Dublin Caddesi - Samantha Young Kitap Tanıtımı | Yorum | Alıntılar

18:40

TANITIM
Kitabın adı: Dublin Caddesi
Özgün adı: On Dublin Street
Yazar: Samantha Young
Seri: Dublin Caddesi Serisi 1/5
Çeviren: Deniz Ece
Sayfa sayısı: 363
Türü: Romantik, Yetişkin
Yayın evi: DexPlus Yayınları

Joss geçmişte yaşadığı acıları bir kutuya kilitleyip her şeyi unutmak için Amerika'dan İskoçya'ya yerleşmişti ve şimdi yeni bir ev arıyordu.
Bulduğu ev Dublin Caddesindeki havalı binalardan birindeydi.
Yolda bir adamla karşılaştı.
Takım elbiseli, bronz tenli, çıldırtıcı İskoç aksanlı, maço tavırlı, seksi bakışlı Braden'la.
Joss, Braden'ın her zaman kolunda taşıdığı Barbşe kılıklı kızlardan biri değildi, olmaya da hiç niyeti yoktu. 

Ama insan arzularına nereye kadar gem vurabilir? 
Kalbiniz başka, beyniniz başka şey söylüyorsa, hangisinin sözünü dinlersiniz?

Trajedi. Seks. Tutku. Kahkaha. Kıskançlık.
Joss & Braden
YORUM
Kitaplarda kıyaslama yapmayı sevmem ama Dublin Caddesi'ni okurken çok kez Elli Ton'u anımsadım. Gerek Braden'ın annesiyle olan hikayesi, gerek zenginliği, gerek patronluk taslaması, gerek kız arkadaşlarıyla anlaşma yapmaları... Hikaye benziyordu demiyorum, Braden karakteri bana biraz Christian'ı anımsattı sadece. Buna rağmen bence kitap çok akıcıydı, hiç bir sayfayı okurken sıkılmadım. Kahkaha attığım bir çok yer oldu. Bir anda bitiverdi.
Ana karakterin adı Jocelyn, Braden dışında herkes ona Joss diye hitap ediyor. Joss henüz 14 yaşındayken tüm ailesini kaybediyor. 18'ine girdiğinde ona bırakılan servetle beraber annesinin doğduğu yere yani İsveç'e taşınıyor.
Braden'la ilk kez aynı taksiye bindiklerinde tanışıyorlar. O da şöyle oluyor ki ikisinin de acil işi var ve tek bir taksi olunca mecburen aynı taksiye biniyorlar. Takside geçen bir diyalogu alıntılar bölümüne de ekledim. 1. alıntı taksi sahnesinden. :)
Joss, Braden'ı bir daha görmeyeceğini umarak taksiden iniyor ve yeni ev arkadaşıyla tanışmaya gidiyor. Ev arkadaşının adı Ellie, Joss'la hemen kaynaşıyorlar ve Joss tanışıyor. Ellie'nin abisi (!) Ellie'yi ziyarete geliyor. Abisi kim dersiniz? Braden!!! İkinci karşılaşmaları tuhaf bir şekilde gerçekleşiyor.
Joss'un büyük bir güven sorunu var ve ailesinin ölümünü onca yıla rağmen atlatabilmiş değil.Güven sorununu ve bazı şeyleri atlatabilmesi için ailesinin ölümüyle yüzleşmek zorunda. Braden ve hem yakın arkadaşı hem de ev arkadaşı Ellie'nin bu konuda epey katkısı oluyor.
PUAN

ALINTILAR
"Sana numaramı vermeyeceğim."
Tekrar sırıttı. "İstemedim ki. Hem istesem bile sana sormam. Sevgilim var."
"O zaman bana öyle bakmayı kes."
"Sevgilim var ama kör de değilim. Bir şey yapmıyorum diye bakmayacak da değilim."

Suratında koca bir sırıtmayla bardan geriye doğru bir adım atıp bana doğru başını salladı.
"Ne var?" dedim ters ters.
Çarpık çarpık gülümsedi. Erkeklerin çarpık gülümsemelerinden nefret ediyorum. Böyle seksi olanlarından bile. "Hangisini daha çok sevdiğimi bilmiyorum..." dedi düşünceli düşünceli çenesini ovuşturarak. "Çıplak seni mi, askılı bluzlu seni mi. 90, değil mi?"
Ne? Kaşlarımı çattım, ne dediğini anlamamıştım.
Ve sonra dank etti.
Öküz!
Braden'dan mesaj geldi; "Perşembe akşamını ayarla. İş yemeği. Güzel bir elbise giy. Seni 7:30'da alırım. x"
Cevap yazdım: "Bu kadar kibarca sorduğun için peki."
Ellie, "Hayalperest safoş" dedi.
"Sen bana az evvel safoş mu dedin?"
"Evet. Hayalperest olanından hem de."
"Pardon, safoş ne demek, sorabilir miyim?"
"Bir durumun gerçekliğini anlamayan insan; aptal kişi; salak; beyinsiz. Hayalperest safoş; Joss Butler ve onun ağabeyim Braden Carmichael ile yaşadığı ilişkinin gerçek kimliğini aptalca ve salakça bir şekilde yanlış yorumlaması."
Başımı evet anlamında salladım. "Safoş, iyiymiş."
Bana yastık fırlattı.

Braden hızla yanağıma bir öpücük kondurup ben onu öldüremeden çekildi.
Ellie, "Haydi arkadaşlar, ne yapıyorsunuz hala orada?" diye seslendi.
"Jocelyn sevişelim diye yalvarıyor ama ben hiç uygun bir zaman olmadığını söylüyordum," diye bağırdı Braden.

"Bulaşıkları yıkarken sinsi pezevenk arkamdan gelip birden belime sarıldı. Ve beni öptü. Tam şuradan." Sinirle boynumu işaret ettim. "Onu hapse falan attıramaz mıyım?"
Dr. Pritchard burnundan güldü. "Seni sevdiği için mi?"
Geriye kaykılıp başımı iki yana salladım. "Dr. Pritchard," dedim yavaşca, "siz kimin tarafındasınız?"
"Braden'ın."

"Risk alıp kaybetmekten daha korkunç olan nedir biliyor musun?"
Başımı hayır anlamında salladım.
"Pişmanlık Joss. Pişmanlık insanı mahveder."

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

0 yorum