Seraphina - Rachel Hartman Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

16:44

TANITIM
Kitabın adı: Seraphina
Özgün adı: Seraphina
Yazar: Rachel Hartman
Çeviren: Can Ali Çetin
Sayfa sayısı: 452
Türü: Fantastik
Yayın evi: Aspendos Yayınları

Tek bir genç kız iki dünyayı bir araya getirebilir mi?

Goredd Krallığında kırk yıllık barış, insanlar ve ejderhalar arasındaki güvensizliği hafifletmekte çok başarılı olmamıştı. İnsan kılığına girerek ejderhalar, elçiler olarak saray meclisine katılıyor, alimler ve öğretmenler olarak da rasyonel ve matematiksel zekalarını üniversitelere ödünç veriyorlardı. Anlaşmanın yıl dönümü yaklaşırken ise sinirler gergindi. 

Seraphina Dombegh'in iki taraftan da korkmak için sebepleri var. Olağan dışı bir şekilde yetenekli bir müzisyen olan Seraphina, tam da kraliyet ailesi üyelerinden biri, ejderhalara yaraşır bir tarzda öldürülmüşken saraya katılır. Soruşturmanın içine düşünce, Kraliçenin Muhafızlarının algıları tehlikeli bir şekilde kuvvetli komutanı Prens Lucian Kiggs ile birlikte çalışır. Barışı yok etmeye yönelik meşum bir plana dair ipuçlarını ortaya çıkarırken Seraphina, kendi sırrını, müzikal yeteneğinin ardındaki sırrı korumaya çalışır; öyle kötü bir sır ki ortaya çıkması hayatı anlamına gelebilir.

Rachel Hartman'ın zarifçe yazılmış, bir solukta okuyacağınız bu fantastik ilk kitabında, Goredd Krallığındaki nefes kesen serüvene davetlisiniz.
Kitaba alışmam biraz zaman aldı, bir de vizelerim üst üste gelince kitabın bitmesi de bir o kadar uzadı. Başlangıçta iyi gidiyordu fakat ilk 200 sayfa sanki bitmek bilmedi, bir anda sıkıcılaştı gözümde. Bence yazar biraz fazla gereksiz konulara yer vermiş. Doğruyu söylemek gerekirse kitap, 250 sayfadan sonra sarmaya başladı bende. Ondan sonra nasıl bittiğini anlamadım zaten. Alışma süresi biraz uzun sürdü o kadar. :)

İlk olarak baş karakterimizin adı Seraphina, kitabın adı da buradan geliyor zaten. Kızımız bir müzisyen ve şarkılarına herkes hayran. Seraphina bir yarı ejder yani bir melez. Annesi ejderha, babası insan. Annesi Seraphina'nın doğumunda ölüyor. Ondan sonra Seraphina'ya babasından çok dayısı (ejderha) Orma yardım ediyor. Melezlerde ejder kalıntıları oluyor, Seraphina'nın kolunda ve belinde ejder pulları var. Seraphina (kısaltma adıyla Phina), bir çok şeyle uğraşıyor, zihnindeki imgelemlerle, yaşadığı halkın ejderlerle olan düşmanlıkları vs. Aslında ejderler ve insanlar 40 yıldır süren bir barış içerisinde yaşıyorlardı, ta ki Prens Rufus'un bir anda ölüm haberini alana kadar. İnsanlar Prens Rufus'un ölümünü ejderhalardan sorumlu tutuyorlar ve barış bozuluyor. Phina ve Prens Lucian Kiggs birlik olup olayı çözmeye başlıyorlar... Phina'nın yarı ejder olduğu dayısı ve babasından başka bilen kimse yok ve uğraşması gereken bir bahçesi var. Gördüğü imgelemlerle zihninde bir bahçe kurdu ve orada onun gibi yarı ejderler yaşıyor. Zihninde gördüğü melezler aslında gerçekte de var ve bunu Phina sonradan öğreniyor. Onlarla iletişime geçiyor vs... Kitapta Kiggs'ten önce Apsig Kontu Josef'i çok sevmiştim, ukala tavırları hoşuma gitmişti. Ama Phina onun yerine Kiggs'i tercih etti. Yazar Kiggs'i öyle güzel anlatıyor ki ben bile aşık oldum. :) Kitapta ayrıca fazla yabancı kelime ve karakter var. Bunun için yazar kitabın arkasına karakter tanıtımları ve o yabancı kelimelerin anlamlarını belirten bir sözlük yazmış. Kitabı okurken işime çok yaradı doğrusu.

Özetle fena değildi, dediğim gibi başlarında gereksiz sahnelere yer verilmeseydi tadına doyulmazdı.

PUAN

Seraphina Dombegh

ALINTILAR
Adı Josef'ti, Apsig Kontu'ydu. Ona baktığımı fark etti ve sanki ne kadar yakışıklı olduğunun altını çizmek istercesine buğday renkli saçlarında bir elini gezdirdi. Bakışlarımı çevirdim.

Ardmagar Comonot konuşmasına başladı, "Bir gün, güneş gibi parlayan bir istif gördüm. Üzerine çıktım, parmaklarımı arasına geçirdim ama gördüm ki altın değildi; bilgiydi! Ve o zaman harikulade bir gerçeği anladım: Bilgi bizim hazinemiz olabilirdi."

Kiggs beni tepeden tırnağa süzdü. "Geri dönmeni istiyorum."
"Saçmalama."
"Phina, sana zarar gelirse ne yaparım bilmiyorum. Lütfen geri dön!"

Orma'ya veda etmek üzere odasına gittim.
"Seni bir daha ne zaman göreceğimi bilmiyorum. Bu çok uzun bir zaman olabilir, O zamana kadar orta yaşlı, evlenmiş ve altı çocuklu olabilirsin."
"Orta yaşlı olabilirim ama kimse benimle evlenmeyecektir ve çocuğum da olmayacağı kesin."
"Bu gerçekten doğru mu merak ediyorum."
"Buraya veda etmeye ve iyi yolculuklar dilemeye geldim, üreme yetilerim üzerine kafa patlatmaya değil."

Yüz binlerce savaşa giderim,
Yalnızca bir öpücük için.
(Şarkı sözünden)

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

0 yorum