28 Şubat 2014 Cuma

Pasaklı Tanrıça - Sophie Kinsella Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 00:26 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Pasaklı Tanrıça
Özgün adı: Undomestic Goddess
Yazar: Sophia Kinsella
Çeviren: Bige Turan
Sayfa sayısı: 419
Türü: Romantik Komedi
Yayın evi: Artemis Yayınları

Samantha, Londra'da çalışan bir üst düzey avukat. Günün her saati iş başında, ev hayatı yok, tek düşündüğü şirkete ortak olabilmek. Üzerindeki baskı ve adrenalin onu fena halde coşturuyor. Ta ki bir gün... bir hata yapana kadar. Öyle büyük bir hata ki bu, kariyeri mahvolabilir. 

Tamamen aklını kaçırıp Londra'daki ofisinden çıkıyor, bir trene binip hiç bilmediği bir yere gidiyor. Yol sormak için büyük, güzel bir evin kapısını çalınca iş görüşmesine geldiği zannediliyor ve o evde hizmetli olarak çalışması teklif ediliyor. Tabii ki bu evli çift ev işlerini halletmesi için bir avukatı işe aldığından habersiz. Fakat düşünün ki Samantha fırının nasıl çalıştırılacağını bile bilmiyor. Felaketler birbirini kovalıyor. Samantha çamaşır makinesiyle, ütü masasıyla , deterjanlarla müthiş bir savaş verirken; büyük şeflere özel yemekler pişirmeye kalkışırken tam bir kaos yaşanıyor. 

İyi de acaba işverenleri evdeki hizmetlinin başarılı bir avukat olduğunu öğrenebilecek mi? Eski hayatı Samantha'nın yakasını bırakacak mı? Bırakmasa bile, Samantha geri dönmek isteyecek mi?

Göreceğiz!

"Adım Samantha. Yirmi dokuz yaşındayım. Hayatımda hiç yemek pişirmedim. Yer silmedim. Toz almadım. Düğme falan da dikemem. Yapmayı bildiğim tek şey kontratları yeniden düzenlemek ve müvekkilimi milyonlarca pound kâr ettirmek."

YORUM
Sophie Kinsella'nın bir kitabını okumayı çok istiyordum. İstanbul kitap fuarındayken gözüme çarptıydı bu kitap. Konusu da hoşuma gidince alayım dedim. O gün bugündür yeni okuma fırsatım oldu...
Şimdi ana karakterden bahsederek kitabın içeriğine giriş yapayım. Samantha Sweeting, Londra'nın en büyük şirketlerinden birinde avukat. En büyük hayali o şirkette ortak olmak.Derken 7 yıl -tatil bile yapmadan- sürekli çalışıyor. Hayali gerçekleşiyor sonunda ama büyük bir sürprizle birlikte. Samantha çok büyük bir hata yapmıştır. Büyük bir miktarda parayı kayda geçirmemiş. Haliyle ortaklığıyla birlikte kariyeri bitmek üzere.
Hatasını kimseye söylemeden ofisinden çıkıyor şok olmuş bir vaziyette -ne yaptığını bilmeden- bir trene biniyor ve son durakta iniyor. Nerede olduğunu bilmeden, su içmek için lüks bir evin kapısı çalıyor. Ev sahipleri hizmetçi arıyorlardı ve haliyle Samantha'yı hizmetçi başvurusu için gelen biri sanıyorlar. Ev sahibi evi tanıtıp Samantha'yı mülakata alıyor. Londra'dan bir süreliğine uzak kalmak için Samantha bu fırsatı değerlendiriyor ve ev sahiplerine hizmetçi olduğunu ünlü birinden aşçılık dersi aldığını söylüyor. Aslında Samantha hayatında hiç yemek yapmamış ve temizliği t'sini bile bilmez. Ayrıca o derece dağınık birisi. Yani kelimenin tam anlamıyla bir 'pasaklı'. Gelin de Samantha'nın yemek yapma ve temizlik işlerine giriştiğini düşünün. :D Kitap cidden feci komik, en sevdiğim sahnelerden biri de bezelyeleri öylece fırına koyması sonra da her birinin siyah minik toplara dönüşmesi. :DD Ehm, neyse işte bir de yakışıklı bir bahçıvanımız var. Bahçıvan Samantha'nın durumunu tek fark eden kişi oluyor. Sonra yakınlaşıyorlar falan... ^_^ Samantha bu hayata çok çabuk alışıyor. Hatta bahçıvanın annesinden yemek ve temizlik işleriyle ilgili yardım alıyor. Yeni hayatına alışınca geri de dönmek istemiyor.
Yorumumun bu kısımdan sonrası spoiler içerir (!)
Derken her şey bir anda açığa çıkıyor. Hatayı aslında Samantha yapmıyor. Bunu fark edince de şirkete gidiyor olayı açığa çıkarmaya çalışıyor. Hatayı Samantha'nın yapılmadığı öğrenilince onu işe geri çağırıyorlar. Samantha ilkte gitmemeye aşırı kararlıydı sonra ortaklardan bir arkadaşı onu epey ikna ediyor ve geri dönmeye karar veriyor. Hizmetçiliği bırakmak zorunda, yakışıklı bahçıvanı da... Halbuki geri dönme kararından hala emin değil. Trene binip geri dönerken bir anda gitmek istemediğini, eski hayatını özlemediğini fark ediyor ve tekrar vazgeçiyor...
Kitap güzel bir sonla bitiyor ama içerikte 'olmamış' dediğim yerler var. Onlar dışında güzeldi. Boş vakitlerde okunabilir.
PUAN


ALINTILAR
"Samantha, temizlikçin arıyor, elektrikli süpürge torbanı nereye koyduğunu soruyor."
Boş boş bakıyorum. "Neyimi?"
"Elektrikli süpürge torbası," diye tekrarlıyor sekreterim. "Bulamıyormuş."
"Niye elektrikli süpürgeyi torbaya koysun ki?" diyorum ben de afallamış bir vaziyette. "Bir yere mi götürüyormuş?"
Ne bok yemeye Benedict usulü yumurta pişirebileceğimi söyledim ki?
Tamam...sakin ol. Herhalde çok kolaydır. Tereddüt içinde raftan parıldayan bir tencere alıyorum. Ev hanımı beni büyük bir merakla süzüyor.
"Buhar tenceresini ne için kullanacaksın, Samantha?"
Sıçış.
"Sadece...incelemek istedim." Kulaklarım ısınıyor. Nereden başlayacağımı bile bilmiyorum ki. Yumurtaları kıracak mıyım? Haşlayacak mıyım? Duvara mı fırlatacağım?
Bu şey nasıl çalışıyor yahu?
Ev hanımı ütü masasını elimden alıyor. "Her halde sen daha farklı bir modele alışıksın."
"Kesinlikle!" diyorum. "Elbette! Ben daha çok şeyle çalışmaya alışkınım...şeyle...Nimbus 2000!"
Ev hanımı ağzı açık bakakalıyor. "O Harry Potter'ın uçan süpürgesinin adı değil mi?"
Siktir.
Bir yerden hatırlıyordum ama.

19 Şubat 2014 Çarşamba

Umutsuz - Colleen Hoover Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 18:05 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Umutsuz
Özgün adı: Hopeless
Yazar: Colleen Hoover
Çeviren: Kübra Tekneci
Sayfa sayısı: 425
Türü: Romantik, Dram
Yayın evi: Epsilon Yayınları

Lise son sınıf öğrencisi olan Sky çapkınlığı kendi şanıyla yarışan Dean Holder'la tanışır. İlk karşılaştıkları andan itibaren Holder onu hem korkutur hem de cezbeder. Ona dair bir şeyler, Sky'ın derinlere gömmek için çok uğraştığı sıkıntılı geçmişine ait anılarını ateşler. Sky ondan uzak durmaya kararlı olsa da Holder'ın kararlı tutumu ve esrarengiz gülümsemesi savunmasını yerle bir edip aralarındaki bağın güçlenmesini sağlar. Ama gizemli Holder'ın sakladığı sırlar vardır, bu sırlar ortaya çıkar çıkmaz Sky sonsuza kadar değişir ve güven duygusu gerçekler karşısında yenilgiye uğrar.

Sky ve Holder ancak çıplak gerçeklerle cesurca yüzleşerek yaralarını iyileştirebilecek ve sınır tanımadan yaşayıp birbirlerini sevebileceklerdir. 

Umutsuz nefesinizi kesecek, merakınızı uyandıracak size ilk aşkınızı hatırlatacak bir roman.

Holder'ın Hopeless (Umutsuz)  dövmesi
YORUM
Okumamak için direnip aynı zamanda okumak için sabırsızlandığım bir kitap oldu Umutsuz. Kesinlikle favori listemin üst sıralarında yer alıyor ve kolayca unutamayacağım bir kitap. Kısaca konusundan bahsedecek olursak Sky Davis, hayatının ilk 5 yılını çok fazla hatırlamamaktadır. Sadece anımsadığı bir kaç olay vardır ve bu anılar iyi anılar değildir. Sky henüz 5 yaşındayken ailesinden uzaklaştırılır. Teknolojiden uzak bir şekilde yetiştirilir ve evde eğitim görür. Tabii bunun bir nedeni vardır.
Sky, 3 yaşındayken annesini kaybetmiştir. Artık ona babası bakmaktadır. Sky ve babası arasında belki de bir çocuğun başına gelebilecek en kötü şey gelir. 5 yaşında bir anda ortadan kaybolan Sky, onca aramalara rağmen bulunamaz.
Sky koşmayı seviyor ve her sabah bunu erken saatlerde yapıyor. Bir gün koşmayı erteleyip markete gider. Orada Dean Holder adında biriyle karşılaşır ve bu çocuk ona tuhaf bir şekilde tanıdık gelmektedir.
Sky'ın Dean Holder (Arkadaşları ona sadece Holder diyor) ile tanışmasının ardından olaylar gelişmeye başlar. Sky'ın hatırlamadığı o 5 yılı Holder ile birlikte anımsamaya başlar. Tabii acı gerçekler de ortaya çıkar ve Sky geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalır. Acı geçmişiyle... Sky ve Holder onca şeye rağmen hala birbirlerine tutkulu bir şekilde aşıktırlar. Eh, ilk aşklar pek unutulmazmış.
Yorumumda spoiler vermemeye özen gösterdim, aslında daha çok şey anlatmak isterdim. Vakit kaybetmeden okuyun derim. Hikayeyi okurken kendimi ağlamamak için çok sıktım. Şimdi kitap bittiği için ağlamak istiyorum. Holder'ın Sky'a hep söylediği gibi, inanılmazsın Umutsuz! İnanılmaz...
Bu arada araştırmalarım sonucunda Umutsuz kitabının Dean Holder gözünden anlatılan Losing Hope adında ikinci kitabı varmış. Umuyorum Epsilon Yayınları bu kitabı da Türkçe'ye çevirmeyi ihmal etmez. Umutla bekliyorum...
PUAN

ALINTILAR
"Daha...önce? Markette?" dedi gergin bir şekilde. "Seni rahatsız ettiysem, özür dilerim."
Ciğerlerim nefes almak için yalvarırken, her nasılsa cevap verebilmeyi başardım. "Beni rahatsız etmedin."
Beni çok korkuttun.
Bu sabah biri bana Dean Holder'a akşam kendi yatağımda aşk romanı okuyacağımı söyleseydi, ona aklını kaçırdığını söylerdim.
(Breckin ve Holder'ın tanışma sahnesinden)
"Breckin, bu Holder. Holder erkek arkadaşım değil ama onu başka bir kızla en iyi öpücük rekorunu kırmaya çalışırken yakalarsam, benim nefes almayan erkek arkadaşım olabilir."
"Nihayet seni bulduğum için minnettar olalım, olur mu?"
Kurduğu cümleye güldüm. "Beni arıyormuşsun gibi konuştun."
"Tüm hayatım boyunca seni aradım."
"Hope ve Les," dedi sessizce. "Hopeless (Umutsuz)." Tekrar güldü. "Duyuyor musunuz?" diye bağırdı ellerini ağzının etrafına koyarak. "İkiniz de umutsuzsunuz!"

14 Şubat 2014 Cuma

Uyumsuz - Veronica Roth Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 15:09 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Uyumsuz
Özgün adı: Divergent
Yazar: Veronica Roth
Seri: Uyumsuz Serisi, #1
Çeviren: Uğur Mehter
Sayfa sayısı: 508
Türü: Distopya
Yayın evi: Artemis Yayınları

Beatrice Prior'ın Chicago'sunda toplum, her biri belli bir erdemi yaşatmaya adanmış beş topluluğa bölünmüş durumda. Dürüstlük, Fedakarlık, Cesurluk, Dostluk ve Bilgelik. 

Her yıl, belli bir günde bütün on altı yaşındakiler, hayatlarının geri kalanında birlikte yaşayacakları grubu seçmek zorunda. 

Beatrice, hem ailesiyle kalmak, hem de kendi benliğini bulmak istiyor ama ikisini birden seçemez. 

Bu nedenle kendisi dahil, herkesi şaşırtan bir seçim yapıyor.
Dört ve Tris
YORUM
Öncelikle yorumumda birazcık spoiler verebilirim haberiniz olsun. :D
Topluluklara açıklık getirecek olursak, Fedakarlık, Dostluk, Dürüstlük, Cesurluk ve Bilgelik'ten oluşan 5 topluluk var. Bunlar dışında topluluksuzlar ve Uyumsuzlar var. Yer yıl 16 yaşına girenler yetenek sınavına giriyor ve sınav sonucunda belirlenen topluluğu seçiyorlar. Kitabın baş karakteri Beatrice Prior (kısaca Tris)'in sınav sonucu Uyumsuz olarak çıkıyor. Uyumsuzların, her topluluk tarafından tehlikeli olduğunu düşünüyorlar. Bu yüzden sınavda yetkili kişi Tris'e yardım ediyor ve kayıtları silerek sınav sonucunu değiştiriyor. Tris, bir Uyumsuz olarak seçmelerde Cesurluk topluluğunu seçiyor.
Cesurluk'a geldiğinde -eh, adı üstünde Cesurluk- ölümle burun buruna gelecek bir çok şey yapıyorlar.
Cesurluk'a bu yıl aday 9 öğrenci katılıyor. -Normalde 10 ama biri vagondan atlarken hayatını kaybediyor.- Eğitmenleri Dört, (karakterin adı Dört, bu lakabı kendine neden taktığını ve gerçek adını kitabı okurken öğreneceksiniz) adayları kurallar gereği bir savaşçı gibi yetiştiriyor... Tris, bu toplulukta bir çok arkadaş ve düşman ediniyor haliyle. Eğitmeni Dört'le yakınlaşıyorlar. Artık etrafta Dört&Tris aşkı ^_^ diye dolaşır oldum. :DD Tris'in Uyumsuz olduğunun kimsenin bilmemesi gerekiyor. Öğrenirlerse Tris'i öldürürler çünkü onlar için tehlike oluşturduklarını düşünüyorlar... Adaylık sürecinde adaylar bir çok sınavdan geçiyor. Benim en sevdiğim sınav simülasyon sınavları oldu. Orada herkes kendi korkularıyla yüzleşiyor.
Bu sırada Fedakarlık ve Bilgelik toplulukları arasında sorunlar yaşanıyor. Bilgelik liderleri, Cesurluk liderleriyle anlaşıp Fedakarlık topluluğuna savaş açmak istiyorlar. Tabii kimsenin ruhu bile duymadan. Bu yüzden Cesurluk liderleri, adaylara bir verici yerleştiriyorlar. (Tris de dahil.) Sonra onlara komut veriyorlar. Herkes robot gibi liderlerin verdikleri komutlarını yerine getiriyor. Tris dışında. Çünkü o Uyumsuz... Ve savaş başlıyor. Bilgelik liderinin istediği şekilde Fedakarlar'a savaş açıyorlar. Cesurlar dışında hiç bir toplulukta savaşçılar ve silahlar yok. Bu yüzden Bilgelik lideri Cesurluk liderlerini bir şekilde kendine dost edip Fedakarlara savaş açabiliyor. Bilgelik'in neden Fedakarlık'a düşman olduğunu kitapta öğreneceksiniz.
Savaş tam bir kaosa dönüşüyor. Savaşta çok kişi ölüyor. Tris bir şekilde kurtuluyor ama ağır yaralarla. Sevdiği insanların çoğunu kaybediyor. -Bu sahneyi okurken ağlamamak için kendimi epey sıkmıştım.- Tris, adaylıkların komutlarını engellemek için Cesurluk'taki bilgisayarları ele geçirmesi gerekiyor. Önünde bir çok engel var. Geçiyor geçmesine, verici komutlarını sonlandırıyor da. Ama artık kimin yaşayıp yaşamadığından haberi yok. Tam olarak güzel bir son sayılmasa da -kitap karakterlerinin ölmesinden nefret ediyorum :(- büyük bir merakla bitiyor kitap.
Ayrıca ülkemizde 28 Mart'da vizyona giriyor Uyumsuz. Film fragmanından bir kaç fotoğraf/gif eklemezsem olmazdı. :D Şimdi filmini büyük bir sabırsızlıkla bekliyorum. Oyuncu seçimleri güzel olmuş. Karakterleri tam olarak yansıtmış. Şahsen ben çok beğendim. Tavsiyem, kitabı filmden önce okumanız. Tek kelimeyle HARİKAYDI.
PUAN
Topluluklar
(Fedakarlık - Cesurluk - Bilgelik - Dostluk - Dürüstlük)
Tris'in vagondan atlama sahnelerinden biri.
KARAKTERLER
Dört & Tris
(Theo James & Shailene Woodley)
GİFLER
 
 

ALINTILAR

İnsan mantığı, her türlü kötülüğe uygun bir mazeret uydurabilir, o yüzden mantığa güvenmememiz büyük önem taşır.

"Dört sana ne söyledi?" diye soruyor Christina.
"Hiç." diyorum. "Sarhoştu. O yüzden sırıttım. Bu... yani onu böyle görmek çok komik."
"Doğru," diyor Will."Yoksa ona karşı..."
Sözünü bitirmeden Will'in kaburgalarına dirseğimi geçiriyorum.

Akşam yemeğinde hiç karnım ağrıyana kadar gülmemiştim, aynı anda hep bir ağızdan konuşan insanları hiç dinlememiştim. Huzurda bastırılmışlık var, buradaysa özgürlük.

(Dört'ün korkularıyla yüzleştiği sahneden)
Elini tutup tam kalbimin üzerine koyuyorum. "Kalp atışlarımı hisset. Hissedebiliyor musun?"
"Evet." diyor Dört.
"Ne kadar düzenli attığını hissedebiliyor musun?"
"Çok hızlı atıyor."
"Evet de bunun kıstırılmış olmakla alakası yok." Bunları söyler söylemez pişmanlıkla yüzümü buruşturuyorum. Az önce bir itirafta bulundum. Umarım farkına varmamıştır.

"Sana söylemem gereken bir şey var," diyor Dört. "Sanırım sana aşık oluyorum." Hafifçe gülümsüyor. "Sadece, emin olduğumda sana söylemek için bekliyorum."
"Aman ne romantik," diyorum gülümseyerek. "Bir kağıt bulalım da emin olmanı sağlayacak şeylerin bir listesini falan oluştur.
Kulağımda kahkahasını, çenemde kayan burnunu hissediyorum.
"Belki çoktan eminimdir," diyor. "Belki seni korkutmak istemiyorumdur."
Gülüyorum. "Sen daha iyisini bilirsin."
"Peki, tamam," diyor. "O zaman seni seviyorum." 

9 Şubat 2014 Pazar

Supernatural: Bir Daha Asla - Keith R.A. DeCandido Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

Gönderen Büşra Ay zaman: 13:41 0 yorum
TANITIM




Kitabın adı: Supernatural: Bir Daha Asla
Özgün adı: Supernatural: Nevermore
Yazar: Keith R.A. DeCandido
Çeviren: Zeynep Heyzen Ateş
Sayfa sayısı: 295
Türü: Fantastik, Polisiye
Yayın evi: Artemis Yayınları

Sam ve Dean'in annesi, esrarengiz ve şeytani bir güç tarafından tam yirmi iki yıl önce öldürülmüştü. O günden sonra Sam ve Dean'in babası, Amerikanın arka sokaklarında, karanlık köşelerde yaşayan doğaüstü yaratıklar hakkındaki her şeyi iki kardeşe öğretecekti, nasıl yok edileceklerini de...

Sam ve Dean, New York'a sıradan bir perili ev olayı için gelmişti. En azından başta böyleydi. Çünkü bir rockçının evinde inleyip duran hayaletten çok daha önemli, büyük ve ölümcül şeyler de olup bitiyordu etrafta. İki üniversiteli öldüresiye dövülmüştü ve dahası, saldırgan tek kelimeyle tuhaftı. New York gerçeğini bile aşan acayiplikte bir cinayet meselesi de vardı. İki kardeşin, kendilerini Edgar Allan Poe'nun tüyler ürpertici öykülerinden esinlenen bir katliam zinciri içinde bulması uzun sürmedi.

Ele geçirdikleri her ipucu, onları Poe klasiklerinden birine götürüyordu. Şimdi, öykünün sonunu yeniden yazmaları lazımdı. Zira var olan sona göre katil, iki kardeşin işini sonsuza dek bitirecekti.

Sam ve Dean, nasıl öldüreceklerini öğrenerek büyümüştü. Kötülüğün peşine düşecek güce sahiptiler.

Sam & Dean Winchester
YORUM
Bir Supernatural dizisi takipçisi olarak, Supernatural'in kitabını okumayı da istiyordum. Hazır kitap elime geçmişken okuyayım dedim. Ve fark ettim ki Dean ve Sam Winchester'ın hikayelerini okumayı değil, izlemeyi seviyorum...
Supernatural: Bir Daha Asla kitabını okurken biraz sıkıldığımı belirtmeliyim. Diziyi izlerken daha çok eğleniyordum. Kitapta aynı tat yoktu ya da o tadı ben yakalayamadım. Ve aynı tadı alacağımı umarak kitaba başlamıştım. :/
Kitap 2. sezonun son kısımları arasında geçiyor. Dean ve Sam'in babasını kaybettiklerinden sonrası. Hikaye diziden bağımsız olarak yazıldı. Yani aynı hikayeye dizide rastlamıyorsunuz. Tabii genel olarak benzer konurlar ele alınıyor; hayaletler, cinayetler vs.
Veee Dean'in bebeği, yani Impala'sını da bir çok kez dile getirmiş yazar. En sevdiğim kısımlarından biriydi bu. Dean'in Impala'ya olan aşkı bir çok gerçek çiftin aşkından daha büyük olduğunu düşünmüşümdür hep. Eh, kardeşi Sam dahi öyle düşünüyor. :)
Winchester kardeşler New York'da yaşanan iki olayı araştırmaya gidiyorlar. Bu yönden tek olayın ele alınmamasına sevindim. Manfred isimli karakter, evine bir hayaletin dadanmasıyla Dean ve Sam'i hayaletten kurtulmak için çağırıyor. Sam'in gazetede gördüğü esrarengiz bir cinayetin işlendiği yer burası. Hayaleti avlamaya geldiklerinde o cinayeti de sorgulamaya başlıyorlar. Eh tabii, şuana kadar Dean ve Sam'in elinden kurtulan bir olay olmadı. Haliyle bu olayları da çözüyorlar...
Genel anlamda yorum yapılacak olursa, bence boş vakitlerde okunulabilir eğlenceli bir kitap kendisi.
PUAN
Dean & Sam tartışma sahnelerinden biri :)
Dean'in Impala'sı
ALINTILAR
Dean anahtarı kontağa soktu. Impala canlanırken yüzünde bir gülümseme belirdi. "Şu motorun sesini dinle."
Yolcu koltuğuna gömülen Sam içinden "Yemin ederim, eğer gösterge panelini okşamaya başlarsa New York'a yürüyerek gideceğim," diye geçiriyordu.
"Gidip bir bira alacağım. Sen bir şey istiyor musun?" diye sordu Dean.
"Bir cin tonik alacağım."
Dean durdu, kardeşine dönüp onu baştan aşağı süzdü. "Ahbap, kesinlikle bunu sipariş etmeyeceğim."
Sam'in ağzı açık kaldı. "Cin tonik içmeyi seviyorum. Ne yani, suç mu?"
"Evet aslında öyle." Dean ellerini havaya kaldırdı. "Boşver. Kız içkisi alacaksan, git kendin al. Ben bira almaya gidiyorum."
 

Kitapların Senfonisi Copyright © 2012 Design by Antonia Sundrani Vinte e poucos