Pasaklı Tanrıça - Sophie Kinsella Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

00:26

TANITIM
Kitabın adı: Pasaklı Tanrıça
Özgün adı: Undomestic Goddess
Yazar: Sophia Kinsella
Çeviren: Bige Turan
Sayfa sayısı: 419
Türü: Romantik Komedi
Yayın evi: Artemis Yayınları

Samantha, Londra'da çalışan bir üst düzey avukat. Günün her saati iş başında, ev hayatı yok, tek düşündüğü şirkete ortak olabilmek. Üzerindeki baskı ve adrenalin onu fena halde coşturuyor. Ta ki bir gün... bir hata yapana kadar. Öyle büyük bir hata ki bu, kariyeri mahvolabilir. 

Tamamen aklını kaçırıp Londra'daki ofisinden çıkıyor, bir trene binip hiç bilmediği bir yere gidiyor. Yol sormak için büyük, güzel bir evin kapısını çalınca iş görüşmesine geldiği zannediliyor ve o evde hizmetli olarak çalışması teklif ediliyor. Tabii ki bu evli çift ev işlerini halletmesi için bir avukatı işe aldığından habersiz. Fakat düşünün ki Samantha fırının nasıl çalıştırılacağını bile bilmiyor. Felaketler birbirini kovalıyor. Samantha çamaşır makinesiyle, ütü masasıyla , deterjanlarla müthiş bir savaş verirken; büyük şeflere özel yemekler pişirmeye kalkışırken tam bir kaos yaşanıyor. 

İyi de acaba işverenleri evdeki hizmetlinin başarılı bir avukat olduğunu öğrenebilecek mi? Eski hayatı Samantha'nın yakasını bırakacak mı? Bırakmasa bile, Samantha geri dönmek isteyecek mi?

Göreceğiz!

"Adım Samantha. Yirmi dokuz yaşındayım. Hayatımda hiç yemek pişirmedim. Yer silmedim. Toz almadım. Düğme falan da dikemem. Yapmayı bildiğim tek şey kontratları yeniden düzenlemek ve müvekkilimi milyonlarca pound kâr ettirmek."

YORUM
Sophie Kinsella'nın bir kitabını okumayı çok istiyordum. İstanbul kitap fuarındayken gözüme çarptıydı bu kitap. Konusu da hoşuma gidince alayım dedim. O gün bugündür yeni okuma fırsatım oldu...
Şimdi ana karakterden bahsederek kitabın içeriğine giriş yapayım. Samantha Sweeting, Londra'nın en büyük şirketlerinden birinde avukat. En büyük hayali o şirkette ortak olmak.Derken 7 yıl -tatil bile yapmadan- sürekli çalışıyor. Hayali gerçekleşiyor sonunda ama büyük bir sürprizle birlikte. Samantha çok büyük bir hata yapmıştır. Büyük bir miktarda parayı kayda geçirmemiş. Haliyle ortaklığıyla birlikte kariyeri bitmek üzere.
Hatasını kimseye söylemeden ofisinden çıkıyor şok olmuş bir vaziyette -ne yaptığını bilmeden- bir trene biniyor ve son durakta iniyor. Nerede olduğunu bilmeden, su içmek için lüks bir evin kapısı çalıyor. Ev sahipleri hizmetçi arıyorlardı ve haliyle Samantha'yı hizmetçi başvurusu için gelen biri sanıyorlar. Ev sahibi evi tanıtıp Samantha'yı mülakata alıyor. Londra'dan bir süreliğine uzak kalmak için Samantha bu fırsatı değerlendiriyor ve ev sahiplerine hizmetçi olduğunu ünlü birinden aşçılık dersi aldığını söylüyor. Aslında Samantha hayatında hiç yemek yapmamış ve temizliği t'sini bile bilmez. Ayrıca o derece dağınık birisi. Yani kelimenin tam anlamıyla bir 'pasaklı'. Gelin de Samantha'nın yemek yapma ve temizlik işlerine giriştiğini düşünün. :D Kitap cidden feci komik, en sevdiğim sahnelerden biri de bezelyeleri öylece fırına koyması sonra da her birinin siyah minik toplara dönüşmesi. :DD Ehm, neyse işte bir de yakışıklı bir bahçıvanımız var. Bahçıvan Samantha'nın durumunu tek fark eden kişi oluyor. Sonra yakınlaşıyorlar falan... ^_^ Samantha bu hayata çok çabuk alışıyor. Hatta bahçıvanın annesinden yemek ve temizlik işleriyle ilgili yardım alıyor. Yeni hayatına alışınca geri de dönmek istemiyor.
Yorumumun bu kısımdan sonrası spoiler içerir (!)
Derken her şey bir anda açığa çıkıyor. Hatayı aslında Samantha yapmıyor. Bunu fark edince de şirkete gidiyor olayı açığa çıkarmaya çalışıyor. Hatayı Samantha'nın yapılmadığı öğrenilince onu işe geri çağırıyorlar. Samantha ilkte gitmemeye aşırı kararlıydı sonra ortaklardan bir arkadaşı onu epey ikna ediyor ve geri dönmeye karar veriyor. Hizmetçiliği bırakmak zorunda, yakışıklı bahçıvanı da... Halbuki geri dönme kararından hala emin değil. Trene binip geri dönerken bir anda gitmek istemediğini, eski hayatını özlemediğini fark ediyor ve tekrar vazgeçiyor...
Kitap güzel bir sonla bitiyor ama içerikte 'olmamış' dediğim yerler var. Onlar dışında güzeldi. Boş vakitlerde okunabilir.
PUAN


ALINTILAR
"Samantha, temizlikçin arıyor, elektrikli süpürge torbanı nereye koyduğunu soruyor."
Boş boş bakıyorum. "Neyimi?"
"Elektrikli süpürge torbası," diye tekrarlıyor sekreterim. "Bulamıyormuş."
"Niye elektrikli süpürgeyi torbaya koysun ki?" diyorum ben de afallamış bir vaziyette. "Bir yere mi götürüyormuş?"
Ne bok yemeye Benedict usulü yumurta pişirebileceğimi söyledim ki?
Tamam...sakin ol. Herhalde çok kolaydır. Tereddüt içinde raftan parıldayan bir tencere alıyorum. Ev hanımı beni büyük bir merakla süzüyor.
"Buhar tenceresini ne için kullanacaksın, Samantha?"
Sıçış.
"Sadece...incelemek istedim." Kulaklarım ısınıyor. Nereden başlayacağımı bile bilmiyorum ki. Yumurtaları kıracak mıyım? Haşlayacak mıyım? Duvara mı fırlatacağım?
Bu şey nasıl çalışıyor yahu?
Ev hanımı ütü masasını elimden alıyor. "Her halde sen daha farklı bir modele alışıksın."
"Kesinlikle!" diyorum. "Elbette! Ben daha çok şeyle çalışmaya alışkınım...şeyle...Nimbus 2000!"
Ev hanımı ağzı açık bakakalıyor. "O Harry Potter'ın uçan süpürgesinin adı değil mi?"
Siktir.
Bir yerden hatırlıyordum ama.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

0 yorum