Rahel Tanrı’yla Hesaplaşıyor - Stefan Zweig Kitap Yorumu

By Kitapların Senfonisi (Büşra) - Mayıs 06, 2020


TANITIM
Kitabın adı: Rahel Tanrı’yla Hesaplaşıyor
Yazar: Stefan Zweig
Türü: Klasik
Yayın evi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Zweig’ın menkıbelerinde hikâye edilen kişiler Tanrı’yı ve kendilerini ararken hayatlarının anlamını bulacaklarına dair umutlarını her daim korurlar. Yazar Rahel Tanrı’yla Hesaplaşıyor’da Rahel ile Yakup’un Eski Ahit ’teki hikâyelerini Kutsal Kitap’taki anlatım biçimini anıştıran bir üslupla ve elbette kendi yorumunu katarak aktarır. Üçüncü Güvercinin Hikâyesi’ni de Nuh Tufanı’ndan esinlenerek kaleme almıştır. Nuh’un tufandan sonra suların çekilip çekilmediğini anlamak için gönderdiği üçüncü güvercin geri dönmez. Ancak Zweig’ın öyküsünde güvercinin dönmeyişinin nedeni Eski Ahit ’teki gibi toprağın kuruması değil, her yerde ölüm ve felaket görmesidir. Esin kaynağı Bhagavad Gita olan Ölümsüz Kardeşin Gözleri ise Virata adlı bir savaşçıyla ilgilidir. Bir savaşta bilmeden öldürdüğü ağabeyinin gözleri Virata’yı her yerde izler. İnsanlardan uzakta, günahtan arınmış olarak yaşamını sürdürmeye çalışsa da, eylemlerinin başka insanların yaşamlarını etkilemesine engel olmayacaktır.

YORUM
Rahel Tanrı’yla Hesaplaşıyor aslında üç farklı hikayeden oluşan 70 sayfalık bir kitap. Ama her biri de tasavvuf üzerine yazılmış. Stefan Zweig Yahudi idi. Haliyle kitapta Tevrat üzerinden hikayeselleştirme yapmış. Üç hikayeyi de farklı olarak yorumlayacağım.

Rahel Tanrı’yla Hesaplaşıyor 
Bu hikayeye nasıl bir yorum yapacağım konusunda kafam çok karışık aslında. Kitap Tanrı’nın öfkeli olması ve Kudüs’ü neredeyse yok edecek olmasıyla başlıyor. Sebebi Kudüs’te yaşayanların farklı Tanrılara inanmaya başlamaları ve diğer Tanrılara bir çeşit ibadet etmeleri diyeyim. Rahel (kadın) da Tanrı’ya Kudüs’ü yok etmemesi için yalvarmaya başlıyor. Ve kendi hayatını örnek sunuyor.

Rahel’in yaşadığı gerçekten yürek burkacak cinstendi ama isteseydi engel olabilirdi. Sırf ablası ‘Tanrı aşkına bana yardım et’ diyor diye sevdiği adamı feda ediyor. Sonrasında olanlar pek kimsenin kaldırabileceği türden şeyler değildi. Tanrı’ya anlattığı hikayesinin sonunda Tanrı yanıt vermeyince ona kafa tutmaya başlıyor. ‘Eğer anlattıklarımı anlamıyorsan artık senin önünde eğilmeyeceğim’ ve bu benzeri birçok şey söylüyor. Hiçbir kitapta böyle bir şeyin mümkün olduğunu düşünmüyorum. Kitabın adına yaraşır bir şekilde Rahel gerçekten Tanrı’yla hesaplaşıyor. Üstelik Tanrı, cesaretinden dolayı Rahel’i resmen kutsuyor. :D Kitabın bu hikayesinin yazılış nedenini anlamlandıramadığımdan, Rahel Tanrı’yla Hesaplaşıyor’u sevemedim.

Üçüncü Güvercinin Hikayesi
Tevrat'ın giriş bölümünde yer aldığı söylenen Üçüncü Güvercinin Hikayesi, Nuh'un gemisinde geçiyor. Nuh, uzun zamandır gemide beklemesinin ardından birer hafta aralıklarla üç güvercin salıyor göğe. Suların çekilip çekilmediğini haber vermelerini istiyor. Güvercinlerden ilki dönüyor duruyor ama kara göremeyince gemiye geri dönüyor. İkinci güvercin bir kara buluyor ve zeytin ağacı yaprağı getirerek Nuh'a haber veriyor. Nuh bunun üzerine seviniyor. En son üçüncü güvercini serbest bırakıyor ve güvercin Nuh'un uzun bekleyişlerinin sonunda bile geri dönmüyor. Nuh, güvercinin karaya vardığını düşünerek mutlu oluyor.

Üçüncü güvercin, özgürlük ve barış yolunda kanat çırparken Nuh'u unutuyor. Özgürlük ona o kadar tatlı geliyor ki geri dönmek aklının ucundan bile geçmiyor. Bir ağaca yuva yapıyor ve orada yaşamaya başlıyor. Derken bir gün ateş sarıyor her yeri. Savaşın getirdiği ölüm çığlıkları üzerine güvercin tekrar yola koyuluyor.

"Bugüne kadar hiç kimse görmedi onu, barışı ararken yolunu kaybeden efsanevi güvercini, fakat o hala başımızın üzerinde uçuyor, korku içinde, kanatları yorgun." (25. sf.)

Üçüncü Güvercinin Hikayesi'nde yazar çok anlamlı bir mesaj gönderiyor aslında biz okurlara. Beş sayfalık bu hikayeyi oldukça sevdiğimi söyleyebilirim.

Ölümsüz Kardeşin Gözleri
İçlerinde en sevdiğim ve en etkilendiğim hikaye bu oldu. Hiçbir savaşını mağlup getirmeyen Virata bir savaşta bilmeden ağabeyini öldürür. Suçlarcasına baktığını düşündüğü donuk gözlerinin ardından bir daha kimseyi öldürmeyeceğine dair yemin eder. Artık Tanrı yolunda, günah işlemeden devam etmek ister ve kral Virata'yı çok sevdiğinden onu sarayın yargıç yapmaya karar verir.

Uzun yıllar suçlulara ölüm hariç birçok ceza verir. En son bir mahkumun Virata'ya, "sen oturduğun yerden hükmetmesini bilirsin, cezayı yaşamadan bizi nasıl anlayabilirsin?" diye bir yorumda bulunur. Virata bu sözlerden çok etkilenir ve bir süreliğine mahkumun yerine geçerek onları anlamak ister. Yaşadığı dayanılmaz acı ve özlem duygusuyla dışarı çıktığında artık yargıç olmak istemediğine, kimsenin hayatına bu şekilde müdahale etmek istemediğine karar verir.

Bir gün üç parça eşyasıyla Virata bir ormana sığınır ve Tanrı yolunda, kendi halinde günahsız yaşamak ister. Lakin etrafta tanınmış bir hale gelmiştir ve Virata'yı örnek alıp hayatını ormanda sürdürmeye karar veren birçok insan olmuştur. Virata, yaptığı her şeyin bir etkisi olduğu kanısına varınca tekrar sarayın yolunu tutar...

Üç hikayenin de farklı mesajlar içeren bir konusu var. Dediğim gibi, ilk hikayeyi sevmedim. İkinci ve üçüncü hikayeler çok güzeldi, anlamlıydı. Eğer genel kurgu ilk hikaye üzerinde olsaydı sanırım puanım bir ya da iki olurdu. Son hikaye için okumaya değer.
PUAN

  • Share:

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

1 Yorum

  1. barış güvercini ileilgili alıntı çok güzel, hemen not aldım defterime ... sevgiler

    YanıtlaSil