalnız bırakmaz.
YORUM
Blogumuzun ikinci turundan merhabalar! Turumuzun ikinci kitabı, benim de okuduğum ikinci Türk fantastik roman... Hemen kitaptan bahsetmek istiyoruuum! *-*
Zenya gezegeni bizim dünyamızdan çok daha farklı. Başta orada doğa yeşil değil mavi. Mavi sever biri olarak bu gerçekte olsa nasıl olurdu diye düşündüm ama mavi en çok gökyüzüne yakışıyor. Ehem, neyse. Zenya gezegeninde kötülüğe, nefrete, hırsa yer yok. Cennet diyebiliriz sanırım. Çünkü tüm karakterler sevgi ve iyiliğe bürünmüş durumda.
Başkarakterlerimizi taktim edeyim hemen: Sasha ve Kieroks. Bu arada ben epey bir süre Sasha'yı kız, Kieroks'u erkek sanmıştım. Aslında tam tersi aklınızda bulunsun. :D
Birbirlerine deli gibi aşık bir çift Sasha ve Kieroks. Zenya gezegeninde yaşayan herkes görev olarak diğer gezegenleri ziyaret ediyor. Olabildiğince kötülüğü ve nefreti azaltmak daha çok sevgiyi yaymak için. En çok da Dünya'yı ziyaret ediyorlar. Sasha ve Kieroks görev dolayısıyla çok ayrı kalıyorlar. Bazen dayanamıyorlar bile. Ama görevlerini tamamlamak zorundalar...
Sasha da Kieroks da Dünya ziyaretlerinde insan formunda oluyorlar. Hani hep alışmışızdır ya insanların kurtadama ya da vampire dönüşmesine. Burada tam tersi olarak insana dönüşüyorlar. Kendileri zaten doğaüstü varlıklar. Kitabın en çok ilgimi çeken yanı bu olmuştu zaten.
Sasha son yaptığı Dünya ziyaretinde bir şekilde içine kötülük, hırs, kin ve nefret işlemiştir. Kieroks bu duruma çok üzülür ve Sasha'yı daha iyi anlayabilmek için kendisi yeniden Dünya görevi üstlenir. Bu sırada da Orion (kötülükler gezegeni) Sasha'yı kaçırır. İşler tamamen sarpa sarar...
Lacivert Ay serisinin ilk kitabı merakla biterken ben de yorumumu böylece sonlandırayım.
PUAN
ALINTILAR
Sevginin olduğu yerde nefret, nefretin olduğu yerde sevgi barınamazdı.
"Aşk ve sevgi sürekli birlikte olmak değildir. Aşk, sevgi; çok uzaklarda olsan da dokunamasan, konuşamasan da coşkusunu yaşayabilmektir."
Bu dünya, sadece onlara aitti. Kendilerine cennet yaratmışlardı.
Bu cennette mutluluk, haz, neşe, coşku ve aşk vardı.

Etkinlik: Mim - Kitaplığınızdaki En İyi 10 Kitap Kapağı

Gönderen Büşra Ay zaman: 00:07 0 yorum
Çook sevdiğim, ruh ikizim Romantik Optik beni mimlemiş. Beyza'yla bir ilkimi daha gerçekleştiriyorum. *-* Blogumun ilk mimi hayırlı olsun. :D Mimin konusu 'kitaplığınızdaki en iyi 10 kitap kapağı'. Kitaplığıma bir göz attım ve kararımı verdim. Tabii ki ikiz olmak bunu gerektirir, Beyza'yla aynı şekilde en iyi kapak listemin 1. sırasında Bir Sır Saklı İçimde yer alıyor. :P Sonrası ise şöyle...

1. Bir Sır Saklı İçimde

 2- Fısıltı

 3- Yakut Kırmızı

 4- Aşka Var Mısın?

 5- Avuçlarının Arasına Bir Kalp Bıraktım

 6- Gece Sirki

 7- Füzyon

8- Incarceron

  9- Evrenin Ötesi


10- Yaralı

24 Ağustos 2014 Pazar

[1. KCY Blog Tur] Saat - Yasemin Uras Kitap Tanıtımı | Yorum | Ön Okuma

Gönderen Büşra Ay zaman: 12:38 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Saat
Yazar: Yasemin Uras
Sayfa sayısı: 376
Türü: Fantastik
Yayın evi: Trend Yayınevi

Fantastik gerilim okurları Saat'in ritminde buluşuyor.

Cesaret'in yaşla alakalı olmadığını genç kahramanlarımızdan öğreneceksiniz. Onlar da kendilerinin bu kadar cesur olduğunu bilmiyorlardı. Dünyanın farklı yerlerinden gelip bir okulda birbirlerini bulmalarının da tesadüf olmadığını bilmiyorlardı, öğrendiler.

Ele geçirilen ruhların sığmaya çalıştığı bedenler,

Yaşayan Dünya'nın tek hakimi olmak için güç savaşları,

Cinler ve onlara karşı kahramanlarımızı koruyan periler...

Sırlarına ortak olduğunuzda, Can ve arkadaşlarının yanından ayrılmamanız gerekecek.

Sizin de korunup kollanmanız gerekebilir...
YORUM
İlk turumuzun 3. gününden herkese merhaba! Sizlere kitabın ön okumasını sunarken, biraz kitaptan bahsetmek ve bir kaç alıntı da eklemek istedim...
Kesinlikle daha ilk sayfasından heyecanla sizi içine alan bir kitap. Saat'de komedi, eğlence, macera, heyecan... yani ne ararsanız var!
Saat, benim okuduğum ilk Türk fantastik roman oldu. Türk fantastik kitaplara karşı tüm önyargımı yıkmış oldum böylelikle. Sizin de önyargılarınız varsa bir an önyargılarınızdan kurtulun derim..
Kitaptan biraz bahsedecek olursak dünyanın farklı yerlerinden gelen 6 çocuğun yolları tuhaf bir şekilde kesişiyor. Arkadaş grubu olmaları kaderlerinde vardı. Çünkü her biri büyük savaşçıların torunlarıydı. Dolayısıyla onlar da savaşçıydı.
Kitapta periler var, yani iyi olanlar. Başkarakterimiz Can ve arkadaşlarına yardımcı olan periler. Bir de cinler var. Kötüler. İnsanların bedenlerini çalarak dünyayı ele geçirmeye çalışan cinler. İşte burada iş Can ve arkadaşlarına düşüyor. Saat’i bulamaları ve onu yok etmeleri gerek.
Ayrıca bu sırrı öğrenen herkes bu işe dahil oluyor. Yani sırrı öğrenen herkesi kötü cinler onu koruyan bir madalyonu olmadığı sürece ele geçiriyor. Savaşçılarımız ailesi ve tanıdıklarının başı şimdiden belada…
Kitabın sonu heyecanlı bitiyor, yani devamının geleceğinin mesajını vermiş yazar. *-*
Unutmadan, Melis Kitaplar Diyarında'ki çekilişe katılmayı unutmayııın! *Çekiliş için buraya tıklayın*
Katkılarından dolayı Trend Yayınevine teşekkürler!
PUAN

ALINTILAR

Can'ın en büyük zevklerinden biriydi yemek yemek. Ama asla obur olduğunu kabul etmezdi. O kendisine lezzet avcısı diyordu.

"Buradasınız çünkü hepiniz savaşçıların torunlarısınız..."

Hiçbiri tesadüfen burada değildi. Altı savaşçı şans eseri aynı kolejin aynı sınıfına düşmemişti. Bu yaşamaları gereken bir kaderdi.

ÖN OKUMA

16 Ağustos 2014 Cumartesi

Othello - William Shakespeare Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 13:43 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Othello
Özgün adı: Othello
Yazar: William Shakespeare
Çeviren: Özdemir Nutku
Sayfa sayısı: 157
Türü: Oyun, Tiyatro
Yayın evi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Oyunları ve şiirlerinde insanlık durumlarını dile getiriş gücüyle yaklaşık 400 yıldır bütün dünya okur ve seyircilerini etkilemeyi sürdüren efsanevi yazar, Othello'da kıskançlığı, hırsı ve coşkuyu dinamik ve görkemli bir biçimde yansıtmıştır. Yine de bu eser sadece bir kıskançlık tragedyası değildir. Shakespeare, Othello´da her çağda geçerli olan trajik bir durumu, saf dürüstlüğün, yalan ve düzen dünyasına yenilişini, yazgıların birbirinden ayrılıp birbiriyle karşılaştığı labirentler içinde aktarır.
YORUM
Shakespeare'in bu eserinde olaylar Venedik ve Kıbrıs'da geçiyor.
Othello ve Desdemona Venedik'de gizlice evlenirler. Desdemona'nın babası Othello ile evlenmesini istemiyordu ve haliyle Othello'nun kızına büyü yaptığına inanıyordu ama Desdemona, Othello'ya gerçekten aşık olduğunu itiraf edince sorun ortadan kalkar. Othello'ya Kıbrıs'ı Osmanlılara karşı koruması için komutanlık görevi verilir ve Desdemona ile birlikte Kıbrıs'a gider. Othello, Desdemona'yı öyle seviyor ve ona öyle güveniyordur ki onu kıskanmaz bile.
Othello'nun diğer komutanı olan Cassio içkili bir eğlence ortamına girer. Biraz içince kendiden geçer ve Montano ile kavga eder. Othello da bunun üzerine Cassio'nun rütbesini elinden alır. Bunun üzerine Cassio rütbesini geri almak ister ve Othello'nun yaveri Iago ile konuşur. (Iago, Othello'yu hiç sevmez bu arada.) Iago da bunu fırsat bilip Desdemona ile konuşmasını söyler. Othello, Desdemona'nın bir dediğini iki etmemektedir tabii. Iago burada şeytanca planlar yapar ve bir şekilde Cassio ile Desdemona'nın aralarında bir şey olduğunu Othello'ya inandırır. Iago kelimenin tam anlamıyla ortalığı karıştırır...
Othello, Iago'ya inanır, haliyle Desdemona'yı çok kıskanır ve her ikisinden de intikam almak ister.
Olayla böyle gelişirken yorumu burada bitireyim yoksa spoiler vereceğim. :P
Ayrıca kitabı araştırırken öğrendim ki, Othello'nun bu kıskançlık durumu hastalık haline gelmiş. Yani günümüzde Othello Sendromu olarak adlandırılan bir hastalık varmış. Tanım olarak ise şunlar yazıyor: Adını ünlü yazar William Shakespeare'’in “Othello” adlı eserinden alan bu rahatsızlık, kişinin  sevdiği birini hastalık derecesinde kıskanması durumu olarak ifade edilmektedir. Sevginin kaybı ya da kaybedilme tehlikesi, sevilen kişiye ve bir rakibe karşı duyulan düşmanlık ve kendine saygıyı azaltan narsistik darbe kıskançlık duygusunu oluşturan temel öğeler olmuştur.
PUAN
Thomas Stothard tarafından yapılan Othello çalışması.
ALINTILAR

En mükemmel insan bile karşı gelerek
Tüm doğa kurallarına, hata yapabilir.

Şimdiye kadar hiç görmedim ben
Kulak yoluyla iyileştirildiğini yürek acısının.

İçki dolu her kadeh lanetlidir, içindeki de şeytan.

En kara günahları işletecekleri zaman şeytanlar,
Bunu önce sevap diye yutturmaya kalkarlar.

14 Ağustos 2014 Perşembe

Elit - Kiera Cass Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 22:40 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Elit
Özgün adı: The Elite
Yazar: Kiera Cass
Seri: Seçim, #2
Çeviren: Derya İmer Aydınlık
Sayfa sayısı: 288
Türü: Distopya
Yayın evi: Dex Yayınları

Sarayda 6 kız... Savaş kızışıyor.

"Babamdan gelen mektubu ellerimde tuttum.
Aspen'in prenses olamayacağımdan emin oluşu aklıma geldi.
Halk oylamasında en sonuncu olduğumu hatırladım.
Maxon'ın haftanın ilk günlerinde verdiği şifreli sözü düşündüm...
Gözlerimi yumdum ve kendimi yokladım.
Bunu gerçekten yapabilir miydim?
Illéa'nın yeni prensesi olabilir miydim?"

Saraya 35 kız girmişti, şimdi 6 kız var.
Ve artık Elitler Prens Maxon'ın aşkını kazanmaya çok daha kararlı.
Zaman America'nın aleyhine işliyor. Biran önce karar vermeli.
Çocukluğundan beri birlikte gelecek hayalleri kurduğu Muhafız Aspen mi?
Yoksa nefes kesici romantizmiyle başını döndüren Prens Maxon mı?
Kimi seçerse seçsin, aklı diğerinde kalacak.
Ve Asi Kuzeyliler bu peri masalının mutlu sona
ulaşmaması için ellerinden geleni yapacak.
America & Maxon
YORUM
Elit, Beni Seç kitabının kaldığı yerden aynen devam ediyor. Sarayda artık 6 kız kaldı ve aralarında büyük bir rekabet var.
Öncelikle belirtmek isterim ki, iki kişi arasında kararsızlıkları anlayabilirim ama iki kişiye de ayrı ayrı umut verme olayını anlayamam. Elit’te America’nın yaptığı buydu. Maxon’a ayrı, Aspen’e ayrı konuşuyordu ki bu benim sinirimi bozdu. Kitaptan puan kırma nedenim de bu oldu. Bu arada ben Maxon'cıyım. :P
America hala prenses olmak istediğinde kararsız ama Maxon'ın ona verdiği süre yavaş yavaş azalıyor ve bir seçim yapması gerek. Bu sırada bir sürü olay gerçekleşiyor tabii. Öncelikle Marlee'nin sırlarını öğreniyoruz ki bunların sonucunda çok da iyi bir konuma gelmiyor.
Maxon, America'nın ondan uzak durmasıyla diğer kızlarla daha da yakınlaşıyor. Eh, bir kız seçmesi gerek ve America bunu istemiyorsa, onu buna zorlayamaz. Ve sonsuza dek de America'nın bir seçim yapmasını bekleyemez. Durum böyle olunca America'nın da kalbi kırılıyor ve saraydan gitmek istiyor ama gitmeden önce son damgasını koymak istiyor ki bu biraz karışıklığa neden oluyor. Ve bir de asiler var tabii. Saraya saldırılarında bir çok insan ölüyor ve her seferinde bıraktıkları 'GELİYORUZ' mesajı daha büyük bir felaketin habercisi gibi görünüyor.
America kitabın sonunda kendine geliyor diyebiliriz. Sanırım okuyucunun olmak istediği karaktere tam olarak bürünüyor ki bu hoşuma gitmedi değil. Görmek istediğimiz America oluveriyor. Son sahneleri okurken "hele şükür be kızım" dediğim oldu.
Son olarak sarayda artık 4 kız kaldı ve seri sonunu ciddi anlamda merak ediyorum.
PUAN


ALINTILAR

Elini sıkıca tutuyordum. Bilmediğim bir nedenden dolayı, gitmesine izin vermekten çok korkuyordum. Sanki yaşadığımız bu an bir şekilde yok olabilirdi ve eğer üzerinde çok oynama yaparsak da mahvolacak gibiydi.

Aşk, korkunun en güzel haliydi.

Dünyasını daha iyi bir hale getirdiğim yoktu. Onun dünyası bendim sanki.

12 Ağustos 2014 Salı

Etkinlik: Kitaplardaki Erkek Karakter En'leri

Gönderen Büşra Ay zaman: 12:55 0 yorum
Herkese merhaba, blogumun ilk etkinliğini gerçekleştiriyorum... Okuduğum kitaplarda özelliklerini sevdiğim erkek karakterlerin en'lerini yapmaya karar verdim. :) İşte okuduğum kitaplarda erkek karakterlerin...


EN KORUMACISI
Travis Maddox
(Tatlı Bela'yı okuyanlar Travis'in Abby konusunda ne kadar korumacı olduğunu iyi bilirler. Hem de fazlasıyla. :P)

EN TUTKUNU
Christian Grey
(Elli Ton serisinde Christian'ın Ana'ya olan tutkunluğunu bilmeyen yoktur sanırım.)

EN ÖKÜZÜ
Daemon Black
(Obsidiyen serisini okuyanlar bu en'e yabancı kalmayacaktır, eminim. Bu kategoride Daemon'ın yerini alabilecek başka öküz tanımıyorum. :D)

EN ÇAPKINI
Braden Carmichael
(Yetişkin kitaplarının erkek karakterleri genel anlamda çapkın oluyor, gerçi buraya Christian Grey de fena gitmezdi ama onu başka kategoriye ekleyince Braden'ı da buraya ekleyeyim dedim. :P Braden, Dublin Caddesi kitabından en çapkın karakter oldu benim için.)

EN KİBARI
Augustus Waters
(Aynı Yıldızın Altında kitabı karakteri Gus kadar nazik ve kibar bir karakter ile başka bir kitapta karşılaşmak zor.)

EN GİZEMLİSİ
Patch Cipriano
(Patch'i tanımayan yoktur herhalde. Hala Patch ile tanışmayan varsa gitsin bir yerden atlasın bence. :D Fısıltı kitabındaki Patch gizemliliğiyle ünlüdür. Bir de seksiliğiyle tabii. :P Ayrıca Patch sayesinde kitaplara aşık oldum. Kendisi ilk göz ağrımdır. Patch'in yeri bende çok başkadır.)

EN CESURU
Tobias (Four) Eaton
(Uyumsuz'u okuyanlar için fazla söze gerek yok sanırım :3)

EN UMUTSUZU
Dean Holder
(Umutsuz kitabının umutsuz karakteri Holder. Çocukluk aşkı kaçırıldı, kız kardeşi öldü... Holder anyalayacağınız tam Umutsuz. Ama kesinlikle favori karakterlerim arasında.)

EN UYUZU
Gideon de Villiers
(Aşk Tüm Zamanlardan Geçer serisinin biricik uyuz karakteri. Bütün seri boyunca uyuzluğunu sergiledi durdu. Ara sıra romantizm yapmadı değil tabii, hakkını yemeyelim şimdi. :D)

EN ASABİSİ
Aaron Warner
(Bana Dokunma serisinin çabuk sinirlenen karakteri ile tanıştırıyorum sizi: Warner. Adamın hiçbir şeye tahammülü yok, gözünü kırpmadan yapar her şeyi. Buna rağmen en sevdiğim karakterlerden biridir.)


Siz de kendinize göre düzenleyip yeni en'ler ekleyebilir, blogunuzda paylaşabilir ya da yorum olarak belirtebilirsiniz. Blogunuzda paylaşırsanız mutlaka yorum olarak linkinizi atın, görmek isterim! :)

8 Ağustos 2014 Cuma

Labirent: Alev Deneyleri - James Dashner Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 00:36 0 yorum
TANITIM

Kitabın adı: Labirent: Alev Deneyleri
Özgün adı: The Scorch Trials 
Yazar: James Dashner
Seri: Labirent 2/3
Çeviren: Gizem Yeşildal
Sayfa sayısı: 400
Türü: Distopya
Yayın evi: Pegasus Yayınları

Labirent bulmacası çözülünce her şeyin sona ermesi gerekiyordu… 
Thomas, Labirent'ten kaçışın tüm Kayranlılar için özgürlük anlamına geldiğini düşünmektedir. Fakat İsyan'ın işi henüz bitmemiştir. İkinci Aşama daha yeni başlamıştır: Alev Deneyleri. 

Kural yok. Yardım yok. Ya başarırsın ya ölürsün. 
Güneş ışınlarından en fazla etkilenen bölge olan Alev'i geçmek için iki haftaları vardır ve İsyan, işlerini zorlaştırmak için karşılarına binbir türlü tehlike çıkarmaya hazırdır.

Arkadaşlıklar sınanacak. Sadakat sorgulanacak. Hiçbir şey kesin değil! 
Kayranlılar önlerine çıkan tüm tehlikelerle yüzleşmeye hazır olsalar da kurtuluşun tek yolu diğerlerini yok etmekten geçiyor olabilir.
Newt, Minho & Thomas
YORUM
Serinin ikinci kitabını da bitirmiş oldum. Şimdiden söyleyeyim, ilk kitaptan çok daha heyecanlı ilerliyor. Bol aksiyon, bol macera! Ayrıca yazarın hayal gücü de hiç sınır tanımıyor! Yorumum ilk kitabı okumayanlar için spoiler içerebilir, bilginizle.
Hemen kitaptan bahsetmek istiyorum; Alev Deneyleri ilk kitabın bittiği yerden aynen devam ediyor. Kayranlıları kaçıranlar onları güvenli bir yere götürdüklerini söylüyordu ama aslında o da İSYAN'ın deneylerinden biriydi. Alev Deneyleri'nde adından da anlaşılacağı üzere Kayranlılar bu kez bir çölde deneye tabi tutuluyor. Çölü aşıp şehre ulaşmak zorundalar ve bunun için sadece iki haftaları var... Eh tabii, o kadar kolay değil. Şehre geldiklerinde Deli'lerle karşılaşıyorlar (Işıl hastalığına yakalananlara Deli diyorlar.) Bir de Deliliğin ötesine geçmiş olanlar var, anlayacağınız üzere kafayı tam olarak sıyırmış olanlar. Ben onları bir çeşit zombi gibi hayal ettim. Bunlar burun yiyorlar ama. :D
Şehir berbat olmuş halde ve şehre gelince onlarla savaşıyorlar bir de...
Hatırlarsanız ilk kitapta Labirent'de gerçekleşen deneyde sadece erkekler vardı ve bir kızın gelmesiyle olaylar başlamıştı. Bu kitapta yeni bir grup olduğunu daha öğreniyorsunuz. Tamamen aynı şeyleri yaşayan farklı bir grup; tamamen kızlardan oluşan bir grup. Onlarda da ilk erkeğin gelmesiyle başlamış her şey. Yani bu kitapta birçok yeni karakterle tanışıyoruz.
Bu arada söylemeden geçemeyeceğim, Teresa karakterini bir türlü sevemedim ben. -_- Kitapta favori karakterim de Minho. *-* Diyaloglarını çok sevdim, en olmadık yerde yaptığı espriler çok iyiydi. :P
Kitabın sonu tabii ki dehşet derecede heyecanlı bir yerde bitti. Pegasus serinin üçüncü kitabı için bizi çok bekletmez umarım...
PUAN
ALINTILAR

*Thomas ve Aris zihin yoluyla konuştuktan sonra;*
"Kim öldürdü onu? Ne oldu?" dedi Thomas.
"Kim kimi öldürdü?" diye sordu Minho. "Bizim yanımızdayken şu vudu saçmalığını yapmayın."

Thomas bir an umutlandığını hissetti fakat hemen bu histen sıyrıldı. Bir daha umutlanmamaya yemin etmişti. Her şey bitene kadar hiçbir şekilde umutlanmayacaktı.
 

Kitapların Senfonisi Copyright © 2012 Design by Antonia Sundrani Vinte e poucos