12 Aralık 2016 Pazartesi

İlginç Olmak Üstüne Bir Manifesto - Holly Bourne Kitap Yorumu

Gönderen Büşra Ay zaman: 14:16 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: İlginç Olmak Üstüne Bir Manifesto
Özgün adı: The Manifesto on How to be Interesting
Yazar: Holly Bourne
Çeviren: Sevinç Seyla Tezcan
Sayfa sayısı: 400
Türü: Genç Yetişkin
Yayın evi: Pegasus Yayınları

Birinci Kural: Çekici olmak. 
İkinci Kural: Diğer çekici insanlarla arkadaş olmak. 
Üçüncü Kural: İmkânsız bir aşka kapılmak. 
Dördüncü Kural: Kişiliğinden tamamen arınmak, duygusal açıdan harabeye dönüp paramparça olmak. 
Beşinci Kural: Sanırım sonunu öğrenmek istiyorsunuz. Bunun için okumaya devam etmeniz gerekecek... 

Görünen o ki sıkıcıyım. Hiç kimseyim. Ama hepsi değişmek üzere. Çünkü bir projeye başlıyorum. Burada. Şimdi. Kendim için. Siz de benimle bu yolculuğa çıkmak isterseniz, buyurun gelin. 

Bree popülerlikten çok uzaktır. Zamanının çoğunu hayatından, okulundan, hiç yanında olmayan anne babasından nefret ederek geçirir. Bu yüzden de kendini yazmaya vermiştir. 

Bir gün Bree'ye kendini dünyaya kapatmaktan vazgeçmesi ve yazıya aktarmaya değer bir hayat yaşamaya başlaması gerektiği söylenir. Ve böylece İlginç Olmak Üstüne Bir Manifesto doğar. Altı adımda kusursuzlar takımının arasına sızacak, imkânsız bir aşka kapılacak ve hayatının en büyük hatasını yapacaktır. Bu manifesto her şeyi değiştirecek...

YORUM
Şuana kadar okuduğum en sorunlu ana karaktere sahip kitap İlginç Olmak Üstüne Bir Manifesto'ydu. Bree beni çokça çılgına çevirdi. :D

Bree'nin tek tutkusu yazar olmak. Kendini tamamen bu yola adamış. Ama ne var ki yazdığı tüm kitaplar tüm yayınevlerinden kesin bir ret mektubuyla geri çevrildi. Aldığı son ret mektubuyla birlikte Bree farklı bir metot geliştirir: ilginç olmak. Bir blog kurar ve değişimini tüm detaylarıyla bu bloga aktarır.

Bree'nin an be an değişime şahit olurken sonunda artık Bree'nin eski halinden eser kalmaz. Ezik, dışlanan karakterden çıkmış okulun popüler öğrencilerinden biri haline gelmiştir.

Bunun birlikte Bree akıl almaz şeyler yapar. Okuduğunuzda anlayacaksınız "sorunlu" derken ne demek istediğimi. Yaptığı şeylerin hiçbir okuyucu tarafından onaylanacağını düşünmüyorum bile. Bree'ye çok yerde kızdım, sinirlendim hatta çıldırdım. Yaptıklarının haklı yanı yoktu çünkü.


Yazar mesaj verilebilecek çok mükemmel bir konu seçmiş ve klişeler üzerinde durarak ilerlemiş lakin sonucunu tam olarak bağlayabildiğinden emin değilim. Şahsen ben yazarın vermek istediği mesajı anlayamadım. Sonu açısından kafamda bir ton soru var.

Özetle, biraz depresif bir şeyler okumayı seven biriyseniz bir şans verin derim.

24 Kasım 2016 Perşembe

Tehlikeli Yalanlar - Becca Fitzpatrick Kitap Yorumu

Gönderen Büşra Ay zaman: 23:01 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Tehlikeli Yalanlar
Özgün adı: Dangerous Lies
Yazar: Becca Fitzpatrick 
Çeviren: Sevinç Seyla Tezcan
Sayfa sayısı: 388
Türü: Genç Yetişkin
Yayın evi: Pegasus Yayınları

Tehlikeden korunmak için kurduğunuz yalanlarla örülü hayatta gerçek aşkı bulsaydınız hangisinden vazgeçerdiniz? Hayatınızdan mı, aşkınızdan mı? Stella Gordon'ın hayatı bir yalandan ibaret. 

Stella, Nebraska, Thunder Basin'de yaşasa da kendini oraya ait hissetmemektedir. Bir uyuşturucu satıcısının işlediği bir cinayet davasının kilit tanığı olarak, tanık koruma programına alınmıştır. Kasaba halkı ise Stella'nın gerçekte kim olduğunu bilmez. Gerçek kimliğini açıklamak istediği çocuk, Chet Falconer bile… Doğruları söylemenin, güvenli cennetine tehlike getirmekten başka bir sonuç doğurmayacağının farkındadır. 

Genç kız her ne kadar dikkat çekmemeye çalışsa da, tehlike hızla yaklaşmaktadır. Suçluların tanıklardan kurtulma yolları vardır ve Stella'nın tek bir hatası, soğukkanlı katilleri kapısına kadar getirecektir.
YORUM
Kitap seriyse eğer, güzel bir noktada bitmiş. Ki bildiğim kadarıyla tek kitap ve tek kitap için hikayenin sonu yeterli değildi.

Tehlikeli Yalanlar'ın konusunu çok beğendim. Becca her zamanki gibi farkını ortaya koymuş bence. Boş bir kitap değildi en azından. Ama kitabın sonu beni tatmin etmedi. Bu tür kitaplarda kafamda soru işaretleriyle son bulmasından hoşlanmıyorum. Daha fazla detaya girmeden önce kısaca kitabın içeriğinden bahsedeyim.

Estella, tanık koruma programı adı altında Stella Gordon olarak bir kasabaya yerleştirilir. Çünkü annesi ve erkek arkadaşının da dahil olduğu bir cinayete tanık olmuştur. Kasabada yeni kimliğiyle yalanlarla dolu bir hayatta yaşamaya mecbur bırakılmasının nedeni ise cinayetin baş şüphelisi Danny, Stella'nın peşindedir. Chet'le de bu kasabada tanışır. 

Stella ve Chet'in her geçen gün arkadaşlıkları boyut değiştiriyordur fakat atladıkları bir şey vardır. Stella üç ay sonra reşit olur olmaz kasabadan ayrılacaktır.

Chet ve Stella'yı sevip sevmediğimden emin değilim açıkçası. Karakterlere çok fazla ısınamadım ne yazık ki.

Her sayfası macera dolu bir kitaptı ama başta da dediğim gibi sonu beni tatmin etmedi. Neden diye soracak olursanız söyleyeyim ama kitabı okumayanlar için *spoiler uyarısı* vermem gerek. (!) Sonu çok hızlı bitti. Tüm kitap boyunca bahsettiği Danny, Stella'dan çok hızlı vazgeçti. Onun yüzünden hapse giriyor, kızın korkulu kabusu oluyor ama sonunda Stella'nın itirafından sonra bir anda u dönüşü yaparak intikam almaktan vazgeçiyor... Peki ya Reed? Reed'e ne olduğunu bilen var mı? Kitap boyunca bahsi geçen erkek arkadaşımızın gizemli bir şekilde ortadan kayboluyor. Ve ona ne olduğunu kimse bilmiyor. Acaba bahsi geçiyor da ben mi kaçırdım? Öyleyse biri bana söylesin... En azından Stella ve Reed'in yüzleşmesi gerektiği kanısındaydım. Puanım 3,75.

PUAN

Amy ve Roger'ın Efsanevi Yolculuğu - Morgan Matson Kitap Yorumu

Gönderen Büşra Ay zaman: 22:34 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Amy ve Roger'ın Efsanevi Yolculuğu
Özgün adı: Amy and Roger's Epic Detour
Yazar: Morgan Matson
Çeviren: Deniz Beril Bacaklılar
Sayfa sayısı: 448
Türü: Genç Yetişkin
Yayın evi: Ephesus Yayınları

Amy Curry'nin hayatı altüst olmuştur. Çünkü Amy lise son sınıfa geçmek üzereyken, annesi yeni bir başlangıç yapmak adına California'dan Connecticut'a taşınmaya karar verir. Amy şimdi yuvası bildiği yerden ayrılıp ülkenin bir ucundan diğerine gitmek zorundadır. Çıkacağı bu yolculukta ise ona annesinin eski bir arkadaşının oğlu olan Roger eşlik edecektir. Amy Roger'ı yıllardır görmemiştir ve doğru düzgün tanımadığı bir çocukla onca yolu katetme fikri ona hiç de cazip gelmemektedir. Ama işler hiç de Amy'nin düşündüğü gibi gitmez. Çok geçmeden yolculukları alabildiğine renkli, heyecanlı ve sürprizlerle dolu bir hal alır.
YORUM
Okuyabileceğiniz en eğlenceli kitaplardan biri Amy ve Roger'ın Efsanevi Yolculuğu. Özellikle de yol macerası seviyorsanız.

Hemen hemen herkesin hayalinde vardır, her şeyi koyverip yollarda kaybolmak. Farklı yerlere gitmek, keşif yapmak... Amy ve Roger bu hayali bizim yerimize gerçekleştiriyorlar.

Amy, babasını kazada kaybettiğinden beri araba kullanmıyordur. Annesi ülkesi diğer bir ucunda işleriyle boğuşurken Amy'yi yanına almanın tek yolunun bu olduğuna karar vererek Roger'ı Amy'i alması için yanına gönderir. Ve onlara dönüş yolunda harika bir seyahat fırsatı sunar.

Roger ve Amy çocukluktan tanışıyorlardır fakat uzun zamandır görüşmedikleri için birbirlerine yabancı gibidirler. Haliyle Amy bu yolculuğa Roger ile çıkacak olmaktan pek hoşnut değildir.

İlk seyahatlerini sorunsuz atlatırlar ama ikisi arasındaki diyaloglar geliştikçe annesinin hazırladığı rota yön değişmeye başlar. Kitap bu kısımdan sonra daha eğlenceli bir hal alır. :)

Kitabın aman aman akıcı bir şekilde ilerlediğini söyleyemem lakin eğlence, aşk ve macera üçlüsünün bir arada bulunduğu bir kitap okumak isterseniz gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim.

PUAN

7 Kasım 2016 Pazartesi

Parazit - Jessica Shirvington Kitap Yorumu

Gönderen Büşra Ay zaman: 21:48 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Parazit
Özgün adı: Disruption
Yazar: Jessica Shirvington
Seri: Disruption, #1
Çeviren: Aslı Tümerkan
Sayfa sayısı: 368
Türü: Distopya
Yayın evi: Yabancı Yayınları

Ya bir mikroçip mükemmel eşinizi bulabilseydi? Peki ya, bu mikroçip size ve sevdiklerinize karşı kullanılabilseydi?

Dokuz yıl önce Mercer Şirketi hayatı kolaylaştırmak adına bir yol geliştirdi. Başta akıllı telefonların evrimleşmiş versiyonları olarak ortaya çıkan M-Bantlar, sekiz yıl içerisinde zorunlu hale geldi. Artık M-Corp sağlığınızı, sosyal durumunuzu ve aşk hayatınızı kontrol altında tutuyordu. Sadece üç negatif sonuç alma hakkınız vardı, sonra hayatınızı mahvediyorlar, sevdiklerinizi elinizden alıp onları yeraltına, kimsenin bir daha onlardan haber alamayacağı bir yere götürüyorlardı. 

İki yıl önce Maggie Stevens, en sevdiği insanlardan birisinin alınıp götürülmesini izledi ve bu olay tüm dünyasını altüst etti. 

Şimdiyse onlara karşı savaşmaya hazır. Henüz bunu bilmiyorlar ama Maggie, M-Corp'un en büyük kâbusu. Mercer imparatorluğunun varisi Quentin Mercer da Maggie'nin planının kilit noktası. Ancak iki yıldır üzerinde çalıştığı tehlikeli planın parçaları yerine yavaş yavaş otururken Maggie'nin hesaba katmadığı gerçekler, dünyasını bir kere daha altüst etmek ve uğruna savaştığı her şeyi yok etmek için kuytuda bekliyorlar. 

Bozulan sözlerle dolu bir dünyada Maggie'nin tutması gereken sözler en can yakıcı olanlar olabilir mi?
@kitaplarinsenfonisi
YORUM
Parazit, şu son dönemin en iyi distopyasıydı diyebilirim. İtiraf edeyim, kitaba herhangi bir beklentiyle başlamadım ama tek kelimeyle özetleyecek olursam BA-YIL-DIM!

Kurgu, karakterler, anlatım her şey mükemmeldi. Beklentilerimin çok çok üstünde çıktı. Yazarın İki Hayat Arasında kitabını da çok beğenmiştim. Artık Jessica Shirvington'ın kitaplarını gözüm kapalı alabilirim.

Kitapta sevdiğim kısımlardan biri de yazarın bütün kurguyu ilk başta okuyucuya direkt yansıtmamasıydı. Kitabı sindirerek okuyuca aktarmasını sağlamış. Hiç sıkılmadan, hatta heyecanla okuyarak bitirdim Parazit'i. Bence siz de mutlaka okunacaklar listenize ekleyin!

PUAN

Katiller Çetesi: Sarai - J.A. Redmerski Kitap Yorumu

Gönderen Büşra Ay zaman: 21:36 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Katiller Çetesi: Sarai
Özgün adı: Killing Sarai
Yazar: J.A. Redmerski
Seri: Katiller Çetesi, #1
Çeviren: Murat Karlıdağ
Sayfa sayısı: 416
Türü: Genç Yetişkin
Yayın evi: Ephesus Yayınları

Sarai henüz on dört yaşındayken annesi tarafından Meksika'daki bir uyuşturucu baronunun yanında yaşamaya zorlanmıştır. Fakat Sarai, normal bir hayatın ne demek olduğunu unutmasına rağmen, zorla alıkonulduğu evden kaçma umudunu da hiç yitirmemiştir. Soğukkanlı bir katil olan Victor da tıpkı Sarai gibi çocukluğundan beri hep ölüme ve şiddete tanık olmuştur. Victor öldüreceği yeni hedefiyle ilgili bilgi almak için Sarai'ın bulunduğu yere geldiğinde genç kız ,buradan kaçabilmek için elindeki tek fırsatın bu adam olduğunu anlar. Ne var ki, işler Sarai'ın planladığı gibi gitmez ve tehlikeli bir adamın elinden kaçarken, kendini Tucson'a giden bir kamyonun arkasında değil, bambaşka tehlikelerin içinde bulur. 

Firar sırasında Victor içgüdülerinin etkisindeki kişiliğinden sıyrılır, vicdanının sesini dinler ve Sarai'a yardım etmeye karar verir. Çift birbirine gittikçe yakınlaşırken, Victor kızı korumak için her şeyini, hatta herkes gibi Sarai'ın ölmesini isteyen erkek kardeşi Niklas'la aralarındaki ilişkiyi bile tehlikeye atar. Victor ve Sarai birbirlerine olan güvenlerini arttırırken, aralarındaki uyuşmazlıklar da zamanla azalmaya başlar. Peki Victor'un kaba kuvvete dayanan yetenekleri ve tecrübesi Sarai'ın hayatta kalmasına yetecek midir? Bu kitap Sarai ve Victor'un hikâyesidir.

instagram: @kitaplarinsenfonisi
YORUM
Son iki aydır Sarai okuduğum en hızlı kitap oldu. Sarai için beklentilerim zaten yüksekti ama bu kadar iyi olmasını beklemiyordum.

Beni kitapta ilk önce etkileyen kapağı sonra da konusu oldu. Şahsen kapağın çok cezbedici bir yanı var. Sizce de öyle değil mi?

Sarai'yı çok uzun zamandır merak ediyordum anca okuma fırsatı bulabildim. En başta da dediğim gibi, beklentilerimi fazlasıyla karşıladı. Hele o son muhteşemdi. Anlatım tarzı ve işlenişine bayıldım. Okumak için bu kadar geciktirdiğime yanıyorum.

İkinci kitabın yayın duyurusu da yapıldığına göre benden mutlusu yok bugün. Hala okumadıysanız daha fazla bekletmeyin derim!

PUAN

Dikenler ve Güller Sarayı - Sarah J. Maas Kitap Yorumu

Gönderen Büşra Ay zaman: 21:20 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Dikenler ve Güller Sarayı
Özgün adı: A Court of Thorns and Roses
Yazar: Sarah J. Maas
Seri: ACOTAR, #1
Çeviren: Meriç Keleş
Sayfa sayısı: 540
Türü: Fantastik
Yayın evi: Dex Yayınları

Kış çok ağır geçiyor. Feyre ailesini beslemek zorunda… 

Bir gün, avlanırken av olmamak için öldürdüğü kurdun intikamını almaya gelen bir canavar çalıyor kapısını. Ama Feyre'yi almaya gelen canavar bir hayvan değil, Tamlin... Bir zamanlar dünyayı yöneten ölümcül, ölümsüz perilerden biri. 

Feyre'nin, hayatı boyunca dehşet dolu hikâyelerini dinlediği perilerin diyarında yaşamaya başlamasıyla dünyası altüst oluyor. Kendini bildi bileli hissettiği şiddetli düşmanlık bu güzel ama tehlikeli ülkede bambaşka bir boyut kazanıyor. Feyre'nin çok önemli bir görevi var: Ülkenin üstüne gittikçe çöken eski, karanlık gölgenin onu yok etmesini önlemek.

@kitaplarinsenfonisi
YORUM
Bu size de oluyor mu bilmiyorum ama bazen okuduğum kitapların tadına varamıyorum. Son zamanlarda okuduğum kitaplar bu şekilde oldu ne yazık ki. Okuyup beğendiğim kitaplar oluyordu ama beni öylesine etkileyecek kitaplara rastlayamıyordum. Bunun üzerine Dikenler ve Güller Sarayı ilaç gibi geldi diyebilirim. Kitaba BA-YIL-DIM!

Kitabın özellikle son yarısı öylesine heyecan yüklüydü ki dehşetle okuyup bitirdim. Tüm puanlarım o kısımdan sonrasına gelsin. ♥ Hatta biri şuan, hemen, acilen ikinci kitabı üzerime fırlatsın!

Karakterlere bayıldım. Tamlin, Rhys, Feyre... hepsi mükemmeldi. Kurgu deseniz ona diyecek söz yok. Şahane ötesi bir şeydi ve yazarın hayal gücüne hayran kalmadan edemedim. Ama bir şeye değinmeden geçmek istemiyorum. -Bu kısımdan sonrası biraz spoilera girebilir. Ama yalnızca kendi teorim olduğunu söyleyeyim.- Rhys karakterini acayip bir şekilde Warner'a benzettim. Kötü görünümlü, altında iyilik yatan bir karakter. Sorun şu ki Tamlin'i çok sevdim ve Rhys'ı da en az onun kadar sevdim. Serinin devamı bu yüzden biraz gözümü korkutmakta. Kitabı hem çok merak ediyor hem de olacaklardan korkuyorum. Aşk üçlemesi olursa dünyanın en saçma işi olur çünkü Feyre'nin kendini uğruna feda ettiği şey Tamlin'e olan aşkıydı, değil mi? Yine de serinin devamında nelerle karşılaşacağımı bilmediğimden kesin bir yargı yapmak istemiyorum ama bunun beni korkutmadığını söylesem yalan söylemiş olurum...

Özetle bu kitapta macerasından tutun heyecanından çıkın, bol aksiyonun, sınırsız bir hayal gücün ve en önemlisi fedakarlıklarla kuvvetlenen bir aşkın hikayesine konuk olacaksınız. Mutlaka okuyun, okutturun!
PUAN

28 Ağustos 2016 Pazar

Endgame: Çağrı - James Frey & Nils Johnson-Shelton Kitap Tanıtımı | Yorum

Gönderen Büşra Ay zaman: 23:26 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Endgame: Çağrı
Özgün adı: Endgame: The Calling
Yazar: James Frey & Nils Johnson-Shelton
Seri: Endgame, #1
Çeviren: Uğur Mehter
Sayfa sayısı: 552
Türü: Distopya/Bilim Kurgu
Yayın evi: Pena Yayınları

Dünya. Şimdi. Bugün. Yarın. Endgame gerçek ve endgame başladı. Gelecek belirsiz. Her şey olacağına varacak. 

On iki Oyuncu. Bedenen gençler ama kadim bir geçmişten geliyorlar. Binlerce yıl önce yaratıldılar ve seçildiler. O günden beri hazırlanıyorlar. Doğaüstü değiller. Ne uçabilir ne de kurşunu altına çevirebilirler. Ölüm geldiğinde onların da yapacak bir şeyleri yok. Onlar için de, hepimiz için de. Onlar Dünya'nın mirasçıları ve Büyük Kurtuluş Bulmacası'nı çözmeliler. Biri yapmalı yoksa hepimiz yok oluruz. 

Kitabı oku. İpuçlarını bul. Bulmacayı çöz. Kazanan sadece bir kişi olacak. Endgame gerçek. Endgame başladı.

On iki bin yıl önce geldiler. İnsanlığı yaratıp kurallar koydular. Altına ihtiyaçları vardı ve onlar için ilk medeniyetleri inşa ettiler. İstedikleri şeyi aldıklarında gittiler. Fakat gitmeden önce, bir gün tekrar geri geleceklerini, o gün bir oyun oynanacağını söylediler. Bu oyun geleceğimizi belirleyecekti. Bu Endgame. 

On binlerce yıl soylar gizli kaldı. İnsanlığın ilk on iki soyu. Her soyun hazırlanması gereken bir oyuncusu var. Kuşaktan kuşağa eğitildiler. Silah, diller, tarih, taktik, kılık değiştirme, suikast üzerinde uzmanlaştılar. Oyuncular birlikteyken her şeydi: güçlü, nazik, acımasız, sadık, zeki, aptal, çirkin, arzulu, adi, dönek, güzel, hesapçı, tembel, hayat dolu, zayıf. İyi ve kötüler. Hepimiz gibi. Bu Endgame. 

Oyun başladığında oyuncular üç anahtarı bulmalı. Bu anahtarlar dünyanın bir yerinde saklı. Anahtarı ilk bulan oyunu kazanır. Endgame: Çağrı birinci anahtarla ilgili. Çağrı aynı zamanda bir bulmaca. Bulmacayı ilk çözen 500.000 $ değerinde altınla ödüllendirilecek. Oyna. Hayatta kal. Bulmacayı çöz. Tüm dünya. Endgame başladı.

YORUM
Yine bolca ölümün gerçekleştiği bir bilim kurgu/distopya türüyle karşı karşıyayız ve konu muhteşem işlenmiş. Zaten bulmacalara o kadar kafa yoruyor ve merak ederek okuyorsunuz ki kitabın akışının farkına varamıyorsunuz.

On iki soydan gelen seçilmiş on iki oyuncumuz var. Her birinin bir amacı var. Bulmacaları çözmek ve bunun sonucunda kendi soylarını kurtarmak. Oyuncuların, oyunun ne zaman başlayacağından habersiz. Her biri oyunu hem korkuyla hem de merakla bekliyor.

Kitabın giriş bölümü epey uzun. Şöyle ki, hem oyuncuları tanırken hem de oyunun başlangıcına şahit oluyoruz. Oyun, büyük bir olay patlamasıyla başlıyor. Yaşadıkları yere büyük bir gök taşının düşmesi ve insanların ölmesiyle.

Oyuncuların bir kısmı oyunun başlamasını sabırsızlıkla beklerken bir kısmı oyundan ödü kopuyor çünkü oyun sonunda kazanan sadece bir kişi olacak ve o kişinin soyu harici tüm insanlar ölecek. Yani herkesin tek bir amacı kalıyor, üç anahtarı bulmak ve oyunu kazanmak.

İlk başlarda karakter sayısı fazla olduğu için kitaba adapte olma kısmında zorluk çekmedim diyemem ama alıştıktan sonra kitap çok daha eğlenceli ve heyecan dolu bir hal aldı. GR puanının neden bu kadar düşük olduğunu anlayamasam da ben kitabı oldukça sevdim. Bence siz de bir şans verebilirsiniz.

PUAN

7 Ağustos 2016 Pazar

[27. KCY Blog Tur] Program - Suzanne Young Kitap Tanıtımı | Yorum

Gönderen Büşra Ay zaman: 15:19 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Program
Özgün adı: The Program
Yazar: Suzanne Young
Seri: Program, #1
Çeviren: İrem Özdemir
Sayfa sayısı: 400
Türü: Distopya
Yayın evi: Pegasus Yayınları

Hastalık: İntiharla Sonuçlanan Psikolojik Salgın 
Tedavi: Silinen Anılar 

Sloane kimsenin gözü önünde ağlamaması gerektiğini bilir; özellikle de intihar salgını tüm ülkeye yayılmışken ve böylesi bir tepki onun tek tedavi olan Program'a yollanmasına sebep olabilecekken. Sloane Program'dan dönen herkesin boş bir sayfaya dönüştüğünün farkındadır. Çünkü depresyonlarıyla birlikte anıları da gitmiştir. 

Sürekli gözlenen duygularını gizlemek için elinden geleni yapan Sloane sadece James'le beraberken kendisi olabilmektedir. James ikisini de güvende ve Program'dan uzak tutmaya söz vermiştir, Sloane ise aşklarının her şeye dayanabileceğini düşünmektedir. Ama birbirlerine verdikleri sözlere rağmen gerçeği saklamak gittikçe zorlaşır; ikisi de günden güne zayıflamakta, depresyon sinsice ilerlemektedir. Ve Program Peşlerindedir.

YORUM
Program'da intihar bulaşıcı bir hastalık. Henüz on sekiz yaşını doldurmamış her birey bu hastalığın tehlikesi altında. Bir nevi ergen hastalığı bile denilebilir. Eğer çevrenizden biri intihar ettiyse size de bulaşma riski çok yüksek. Bu yüzden, okullarda sürekli denetimciler dolanıyor ve öğrencileri gözlüyorlar.

Sloane'un ağabeyi kısa bir süre önce intihar edenlerden yalnızca biri. Dolayısıyla denetimcilerin bir gözü hep Sloane'un üzerinde.

Sloane ve James bir süredir birlikteler. Yakın arkadaşları olan Miller, yaşadığı olaylar neticesiyle depresyona girer ve hastalık ona da bulaşır. Ardından intihar eder. Artık Sloane ve James da intihar tehlikesi altındadır. James, depresyonun belirtilerini göstermeye başlayınca, Sloane'un tek çaresi onu Program'a teslim etmek olur. Ama şöyle bir sorun vardır ki Program'da tek tedavi yöntemi anıların yani tüm geçmişin silinmesidir.


James Program'a girer ama çıktığında hiçbir şey hatırlamıyordur. Ve Sloane, karşılaştığı durum sonucunda depresyona girer...

Kurguyu, anlatımı, karakterleri, kısaca kitaba dair her şeye bayıldım. Çok farklı bir distopya konusu işlenmişti. Kitap daha çıkmadan konusuna göz attığımda ilgimi çok çekmişti. İyi ki tura konuk etmişiz diyorum. Yoksa ne zaman sırası gelirdi de okurdum hiç bilmiyorum. *-* Yakın zamanda kitap alışverişi yapacaksanız listenize mutlaka ekleyin derim.

Ayrıca kitabı üç kişiye çekilişle hediye ediyoruz! Facebook ve Instagram'dan çekilişlerimize katılmayı unutmayın!
PUAN

3 Ağustos 2016 Çarşamba

Poseidon Varisi - Anna Banks Kitap Tanıtımı | Yorum

Gönderen Büşra Ay zaman: 17:04 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Poseidon Varisi
Özgün adı: Of Poseidon
Yazar: Anna Banks
Seri: The Syrena Legacy, #1
Çeviren: Melis Tarhun Soyer
Sayfa sayısı: 384
Türü: Fantastik
Yayın evi: Dex Yayınları

Hayatının aşkından vazgeçebilir misin? 

Emma ile tanışana kadar, herhangi birini öpmek aklının ucundan bile geçmemişti. Son zamanlarda ise, dudaklarında onun dudaklarını hissetmekten başka bir şey düşünemiyordu. Galen, balıklarla iletişim kurabilen bir kızı bulmak için karaya gönderilmiş bir Syrena prensiydi. Emma ile tanıştığında aralarında ikisini de sarsan, güçlü bir çekim oluştu. Aradığı kız o olabilir miydi? 

Onunla vakit geçirdikçe, Galen aradığı kızın o olduğunu anlamıştı. Ama onun yeteneklerinin farkına varmasını sağlayabilecek miydi? Ve de en önemlisi, ona karşı hislerini bastırabilecek miydi? Emma krallığının anahtarı olabilirdi ama kalbinin anahtarı olması mümkün değildi.
@kitaplarinsenfonisi
YORUM
Merhaba! Kitap Canavarları'nın düzenlediği Poseidon Varisi turuna konuk oldum! Verdikleri fırsat için öncelikle Sara'ya (Kitap Sarayı) sonra da ekibe kocaman teşekkür ederim. ♥

Poseidon Varisi, Dex'in haklarını satın aldığından beri hem çok ilgimi çekiyor hem de çok merak ediyordum. İlk defa denizaltı fantastiği okuyacağım için biraz da heyecanlıydım. :D Ayrıca söylemeden geçemeyeceğim, bu kez Dex, baskı konusunda harikalar yaratmış. Cildi ve iç sayfaları çok güzeldi. Devamını temenni ederim. :P

Lise döneminimde okusaydım daha çok severdim diye düşünüyorum. Üçüncül anlatımın olduğu bölümlerin birçoğu çok gereksizdi. Ayrıca anlatım geçişlerinde sıkıntılar vardı. Düzenlemeden geçmesi gerekiyordu. Çeviri deseniz çok kötüydü zaten. Dex işte, dedirtti.

Emma, yeteneklerinin bilincinde olmayan, kendini sıradan sanan bir kız. Ta ki, yakın arkadaşıyla tatile gittiği sırada arkadaşının hayatını, köpekbalığı saldırısında kaybedene kadar. Emma'nın hayatı, bu olay itibariyle değişir.

Syrenalılar denizde şekil değiştirenler. Karada insan formunda takılabiliyorlar ama görünüşüyle ayırt edilebiliyorlar. Neredeyse beyaza yakın sarı saçları ve menekşe renginde gözleriyle birlikte. Galen, Emma'yı bu şekilde keşfediyor ve onu takip etmeye başlıyor...

Çoğu kitabın olmazsa olmazı klişeleri çok vardı ama yine de merakla okuduğum kısımları oldu. Ne güzel ne de kötü. Ama hakkını yemeyeyim, sonu fena bitti. Sırf o sonu için serinin devamını getirebilirim diyorum.

Sahte Romeo - Leisa Rayven Kitap Tanıtımı | Yorum

Gönderen Büşra Ay zaman: 00:10 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Sahte Romeo
Özgün adı: Bad Romeo
Yazar: Leisa Rayven
Seri: Starcrossed, #1
Çeviren: Pınar Polat
Sayfa sayısı: 485
Türü: Genç Yetişkin
Yayın evi: Yabancı Yayınları

Cassie Taylor ve Ethan Holt'un yolları üniversite yıllarında, tiyatro bölümünde kesiştiğinde, aralarındaki çekim karşı koyulamazdı. Cassie iyi bir aktris, Ethan kampüsün kötü çocuğu idi. İkili, Romeo ve Juliet için başrole seçildiklerinde hayatları değişmeye başlamış, tıpkı oynadıkları karakterler gibi, onların da kaderleri birbirlerine bağlanmıştı. Ta ki kötü çocuk, iyi kızın kalbini kırıp güvenini yıkana kadar… 

Şimdiyse yolları Broadway'de kesişmişti ve bu sahte Romeo, Casie'nin hayatına yeniden geri dönerek her şeyi adım adım altüst etmeye kararlı görünüyordu… Yeniden romantik bir rol için bir araya gelmek zorunda kalan ikili, üniversite yıllarında yaşadıkları gizli aşkın heyecan verici anlarıyla ve kalp kırıklıklarının derin acılarıyla yüzleşmek zorunda kalmışlardı. Tabii bir de, zıt kutupların birbirlerine karşı koyamadıkları gerçeğiyle… Ve söz konusu aşksa bazen bizim için kötü olanlar en karşı koyamadıklarımızdır.
YORUM
Vay canına. Çok güzeldi. Bu kitaptan beklentim kesinlikle bu yönde değildi. Bu yüzden oldukça sevdiğimi söyleyebilirim ama şunu not etmek istiyorum; Geçmişteki Cassie'den çok uzun süre nefret ettim çünkü bazı tavırları beni deliye çevirdi. Ayrıca okuduğum en... azgın karakterdi. :D

Yeni Yetişkin türünde kitaplar okumayı seven ama sürekli aynı şeyleri okumaktan sıkılmış olanlar için Sahte Romeo harika bir öneri. Çünkü kitap sıradışıydı. Cassie, hiçbir konuda lafını esirgemeyen, acayip çılgın bir karakter. Holt ise onun aksine özgüveni eksik, çekingen bir karakter. Gerçi bunun nedeni geçmişe dayalı bir takım olaylardan kaynaklanıyor ama yine de normal kitapların karakterlerinin yer değiştirmiş hali gibiler. Sadece karakterlerle kalmıyor, gerek konusu, gerek akışı oldukça sıradışıydı bana göre.

Kitapta bir bölüm altı yıl öncesinden yani Holt ve Cassie'nin üniversitede tanışma aşamasından bahsederken diğer bölüm günümüzden bahsediyor. Altı yıl öncesinde Cassie, Holt'a takmış çılgın bir karakter. Cassie, çok uzun süre Holt'un peşinden koşuyor. Ama Cassie'nin atladığı bir şey var, o da Holt'un geçmişteki bazı şeyleri atlatamadığı. Ki bu da karşısına çok sert bir şekilde çıkıyor.

Günümüzde Cassie ve Holt ayrı. Cassie, Holt'tan nefret ediyor. Daha doğrusu etmeye çalışıyor diyelim. Holt ise aralarını düzeltmek için sürekli Cassie'nin peşinde ama Cassie o kadar kırgın ki Holt'u yaptıklarından ötürü bir türlü affedemiyor. Ama Holt kendini affettirmeye son derece kararlı...
PUAN

8 Temmuz 2016 Cuma

Kül Gibi Kar - Sara Raasch Kitap Tanıtımı | Yorum

Gönderen Büşra Ay zaman: 16:57 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Kül Gibi Kar 
Özgün adı: Snow Like Ashes
Yazar: Sara Raasch
Seri: Kül Gibi Kar, #1
Çeviren: Bala Tanık
Sayfa sayısı: 392
Türü: Distopya
Yayın evi: Kırmızıkedi Yayınları

Kalbi Kırık Bir Genç Kız. 

Korkusuz Bir Savaşçı. 

Geleceğin Kahramanı. 

Meira hiç tanımadığı bir dünyayı kurtarabilecek mi?
YORUM
Yazarın hayal dünyasına bayıldım! Kurgu mükemmel ötesiydi. Kitabı çok severek okudum, iki şey dışında: kitabın sonuna doğru olan kısımlarda olayların durağan ve ağır ilerlemesi kitabı bitirme sürecimi bir tık etkiledi. İkinci olarak da Mather'ı, Theron'dan daha çok sevmiş olmam. Meira, Mather'a çocukluğundan beri aşık ama bunun hızlı bir şekilde değişmesi kısmı beni üzdü. Theron'u da sevdim ama Mather kadar değil. :|

Dünya Ritim krallıkları ve Mevsim krallıkları olarak ikiye bölünmüş halde. Mevsim krallıklarında Yaz, Sonbahar, Kış ve İlkbahar arası durum pek iyi değil. Kış, İlkbahar'ın saldırısından dolayı çökmüş vaziyette ve Kışlılardan geriye kalan çok küçük bir topluluk var.

Her Mevsim krallığının kendine özgü bir sembolizesi var. Kış krallığının sembolü kalp şeklinde bir madalyon ve bu madalyon da İlkbahar'ın elinde. Eğer geri alınmazsa Kış tamamen yok olacak.

Kış, kendi başına İlkbahar'a savaş açamayacağını bildiğinden Ritim krallıklarından biri olan Cordell'le bir anlaşma yapar. Kış'tan Meira ile Cordell prensi Theron nişanlandırılır ve iki krallık arasında bağ oluşturulur. Böylece güçlerini birleştirip İlkbahar'ı alt etmeyi hedeflerler ama işler umdukları gibi gitmez. İlkbahar onlardan önce davranıp Kışlıların da sığındığı Cordell'e savaş açar...

Kitapta en sevdiğim kısımlardan biri, Mevsimlilerin kendi görünümleri olmasıydı. Yani şöyle ki, Kışlılar beyaz saçlara ve safir mavisi gözlere sahipler. İlkbaharlılar da kahverengi saçlara ve yeşil gözlere.

En başta da dediğim gibi genel anlamda kitabı çok sevdim. Yayınevinin ikinci kitap için bizi çok bekletmeyeceğini umarak yorumumu sonlandırıyorum. *-*
PUAN

5 Temmuz 2016 Salı

Tatlı Yalan - Jamie McGuire Kitap Tanıtımı | Yorum

Gönderen Büşra Ay zaman: 01:18 0 yorum
TANITIM
Kitabın adı: Tatlı Yalan
Özgün adı: Beautiful Redemption
Yazar: Virginia Boecker
Seri: Maddox Kardeşler, #2
Çeviren: Boran Evren
Sayfa sayısı: 376
Türü: Romans
Yayın evi: Yabancı Yayınları

Kendini beğenmiş, katı ve acımasız Thomas Maddox, istihbarat bürosunun sahip olduğu en iyi ajandı. Ne kadar hayat kurtarmış olursa olsun, bir tanesi için eli kolu bağlıydı: Küçük kardeşi Travis hapis cezasıyla karşı karşıyaydı. Travis'in tek kurtuluş şansı mafyayla olan sıra dışı bağıydı. Thomas, kardeşi Travis'i kurtarabilmek için FBI ile bir anlaşma yapmıştı. 

Liis Lindy işiyle evli, inatçı ve cüretkâr bir FBI ajanıydı ve her nasıl oluyorsa Thomas'ı yumuşatabilen tek kişiydi. Bu da onu Thomas'a eşlik edecek ideal kişi haline getiriyordu. Bir çift gibi görünerek Travis ve Abby'nin bir plajda yapılacak yemin tazeleme törenine katılacak ve Travis'e artık FBI için çalışması gerektiği haberini vereceklerdi. Fakat görevleri sona erip de artık rol yapmalarına gerek kalmadığında ne olacaktı?
YORUM 
Tatlı Bela benim en sevdiğim kitaplardan biridir ama Jamie'nin Maddox kardeşler serisini yazıyor olması bana biraz zorlama gibi gelmiştir. Kitabı sevdim mi? Sevdim ama olmasa da olurmuş kanısındayım.

Tatlı Bela'da Travis karakterini çok sevmiştim fakat tüm kardeşlerin aynı özelliklere sahip olması biraz tuhaf olmuş. Hani günümüzde çok sık kullanılan bir deyim vardır ya; beş parmağın beşi bir değildir diye, kesinlikle öyle. Kardeşlerin karakteristik özelliklerinin hepsi aynı olması gerçek dışı olmuş. Şahsen ben, Travis'le Thomas'ın, ya da bir önceki kitaptan Tatlı Sır'da yer alan Trent'in arasında hiçbir fark göremiyorum.

Thomas ve Liis karakterlerine gelince, karakterleri sevdim gibi de sevmedim gibi de. Liis'in duyguları çok belirsizdi. Thomas'ı sevdiğini söylüyor ama buna kendi inanmıyor gibiydi. Thomas konusundaysa bazı haklı yanları olduğunu söylemem gerek. Thomas'ın hala Camille'eye aşık olduğunu söylediği halde Liis'le olmak istemesi ve ona onu sevdiğini söylemesi sinir bozucuydu. Bir kalbin iki kişiyi aynı anda aynı ölçüde sevebileceğine inanmıyorum. Ancak birisi sadece takıntı olabilir, sevgi değil... Böylelikle aşk üçlemesi barındıran tüm kitaplara da buradan gönderme yapmış olayım. Sevgiler. :D
PUAN

 

Kitapların Senfonisi Copyright © 2012 Design by Antonia Sundrani Vinte e poucos