Bin Öpücük - Tillie Cole Kitap Yorumu

16:41


TANITIM
Kitabın adı: Bin Öpücük
Özgün adı: A Thousand Boy Kisses
Yazar: Tillie Cole
Türü: Genç Yetişkin
Yayın evi: Yabancı Yayınları

Bir öpücük bir an sürer… ama bin öpücük bir ömür boyu…

Bir oğlan. Bir kız. Anında kurulan ve uzun süre kopmayan, ne zamanın ne de mesafenin koparabileceği bir bağ. Sonsuza dek sürecek bir bağ. Ya da öyle olduğuna inanmışlardı.

On yedi yaşındaki Rune Kristiansen ülkesi Norveç’ten Georgia’daki Blossom Grove kasabasına geri döndüğünde aklında tek bir şey vardı: Ruhunun diğer yarısı olan, onun dönüşünü beklemeye söz veren kız neden bir açıklama dahi yapmadan onu hayatından çıkarmıştı? Rune'un kalbi iki yıl önce, Poppy tek kelime bile etmeden onu terk ettiğinde kırılmıştı. Ancak işin gerçek yüzünü öğrendiğinde, asıl kalp kırıklığını henüz yaşamadığını fark edecekti.

YORUM
Çocukluk aşkını konu alan kitapları hep sevmişimdir. Bin Öpücük de onlardan biriydi. Yalnız sonu hem kalbimi kırdı hem de beni mutlu etti.

Rune ve Poppy'nin hikayesi, Rune'un beş yaşında Blossom Grove'a taşınmasıyla birlikte başlıyor. Tanıştıkları andan itibaren birbirlerine hep çok sıkı dost olacaklarına dair söz veriyorlar fakat bu dostluk, Poppy'nin büyükannesi hastanede ölmek üzereyken ona verdiği kavanozla değişiyor.

Bu kavanozda kalp şeklinde bin tane pembe kağıtlar mevcut. Her biri özel öpücükler için. Poppy büyükannesinin serüvenini sürdürmeye karar verdiği sırada kendisini Rune'un öpücüğüyle karşı karşıya buluyor. İşte hikayeleri böyle başlıyor.

İkisinin de hayatı mükemmel bir şekilde ilerliyorken hiç ummadıkları bir şekilde Rune, babasının işi dolayısıyla Norveç'e geri taşınmak zorunda kalıyor. Bu durumda yapacak tek şeyleri kalıyor. Birbirlerine söz vermek ve sürekli irtibatta kalmak. Ama nedir ki Rune'un taşınmalarının ardından iki ay sonra Poppy iletişimi birden kesiyor ve kasabasından taşınıyor. Ondan ne haber alabilen var ne de yerini bilen. İki yıl boyunca Rune çıkmazdan çıkmaza girerek kötü bir çocuk haline geliyor.

Sonra Rune, kasabaya geri taşınıyor ve onu bekleyen sürprizle karşı karşıya kalıyor. Onların taşınmasından yaklaşık iki hafta önce Poppy'nin kasabaya geri geldiğini öğreniyor. Ama Rune'u asıl bekleyen sürpriz, hayatının dördüncü dönüm noktası oluyor...


“Sen de hissediyor musun?” diye sordu gülerek. 
“Neyi?” diye sordum.
“Hayatı,” dedi. 
“Keşke insanlar bunun her gün nasıl hissettirdiğini bilseydi. Neden her günün tadını çıkarmayı biten bir yaşam öğretiyor? Neden elimizde dünyadaki tüm zaman varken hayallerimizi yaşamak için zamanımızın bitmesini bekliyoruz? Neden en sevdiğimiz insana onu son kez görecekmişiz gibi bakmıyoruz? Eğer bunu yapsaydık hayat daha canlı olurdu. O zaman hayat gerçekten ve bütünüyle yaşanmış olurdu.”

 Kitap genel olarak akıcı bir şekilde işlenmişti. Karakterler dünya tatlısıydı. Her birini ayrı sevdim diyebilirim. Ve yazar, kitap için yazılabilecek en harika sonu yazmıştı bana göre.

Bin Öpücük, bize hayatın her saniyesinin ne kadar önemli olduğunu anlatıyor. Biraz kalbimizi kırıyor ama hayatın gerçeklerini yansıtıyor. İçinizi ısıtacak, sizi gözyaşlarına boğacak bu mükemmel kitabı mutlaka okuyun derim.

PUAN

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

1 yorum

  1. Nedense tam da şu anda okuma istedim kitabı. İnsanı gülümseten kitaplardan gibi. En sondaki alıntıyı da sevdim :)

    YanıtlaSil